Duyurular
KARADENİZ BÖLGESİ HAPİSHANELERİ HAK İHLALLERİ RAPORU, öhd karadeniz cezaevi hapishane,
19.04.2021

KARADENİZ BÖLGESİ HAPİSHANELERİ HAK İHLALLERİ RAPORU

Ocak-Şubat 2021  tarihleri arasında, Ordu E Tipi Kapalı C.İ.K, Giresun Espiye L Tipi Kapalı C.İ.K, Trabzon Beşikdüzü T Tipi C.İ.K, Rize Kalkandere L Tipi Kapalı C.İ.K, Bayburt M Tipi Kapalı C.İ.K, Gümüşhane E Tipi C.İ.K. için avukatların müvekkillerini ziyaretleri, mahpuslar tarafından yollanan mektuplar, aileleri tarafından yapılan başvurular ve sosyal medya ile ulusal ve uluslararası medyaya yansıyan bir kısım hak ihlallerinin yaşandığı iddiaları doğrultusunda  Karadeniz Bölgesi Hapishanelerinde yaşanan hak ihlallerinin tespiti amacıyla Van Barosu Cezaevi Komisyonu ve  Özgürlük için Hukukçular Derneği avukatları tarafından ziyaretler gerçekleştirilmiş ve işbu raporun düzenlenmesi gerekmiştir.
 
GİRESUN ESPİYE L TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU
 
Görüşülen mahpusların tıraş oldukları ve saçlarını kazıttıkları görülmüştür. Bunun sebebi ise çoğu  mahpusun vücudunda  kaşıntı  olmasıdır. Bulaşıcı bir hastalık gibi görünen  bu  durum mahpuslar tarafından   idareye iletilmiş  fakat idare   durumun geçici ve mevsimsel olduğunu söyleyerek  gerekli önlemleri almamıştır. 
Yasak denilerek okumak istedikleri Yeni Yaşam gazetelerin kendilerine verilmediğini belirtmişlerdir. Sadece Cumhuriyet gazetesi  günler sonra verilmektedir. 
 
Kısmi arama adı altındaki aramaların,  iki üç ayda bir , detaylı olarak  yapıldığı ve bu aramalarda infaz korumaların bağırmalarına maruz kalındığı belirtilmiştir.
 
Mahpuslar 8 Kişilik koğuşta 20 kişi kaldıklarını belirtmekte  ve bu nedenle  zor anlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca tek kişilik hücrede de 3 kişi kalındığı belirtilmiştir. 
 
Mahpuslar kantinden satın aldıklarını malzemelerin fiyatlarının fahiş olduklarını belirtmiş, yine kantinden fahiş fiyata satın aldıkları bu şeylerin kalitesiz olduklarını söylemişlerdir. Virüs tehlikesininin ortadan kaldırmak için alınmak istenen temizlik malzemelerine  de kısıtlı olarak ulaşılmaktadır. Başka alternatifleri olmadığından almak zorunda kaldıklarını belirten mahpuslara  İdare tarafından  ayda bir sabun ve çamaşır suyu verildiği tarafımıza iletilmiştir. 
 
Koğuşlarda  olan iki  mahpusun psikolojik sorunlarının olduğu belirtilmiş ve bunun endişe verici boyutta olduğu söylenmiştir. 
Mahpuslara verilen yemeklerin az ve yenilmeyecek  durumda oldukları söylenmiştir. 
Kişi başı 3 kitap verildiği, istenen bazı  kitapların ise idare tarafından verilmediği iletilmiştir. Yasaklı olmayan kitapların da idarece sakıncalı görülmesinden kaynaklı verilmediği belirtilmiştir. 
5 günlük sürelerle 2 kişinin dönüşümlü şekilde açlık grevine girdiği , grevdeki mahpusların ayrı bir hücreye alındığı  belirtilmiştir. Grevdeki mahpuslara şeker, limon verilmekte olduğu ama yoğurt ve meyve suyunun verilmediği belirtilmiştir. Açlık grevi sürecinde muayene edilmedikleri  ve verilen limonların ise bozuk olduğu söylenmiştir. 


