Duyurular
2-3519 ESAS NUMARALI KANUN TEKLİFİ HAKKINDA, kanun teklifi aile görüşü haberleşme özgürlüğü ihlal özel hayat mahpus tecrit,ÖHD ,öhd,özgürlük için hukukçular,özgür hukukçular ,özgürlük için hukukçular derneği,
07.04.2021

2-3519 ESAS NUMARALI KANUN TEKLİFİ HAKKINDA

AKP tarafından meclise sunulan yeni yasa teklifi mahpusların yazışmaları ve aile görüşlerini izleme ve kayıt altına almaya yönelik olup aile ve özel hayata saygı hakkının ve haberleşme hürriyetinin ihlali anlamına gelmektedir. Yasa teklifine ilişkin değerlendirmemiz;

 

2-3519 ESAS NUMARALI KANUN TEKLİFİ

DEĞİŞİKLİK ÖNERİLEN MADDELER;

MADDE 9– 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 68 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarına sırasıyla aşağıdaki cümleler ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “Hükümlü, usul ve esasları Adalet Bakanlığınca belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilir.” “Bu iletiler, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilir.” 

“(5) Kamu düzeninin korunması ile kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla hükümlüye gelen veya hükümlü tarafından gönderilen mektup, faks ve telgraflar dijital olarak kaydedilir veya fiziki olarak saklanır. Bunlar, amacı dışında kullanılamaz, kanunda açıkça belirtilen haller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamaz, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç bir yıl sonunda silinir. Bu fıkra hükmü dördüncü fıkra bakımından uygulanmaz.” 

MADDE 10-5275 sayılı Kanunun 83 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. 

“(4) Önceden bilgilendirilmek suretiyle, kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki kişilerle yapacakları görüşmeler, kamu düzeninin korunması ile kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla kurum yönetimi tarafından dinlenebilir ve elektronik cihazlar da dahil olmak üzere kaydedilebilir. Bu fıkra uyarınca tutulan kayıtlar, amacı dışında kullanılamaz ve kanunda açıkça belirtilen haller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamaz. Bu kayıtlar herhangi bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç bir yıl sonunda silinir.” 

 

İLGİLİ MEVZUAT

5275 sayılı Kanun'un "Hükümlüyü ziyaret" kenar başlıklı 83. maddesi

"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir.

(3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır."

5275 sayılı Kanun’un "Hükümlünün telefonla görüşme hakkı" kenar başlıklı 66. maddesi

"Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, tüzükte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir..."

5275 sayılı Kanun’un "Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları" kenar başlıklı 9. maddesi

"1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır..." 22. 5275 sayılı Kanun’un "Tutukluların yükümlülükleri" kenar başlıklı 116. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları,... ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar, beden eğitimi, kütüphane ve kurslardan yararlanma konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."

 

26/6/1930 tarihli ve 1721 sayılı Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanun'un 2. maddesi

“e) Ceza evinin emniyeti bakımından mahkûmlara ait mektupların ve kendilerini ziyarete gelenlerle konuşmalarının ve hariçle muhaberelerinin ne suretle tanzim ve kontrol edileceği,

f) Ceza ve tevkif evlerinin memur ve müstahdemlerinin vazife ve salahiyetleri ve haklarında kimler tarafından ne gibi inzibati muameleler yapılacağı hakkında bir nizamname tanzim olunur.”

Ziyaret Yönetmeliği'nin (Hükümlü Ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik) "Temel ilkeler" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi

"(d) Hükümlü ve tutuklular, bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde, üçü kapalı biri açık görüş olmak üzere görüşme yapabilir."

Ziyaret Yönetmeliği'nin "Kapalı görüş" kenar başlıklı 7. maddesi

"Kapalı görüş, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerinin her türlü maddi temasının önlendiği, konuşulanların hazır bulunan görevli tarafından işitilebilecek şekilde izlenebildiği ve ceza infaz kurumu idaresinin bu iş için tahsis ettiği özel bölümde yapılan görüşmelerdir."

İnfaz Tüzüğü'nün "Telefonla görüşme hakkı" kenar başlıklı 88. maddesi

"(1) Kapalı kurumda bulunan hükümlüler, belgelendirmeleri koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir.