Her koğuşta 3 kameranın olduğu iletilmiştir. Bu kameraların 2sinin koğuş içinde olduğu 1 tanesinin ise havalandırma bölgesinde olduğu söylenmiştir. 
Mahpuslardan 4 kişinin hücre cezaları nedeniyle bırakılmadığı belirtilmiştir.
Pandemi sürecinden önce  koğuşlar arası aktivite olmadığı gibi pandemi sürecinde de aktivitenin olmadığı belirtilmiştir. Sosyal aktivitenin  ve atölye çalışmalarının yaptırılmadığı yaklaşık bir aydır sadece 40 ar dakikalık spor yapma hakki verildiği dile getirilmiştir. 
Hastaneye sevklerin yapılmadığı da mahpuslar tarafından iletilmiştir. 
Pandemi sürecinden kaynaklı cezaevine dışardan gelenlerin 15 gün boyunca hücrede tutulduğu belirtilmiştir. 
Gönderdikleri mektupların kaybolduğunu  ve mektuplara cevap alınmadığını  aktarmışlardır. 
Hastane sevklerinin yapılmadığını,cezaevi yönetimi ile yaptıkları her görüşmede yönetimde sevklerin yapılacağı söylense de ,sevklerin yapılmadığı söylenmiştir. 
İlaçlara çok zor şartlarda ulaşılabildiği, neredeyse ilaçları alamama seviyesine gelindiği dile getirilmiştir. 
Koğuş değişikliğinde problemler yaşandığı  dile getirilmiştir. 
Radyo verileceği söylemişse de radyonun verilmediği  aktarıldı.
Kargo ile aileler tarafından gönderilenlerin  sebepsiz yere bekletildigi, müdürle görüşmelerde bu sorunun halledilecegi sözü verilse de bu sözün  yerine getirilmediği dile getirildi. 


 TRABZON, BEŞİKDÜZÜ T TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU
 
Yasak denilerek okumak istedikleri Yeni Yaşam gazetelerin kendilerine verilmediği ; Karar, Hürriyet, Cumhuriyet gazetelerinin verildiği iletilmiştir. 
 
Mahpuslar 8 Kişilik koğuşta 16 kişi kaldıklarını , bu nedenle   zor anlar yaşadıklarını belirtmişlerdir.
Pandemi süreci nedeniyle sohbet haklarının kendilerini hiçbir surette verilmediğini aktarmışlardır. Yine kütüphane, kurs-atölye alanları tamamen kendilerine kapatılmış durumda olduğunu belirtmişlerdir.
 
Her bir mahpus için 4 (tane) kitap kotası getirilmiş ve kitap dışında yer alan argümanlar da kitap statüsüne alınıp bu kotadan düşülmüştür. 
Yasaklama kararı olmayan kitapların keyfi uygulamalar ile verilmediği belirtilmiştir. Verilen kitapların da teslimi geç yapıldığı belirtilmiştir.
 
Hastaneye sevklerin yapılmadığı, mahpusların  çok acil sağlık sorunları  olmadığı müddetçe hastaneye sevkleri yapılmadığı iletilmiştir. 
 
Mahpuslar kantinden satın aldıkları malzemelerin fiyatlarının fahiş olduklarını belirtmiş, yine 
kantinden fahiş fiyata satın aldıkları bu şeylerin kalitesiz olduğunu fakat  başka alternatifleri olmadığı için  almak zorunda kaldıklarını söylemişlerdir.  Virüs tehlikesini ortadan kaldırmak için alınmak istenen temizlik malzemesine ise kısıtlı olarak ulaştıklarını  belirtilmiştir.
  
RİZE, KALKANDERE L TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

Süresiz ve dönüşümlü açlık grevlerinin olduğu belirtilmiştir. 4 kişilik gruplar halinde  5 gün boyunca dönüşümlü şeklinde greve girildiği iletilmiştir. 
Yasak denilerek okumak istedikleri Yeni Yaşam gazetelerin kendilerine verilmediğini belirtmişlerdir.
 
Bütün siyasi mahpusların 4 koğuşa ayrıldığını ve bu 4 koğuşun cezaevinin 4 ayrı bloğuna gönderildiğini, bu surette arkadaşları ile görüşemediklerini ve haber alamadıklarını söylemişlerdir. Bu uygulama ile yan taraflarında bulunan koğuşlara diğer suç gruplarında bulunan mahpusların alındığını, bu uygulamanın sorunlara neden olduğunu belirtmişlerdir. Öyle ki yaşam tarzları dahi farklı olan bu suç gruplarında bulunan mahpuslarla anlaşamadıklarını belirtmişlerdir. 
Koğuşlar arası aktivitenin olmadığını söylemişlerdir. 
Kantin alışverişlerinin sıkıntılı olduğu, alınacak malzemelerin pahalı olduğu belirtilmiştir. Dışardan alışverişe müsaade edilmediği için bu malzemeleri fahiş fiyata almak zorunda kaldıkları belirtilmiştir.
Gardiyanların mahpuslara yaklaşımlarının  rahatsız edici boyutta olduğu belirtilmiştir. Mahpuslarla bağırarak konuşulup mahpusların istekleri dikkate alınmamaktadır. 
Mahpuslara Kürtçe mektup ve kaynak verilmediği  iletilmiştir. Cezaevi idaresince, Tercüman ücretlerini karşılamaları şartı ile mektup ve kaynakların verilebileceğinin söylendiği belirtilmiştir.   

BAYBURT M TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

Süresiz dönüşümlü açlık grevlerinin olduğu belirtilmiştir. Sırayla birer kişinin  5 günlük süreyle greve girdiği iletilmiştir. İdare tarafından tuz, şeker,limon, yoğurdun verilmekte olduğu söylenmiştir. Greve başlarken ve grev biterken tansiyon,nabız,kilo kontrolü yapıldığı belirtilmiştir. 
Pandemi sürecinden önce  koğuşlar arası aktivite olmadığı gibi pandemi sürecinde de aktivitenin olmadığı belirtilmiştir. Sadece koğuş içinde kısıtlı zamanlarda aktivitenin yapıldığı iletilmiştir. 
Yeni kurulan Cezaevi İzlem Kurulunun mahpuslara pişmanlık dayatmasında bulunduğu , pişmanlık göstermeyenlerin koşullu salıverilmeyeceği mahpuslar tarafından iletilmiştir. 
Yemeklerin kötü olduğu, kantindeki malzemelerin ise pahalı olduğu belirtilmiştir. Ailelerin mahpuslara getirdiği  kırtasiye malzemelerinin alınmadığı tarafımıza iletilmiştir. 
Mülkiye Doğan isimli mahpusun dişlerinin olmadığı, hastaneye  sevkinin yapılmış olduğu, buna  rağmen hastaneye götürülmediği belirtilmiştir. 
Koğuşlar arası değişim talep edildiği halde taleplerin karşılanmadığı belirtilmiştir. 
Gazetelerin ,bayide sıkıntı olduğu gerekçesiyle,  verilmediği mahpuslar tarafından iletilmiştir. Mahpusların radyolarının ellerinden alındığı, kantinde satılan radyoların alınması gerektiğinin söylendiği belirtilmiştir. 
Kişi başı 10 kitap verildiği, bazı kitapların keyfi olarak verilmediği belirtilmiştir. 
Cezaevi nakillerinin ve hastane sevklerinin yapılmadığı söylenmiştir. 

GÜMÜŞHANE E TİPİ C.İ.K

Covid19 vakasının olmadığı belirtilmiştir. 
Koğuşların küçük olduğu ve yaşam alanlarının kısıtlı olduğu  dile getirilmiştir. 
Cezaevinin yanında fabrika olduğu ve bu  fabrikanın dumanının nefes almalarını engellediği mahpuslar tarafından belirtilmiştir. 
Mektuplarının çoğu zaman gönderilmediği,  Evrak kayıt numarasının  istenmesine rağmen verilmediği dile getirilmiştir. 
 Eskiden yaşanan ayakta sayım  dayatmasının şu an yaşanmadığı dile getirilmiştir. 