 (2) Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:

    a) Hükümlüler, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakılma veya kısıtlama cezası ile hücreye koyma cezasının infazı sırasında olmamak koşuluyla, idarenin kontrolünde bulunan ve kurumun uygun yerlerine yerleştirilen telefonlardan yararlandırılır,

    g) Hükümlünün, kurumun güvenliğini tehlikeye düşüren, suç oluşturan veya bir suça azmettirme ya da yardım etme sonucunu doğurabilecek konuşmalarda bulunduğu dinleme sırasında belirlendiğinde, görüşme derhâl kesilir. Bu hâlde hükümlü hakkında adlî veya idarî soruşturmaya esas olacak işlemler kurum en üst amiri tarafından yapılır,

 (4) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerin, bu maddede belirtilen yakınları ile yaptığı telefon görüşmeleri, idare tarafından dinlenir ve elektronik aletler ile kayda alınır. 27.  İnfaz Tüzüğü'nün "Ziyaret yeri" kenar başlıklı 130. maddesi şöyledir:

"(1) Kurumlarda kapalı ziyaretler, bu amaç için tahsis edilen yerlerde yapılır. Kapalı ziyaret yeri bulunmayan kurumlarda ise, ziyaretler, fiziksel temas ve eşya alış-verişini engelleyecek şekilde kurum idaresince uygun görülen yerlerde yapılır."

 

T.C. ANAYASASI

Özel Hayatın Gizliliği

Madde 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga üçüncü cümle: 3/10/2001-4709/5 md.)

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

 Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.

 

Haberleşme hürriyeti

Madde 22 – Herkes, haberleşme hürriyetine  sahiptir. Haberleşmenin  gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

 

MAHPUSLARA MUAMELEYE DAİR BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ASGARİ STANDART KURALLARI (NELSON MANDELA KURALLARI)

“Dış dünya ile ilişki

Madde 58

1. Mahpuslara, aileleri ve arkadaşları ile gerekli denetim altında, düzenli aralıklarla aşağıdaki şekilde iletişim kurmalarına izin verilir:

(a) Karşılıklı yazışarak, mümkün olduğu durumlarda telekomünikasyon, elektronik, dijital ve diğer araçları kullanarak ve

(b) Ziyaret kabul etmesiyle”,

 

AVRUPA İŞKENCEYİ ÖNLEME KOMİTESİ(CPT)’NİN 2 NOLU GENEL RAPORU’NUN 51 NOLU paragrafına göre;

“Mahkûmların dış dünyayla temaslarını makul düzeyde devam ettirmesi de çok önemlidir. Her şeyden önce mahkûmlara aileleriyle veya yakın arkadaşlarıyla ilişkilerini devam ettirebilme imkânı verilmelidir. Buradaki temel prensip, dış dünyayla temasın desteklenmesi olmalıdır; bu tür temasın sınırlanması sadece kayda değer güvenlik endişelerine ... dayandırılabilir.”

 

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ

“Sözleşme Madde 8 – Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı

1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin hukuka uygun ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”

 

AİHM KARARLARI[1]

AİHM'e göre hükümlü ve tutuklular Sözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) [BD], B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69).

 

AİHS 8. Madde (Özel Hayata Ve Aile Hayatına,  Konuta Ve Haberleşmeye Saygı Hakkı)

AİHM’e göre özel hayata saygı hakkı, özel bir sosyal hayat sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğini geliştirme hakkı anlamında bir özel hayatı güvence altına almaktadır. Bu yönü ile değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak ve geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 45)

 

MÜDAHELE

Temel ilkeler; Mahkeme, AİHS’in 8 inci maddesi bağlamında bir bireyin özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkında yapılan herhangi bir müdahalenin “hukukilik”, “meşru amaç” ve “demokratik bir toplumda gerekli olma” şartlarını taşımaması durumunda, Sözleşmenin 8 inci maddesinin ihlaline karar vermektedir.[2]

AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir. Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 99-105).

AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan mevzuatın ilk olarak ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci olarak söz konusu sınırlandırma meşru bir amaca dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72, 25/3/1983, §§ 85-90; Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88, 25/3/1992, § 34).

AİHM'e göre hükümlü ve tutukluların özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Messina/İtalya (No. 2), B. No: 25498/94, 28/9/2000, § 61). Bu hakka getirilen sınırlamalar, suç ve düzensizliğin önlenmesi için güvenlik nedeniyle uygulamaya konulmuş olsa da haklı bir gerekçeye dayanmalıdır (Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02, 20/5/2008, § 46).

 

AİHM tutukluların yakınlarıyla ziyaretçi odasında yaptıkları görüşmelerin güvenlik endişesiyle sistematik bir şekilde kaydedilmesinin görüşme odalarının tutuklunun yakınlarıyla mahrem konuları konuşmasını da içeren özel hayatını sürdürmesi işlevinin de inkârı anlamına geleceğini vurgulamıştır. Ceza infaz kurumundaki görüşme odasında yapılan konuşmaların haberleşme ve özel hayat kavramı içinde yer alabileceğini vurgulamıştır. AİHM'e göre mahkûmların yakınlarıyla yaptığı görüşmelerinin izlenmesi ve kaydedilmesi onların belli bir mahremiyete sahip olduğu düşüncesini ortadan kaldırmadığından konuşmaların kaydedilmesinin özel hayata müdahale olarak kabul edilmesi gerekmektedir (Wisse/Fransa, B. No: 71611/01, 20/12/2005, §§ 29- 30).

AİHM'e göre tutukluların görüşme odasında yaptığı konuşmaların kaydedilmesi şeklindeki uygulamanın muhatabı olabilecek uygun kişiler kategorisini belirleyen ve bu kişilere muhtemel ciddi suistimallere karşı tam koruma sağlayacak güvenceleri öngören iç hukuk kuralına dayanması gerekmektedir. Bu kapsamda AİHM kararlarında, idare tarafından yapılacak sistematik dinleme ve kaydetme tedbirinin süresinin belirlenmesi gerektiği hususu ile kayıtların tutanaklarının hazırlanması ve kayıtların silinmesi ya da imhasına ilişkin koşulların düzenlenmesinin önemine vurgu yapılmıştır (Wisse/Fransa, §§ 33-34; Kruslin/Fransa, 11801/85, 24/4/1990, §§ 34-35).

Mevzuat, eğer mahpusların haberleşmelerinin izlenmesine yönelik tedbirlerin süresini veya bunları haklı kılan sebepleri düzenlemiyorsa, eğer ilgili alanda yetkililere tanınan takdirin kullanılmasının kapsamı ve biçimini yeterli açıklıkla belirtmiyorsa veya eğer makamlara çok geniş bir takdir yetkisi bırakıyorsa, Sözleşme ile uyumlu değildir (Labita /İtalya [BD], §§ 176 ve 180-184; Niedbała /Polonya, §§ 81-82; Lavents /Letonya, § 136).

Mahpusların haberleşmeleri üzerinde bir derece kontrol kabul edilebilirdir ve mahpusluğun olağan ve makul gereklilikleri dikkate alındığında, tek başına Sözleşme’yle uyumsuz değildir (Silver ve Diğerleri /Birleşik Krallık, § 98; Golder /Birleşik Krallık, § 45). Ancak, böyle bir kontrol Sözleşme Madde 8/2’ye uygun olarak güdülen meşru amaçların gerektirdiklerini aşmamalıdır. Tutukluların, telefon iletişimi dâhil, dış dünyayla iletişimini izlemek gerekli olabilirse de, uygulanan kurallar ulusal makamların keyfi müdahalesine karşı mahpusa uygun koruma sağlamalıdır (Doerga /Hollanda, § 53).

Müdahale Madde 8 /2’de ortaya konan hukuka uygunluk gerekliliklerini yerine getirmelidir. Kamu makamlarının hangi durumlar ve koşullarda bu gibi tedbirlere başvurmaya yetkili olduğuna dair herkese bir gösterge vermek için kanun hükümleri yeterince açık olmalıdır (Lavents /Letonya, § 135). Ulusal makamların mahpusun haberleşmesini izlemelerini dayandırdıkları kanun hükmünü belirtmek, Mahkeme önündeki davalı Hükümetin görevidir (Di Giovine /İtalya, § 25).

Hukuka uygunluk gereklilikleri yalnızca ulusal hukukta bir yasal dayanak olmasını değil; aynı zamanda kanunun, açık, etkileri bakımından öngörülebilir ve hareketlerinin sonuçlarını öngörebilecek konumda olması gereken ilgili kişiler için erişilebilir olmasını gerektiren niteliğini de ifade eder (Silver ve Diğerleri /Birleşik Krallık, § 88).