ORDU E Tipi C.İ.K

Covid19 vakasının olmadığı belirtilmiştir.

Hastane için dışarı çıkarılan mahpusların, hastane dönüşlerinde ufak bir havalandırmanın olduğu küçük bir hücreye alındığı, bu durumun mahpusları zorladığı belirtilmiştir. 


SONUÇ VE ÖNERİLER:

1) Ulusal ve Uluslararası İnsan Hakları Hukukunda; mahpusların hakları ile ilgili oldukça gelişmiş standartlar olmasına karşın mahpuslar, ilgili hakları ve düzenlemeleri doğrudan kullanamamaktadırlar. Hakların kullanımının, bir başka kişinin inisiyatifinde olması, bunların aynı zamanda keyfi biçimde kısıtlanmasını olanaklı kılmaktadır. Yetkililler, Cezaevi Müdürleri, kaynağını uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve Anayasa’dan alan yasal düzenlemelere aykırı işlemler ve uygulamalar yapmaktadır. Bu durum gerek mahpuslarda gerek ailelerinde ve gerekse mahpusların avukatlarında ve biz insan hakları örgütlerinde cezaevi sistemine ilişkin ciddi güvensizlikler oluşturmaktadır. Bir bütün olarak bu 
saptamalar, hapis cezalarının infazında özgürlüğünden yoksun bırakılmanın kendi başına yeterli bir ceza olduğu gerçeğinin göz ardı edildiği ve gerek cezaevinin fiziksel koşulları ve gerekse uygulanan rejimin, çekilmekte olan cezanın şiddetini daha da arttırdığını göstermektedir. Mahpusluğun bu “ağırlaştırılmış” koşullarını etkin biçimde denetleyecek bir mekanizma bulunmamaktadır.
 
2) BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 10. maddesinde açık bir şekilde “Özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişiler insani muamele ve insanın doğuştan kazandığı insan onuruna saygılı davranış görme hakkına sahiptir” denilmektedir. Yine BM Mahpusların Islahı İçin Temel Prensiplerin 1. Maddesinde; “Bütün mahpuslara doğuştan sahip oldukları insanlık onurunun ve değerin gerektirdiği saygıyla muamele yapılır” denmektedir. Oysa ki; Karadeniz Bölgesinde olup ziyaret edilen  cezaevlerinden Giresun, Espiye L Tipi Kapalı C.İ.K, Trabzon, Beşikdüzü T Tipi C.İ.K, Rize, Kalkandere L Tipi Kapalı C.İ.K, Ordu E tipi C.İ.K,  Bayburt M Tipi Kapalı C.İ.K’nda insanlık onuruna yakışır muamele yapılmamakta ve mahpuslar  kötü muameleye ve hak ihlallerine maruz kalmakta, hasta olanların tedavileri aksatılmakta, iletişim ve bilgi edinme hakları engellenmektedir.

3) Yasaklama kararı olmayan kitap,  gazete ve dergilerin mahpuslara verilmesinin önündeki engeller kaldırılmalı, haber alma hakkına saygı gösterilmelidir. Süreli yayınlarla ilgili olarak 2016/12936 başvuru numaralı Recep Bekik ve Diğerleri’nin AYM’ye başvuruları 27.03.2019 tarihinde karara bağlanmış ve ücreti ödenmiş, hakkında toplatma kararı olmayan süreli yayınların verilmemesinin Anayasanın 26. Maddesince güvence altına alınmış olan “ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini” karar bağlayarak şikayetçi olanlara 500 TL tazminat ödenmesine hükmetmiştir. 

4) Cezaevleri infaz sistemi ve hukuk sistemi ile bir bütünlük içinde ele alınarak değerlendirilmeli, insan haklarına, evrensel hukuk ilkelerine uygun çözümler üretilmelidir.