Ulusal hukuk, müdahaleye izin verdiği durumda, cezaevi makamlarının kötüye kullanımını engellemek için güvenceler de içermelidir. Tedbirin uzunluğu veya onu gerektirebilecek sebepler hakkında hiçbir şey söylemeden, yalnızca haberleşmesinin “sansürlenebileceği” kişi grubunu ve yetkili mahkemeyi tespit eden bir kanun yeterli değildir (Calogero Diana /İtalya, §§ 32-33).

Mahkeme, mahpusların haberleşmesinin izlenmesi ile ilgili ulusal hükümlerin ulusal makamlara çok fazla serbestlik tanıdığı ve “haberleşmenin izlenmesinin bu nedenle otomatik, bir yargı mercii kararından bağımsız ve itiraz edilemez gözükmesine” neden olacak şekilde, cezaevi müdürlerine “mahpusun rehabilite edilmesi süreci için uygun olmayan” herhangi bir haberleşmeyi saklama yetkisi verdiği durumda, ihlal tespit etmektedir (Petra /Romanya, § 37). Ancak, takdir hakkı tanıyan bir kanunun bu takdirin kapsamını belirtmesi gerekmektedir. (Domenichini /İtalya, § 32),

Bir mahpusun haberleşmeye saygı hakkına yapılan müdahale ayrıca demokratik toplumda gerekli olmalıdır (Yefimenko /Rusya, § 142). Bu “gereklilik” mahpusluğun olağan ve makul gereklilikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Her halde söz konusu tedbir Madde 8 § 2 bağlamında orantılı olmalıdır. İzlemenin kapsamı ve kötüye kullanıma karşı yeterli güvencelerin varlığı bu değerlendirmedeki en temel kriterlerdir (Tsonyo Tsonev /Bulgaristan, § 42).

İzlemeye konu haberleşmenin niteliği de dikkate alınabilir. Örneğin bir avukat ile olan haberleşme gibi bazı haberleşme türleri, arttırılmış bir gizlilik seviyesine sahip olmalıdır, özellikle de cezaevi makamları aleyhine şikâyetler içerdiği durumda (Yefimenko /Rusya, § 144). Müdahalenin kapsamı ve niteliği bakımından, haberleşilen kişi türleri arasında ayrım yapılmaksızın mahpusun tüm haberleşmesinin izlenmesi söz konusu menfaatler arasındaki dengeyi bozar (Petrov /Bulgaristan, § 44). Mahpusun mahkemeden kaçacağı veya tanıkları etkileyeceğine dair duyulan salt korku, bir mahpusun tüm haberleşmesinin rutin şekilde kontrolü için ucu açık izni haklı kılmaz.  (Jankauskas /Litvanya, § 22).

Yazışma

Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin  8. maddesinde de herkesin, haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme bağlamında, bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme faaliyetlerinin haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49; Ahmet Temiz, § 31). 25. Kamu makamlarının bireyin haberleşme hürriyetine ve haberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır. Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla haberleşme hürriyetine yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birlikte haberleşme hürriyeti mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalara tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50; Ahmet Temiz, § 32).

AİHM’in görüşüne göre, mahpusun yazışmalarını izleme, Sözleşme'nin 8. maddesi uyarınca bir "müdahale" anlamına gelmektedir. Böyle bir müdahale, "yasaya uygun" olmadıkça, 2. paragrafta belirtilen meşru amaçlardan birini veya birkaçını takip etmedikçe ve bu amaçlara ulaşmak için "demokratik bir toplumda gerekli" olmadıkça 8.Madde'ye aykırı olacaktır (Szuluk / Birleşik Krallık, no. 36936/05, § 43, 2009).

Bu tür bir kontrolün izin verilen kapsamı değerlendirilirken, mektup yazma ve alma fırsatının bazen mahpusun dış dünyayla tek bağlantısı olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir (bkz.Campbell / Birleşik Krallık, 25 Mart 1992, § 45, Seri A no. 233).