5) Yukarıda da tespit edildiği gibi, Cezaevlerinde yaşanan tecrit ve hak ihlallerinin sona erdirilmesi nedeniyle Mahpuslar tarafından süresiz ve dönüşümlü açlık grevine başlanmıştır. 27 Kasım 2020 tarihinden bu yana devam eden grevlerin nedeni başta İmralı Cezaevinde bulunan Sayın Abdullah Öcalan olmak üzere Türkiye Cezaevlerinde bulunan tüm tutsaklar üzerindeki tecrit ve hak ihlallerin bir an önce sona erdirilmesidir. Türkiye Hapishanelerinde uzun süredir hak ihlalleri yaşanmaktadır ve bu durum sürekli hale gelmiştir. Özellikle pandemi bahane edilerek çıkarılan 7242 sayılı infaz kanunu değişikliği ile TMK kapsamındaki mahpuslar bakımından infaz koşulları ağırlaştırılmış ve aleyhlerine bir durum yaratılmıştır. Pandemi koşullarının eklenmesi ile birlikte ihlaller giderek artmıştır.
İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan mahpuslar için daha önce de açlık grevleri yapılmış, bu grevlerin etkisi ile tecrit geçici olarak kaldırılmış, ancak 7 Ağustos 2019 tarihinden beri görüş yasakları yeniden devreye girmiştir. Bu durum BM Mandela Kuralarına, CPT tavsiyelerine ve 5275 sayılı İnfaz Kanunu’na aykırıdır. Adalet Bakanlığı tarafından bir an önce yasal olmayan bu uygulamaya son verilmeli, gerek avukat gerekse aile görüşleri yaptırılmalıdır.
Bizler; hukukçular, insan hakları savunucuları ve sağlık örgütü temsilcileri olarak açlık grevi eylemine başvuran mahpusların başta sağlık hakkı olmak üzere, yaşam haklarının korunması için tüm yetkililerin gerekli duyarlılığı göstermesi gerektiğini vurgulamak istiyoruz.
Ayrıca tüm hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine son verilerek, kişi onuruna yakışır muamele yapılması, mahpuslara yönelik işkence, kötü muamele ve insan onuruna aykırı 
davranış yasağı kapsamında muamelelerin ve diğer hak ihlallerinin ortadan kaldırılması, hasta mahpusların tedavilerinin aksatılmadan yapılması, hastane sevkleri sonrası karantina koşullarının tecrit işkencesi uygulamasına dönüştürülmesinin önlenmesi hususunda Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumları ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlar görevlerini yapmalıdır. Açlık grevi yapan mahpusların kaldıkları hapishanelerde düzenli sağlık kontrollerinin yapılması, protokollere uygun beslenme ihtiyaçlarının karşılanması, tıbbi bakımlarının yapılması gerekmektedir. Daha önceki açlık grevi süreçlerinde de tıbbi olarak yapılacaklar ceza infaz kurumlara iletilmiş olup bu prosedürlere uyulması sağlanmalıdır.
Biz aşağıda imzası bulunan hak, hukuk ve sağlık örgütleri sayısı 120’ye ulaşan hapishanelerde süresiz ve dönüşümlü açlık grevi yapan mahpusların sağlıklarının tehlikeye girmemesi için Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumları hak ihlallerinin sonlandırılması ve tecridin kaldırılması için bir an önce adım atmaya davet ediyoruz. Açlık grevi sürecini yakından izlemek için oluşturduğumuz İzleme Koordinasyonu olarak merkezi ve yerel düzeyde gerekli girişimlerde bulunacak, bu durumu raporlayarak demokratik kamuoyunun oluşmasına katkı sunmaya devam edeceğiz. 
 
Van Barosu

İnsan Hakları Derneği Van Şubesi

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Van Şubesi

TUHAYDER SES Van Şubesi

TİHV Van Temsilciği

Van- Hakkari Tabip Odası