Müdahalenin orantılılığının değerlendirilmesi, ilgili yazışmanın niteliğini de dikkate alır. Örneğin, Mahkeme, özellikle cezaevi yetkililerine yönelik iddia ve şikâyetlerle ilgili bu tür yazışmalar söz konusu olduğunda, bir mahpusun bir avukatla planlanan veya bekleyen yargılamalara ilişkin yazışmalarında gizlilik ihtiyacının gerekli olduğu kanaatine varmıştır. Bu tür yazışmaların, özellikle burada yer alan konuyla doğrudan ilgisi olabilecek kişiler veya yetkililer tarafından rutin incelemeye açık olması, bir avukat ile müvekkili arasındaki ilişkilere ilişkin gizlilik ve mesleki ayrıcalık ilkelerine uygun değildir ( bkz. Campbell, yukarıda anılan, § 47). Mahkeme ayrıca, kural olarak, gerçek veya müstakbel bir başvuran ile onun Mahkeme önündeki temsilcisi arasındaki yazışmanın ayrıcalıklı olması gerektiğini değerlendirmiştir (bkz. Boris Popov, yukarıda anılan, § 112).

Avukat ile Yazışma

Yetkililer, bir mahpus ve avukatı arasındaki -diğer yasal temsilcileri de kapsayabilen- iletişim gizliliğini sağlamalıdırlar (A.B./Hollanda, 2002, § 86). Bunun yanı sıra Mahkeme, kural olarak, gerçek veya potansiyel bir başvuran ve temsilcisi arasındaki yazışmanın Mahkeme nezdinde gizli olması gerektiği kanaatine varmıştır (Yefimenko/Rusya, 2013, § 144).

Mahkeme, hapsedilmenin olağan ve makul gereklilikleri dikkate alındığında, mahpusların yazışmaları üzerinde belirli ölçüde bir kontrol tedbirinin gerekli olduğunu ve bu durumun kendiliğinden Sözleşme’ye aykırı olmadığını kabul etmiştir  (Campbell/Birleşik Krallık, 1992, § 45). Fakat AİHM’in içtihadına göre, bir avukata danışmak isteyen her insanın, tam ve yasaklanmamış görüşmeyi destekleyen koşullar altında bunu gerçekleştirmede özgür olması gerekmektedir. Bu sebeple avukat-müvekkil ilişkisi, ilke olarak gizlidir. Mahkeme, bir mahpusun, müdafi ile cezaevi yetkililerinin işitemeyeceği şekilde iletişim kurmasının önemini birçok kez vurgulamıştır. Kıyasen, aynı durum, kendileri aleyhindeki yargılamalara dâhil olan yetkililere de uygulanmaktadır. Nitekim Sözleşme, pratik ve etkili olan hakları güvence altına almayı amaçlarken bir avukatın, müvekkili ile bu tür bir gözetim olmadan görüşememesi ve müvekkilinden gizli talimatlar alamaması hâlinde yardımının çoğu yararlılığını kaybeder. Yazışmalarının, içerdiği konuyla doğrudan ilgili olabilecek kişi veya yetkililer tarafından rutin incelemeye elverişli olması hâlinde bu durum, bir avukat ve müvekkili arasındaki ilişkilere bağlı olan gizlilik ve mesleki gizlilik ilkelerine uymamaktadır. Bu ilkeler ışığında Mahkeme, bir mahpusun avukatına gönderdiği veya avukatından aldığı bir postanın okunmasına ancak, yetkililerin mektubun içeriğinin cezaevi güvenliğini veya diğer kişilerin güvenliğini tehlikeye düşürdüğü veya suç niteliği taşıdığı gerekçesiyle gizliliğin kötüye kullanıldığına inanmaları için makul bir nedenlerinin bulunduğu istisnai koşullar altında izin verilmesi gerektiğine karar vermiştir. Neyin “makul bir neden” olarak değerlendirilebileceği tüm koşullara bağlı olmakla beraber bunun ön şartı, objektif bir gözlemciyi gizli iletişim kanalının kötüye kullanıldığına ikna edecek olgu veya bilgilerin varlığıdır (Piechowicz/Polonya 2012, § 239).

 

 

 

ÖZGÜRLÜK İÇİN HUKUKÇULAR DERNEĞİ

 


[1] Hapishaneler ve 8. Madde bağlamında alınan kararlar ele alınacaktır.

[2] Osman Doğru ve Atilla Nalbant, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Açıklama ve Önemli Kararlar (Cilt 2), Ankara, s. 10