Duyurular
5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜNE İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMAMIZ, 5 Nisan Avukatlar Günü,avukatlar günü ,5 nisan,
05.04.2021

5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜNE İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMAMIZ

Mesleğimize Yönelik Saldırıların Günden Güne Arttığı Ve İtibarsızlaştırıldığımız, Yoksullaştırıldığımız, Öldürüldüğümüz Koşullarda 5 Nisan Avukatlar Günü’nü Kutlamıyor, Mesleğimizi Savunuyoruz.

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi Türkiye’de yaşanan insan hakları krizini derinleştirmiştir. Pandemi koşullarında dahi ekonomiden toplum sağlığına kadar ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu haline getiren siyasal iktidar, avukatlar, siyasetçiler ve gazeteciler üzerindeki yargı tacizini sürdürmeye devam etmiştir. Yargının giderek daha da siyasallaştığını, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının daha fazla ihlal edildiğini, fikir ve düşünce özgürlüğünün yok sayılarak yüzlerce gazeteci, siyasetçi ve meslektaşımızın hapishanelerde bulunduğunu, adil yargılanma hakkının yok sayıldığını, savunmanın ve dolayısıyla avukatın olmadığı bir dönemin inşa edilmeye çalışıldığını, sosyal medya paylaşımları nedeniyle binlerce kişinin kriminalize edilerek cezalandırılmaya çalışıldığını, salgın döneminde dahi fikir özgürlüğü çerçevesinde yapılan sosyal medya paylaşımları nedeniyle kişilerin cezai yaptırımlarla maruz bırakılmaya çalışıldığını görüyor ve buna karşı sesimizi yükseltiyoruz.

Meslektaşlarımız takip ettikleri davalar ve müvekkilleri ile özdeşleştirilmekte; bundan dolayı itham edilmekte, soruşturulmakta, kovuşturulmakta; hatta hapsedilmekte ve hüküm giymektedirler. Geçtiğimiz yıl içerisinde politik faaliyetleri ve politik davaları takibi sebebiyle meslektaşlarımız sayısız defa gözaltına alınmış, haklarında yeni soruşturmalar açılmıştır. Derneğimiz üyesi Av. Sevda Çelik Özbingöl ve Av. Adnan Erol tutuklu olarak yargılanmış ve daha sonra tahliye edilmişlerdir. ÇHD üyesi meslektaşlarımız ise adil yargılanmanın hiçe sayıldığı bir yargılama sonucu halen hapishanedeler. Adil yargılanma talebiyle 238 gün ölüm orucu eylemini sürdüren Av. Ebru Timtik 27 Ağustos 2020 tarihinde ölüm orucu eylemi sebebiyle yaşamını yitirmiş, Av. Aytaç Ünsal ölüm orucu eyleminin 212. Gününde infazı durdurularak tahliye edilmiştir. Yine meslektaşımız ve bir önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş AİHM’in derhal tahliye kararına rağmen tahliye edilmemiştir. Pandemi koşullarında sosyal devlet ilkesini yerine getirmeyen siyasal iktidar genç avukat ve stajyerleri güvencesiz çalışmaya ve yoksulluğa terk etmiştir. 2020 yılında 25 yaşındaki avukat H. S. B., maddi sıkıntılar yaşayarak geçinemediği için 8 katlı apartmandan atlayarak hayatına son vermiş, 2021 yılında haciz mahallinde görevini ifa ederken uğradığı bir silahlı saldırı sonucu meslektaşımız Ersin Arslan hayatını kaybetmiştir. Avukatlık mesleğini itibarsızlaştırma, avukatı sıradanlaştırma ve avukatı özellikle saldırı açısından kolay hedef haline getirme politikası pandemi koşullarında maalesef devam etmiştir.

28 Kasım 2015’te katledilen meslektaşımız Tahir Elçi’nin faillerinin yargılandığı dosya 5 yıl sonra başlamış, failleri tespit etmekten ziyade, gizlemeye ve aklamaya yönelik olan, bilimsel raporları görmezden gelerek hazırlanan iddianameyle devam eden dosyada Siyasal iktidar ve tarafsızlığını yitirmiş olan yargı bu davayı ne şekilde yürütürse yürütsün Özgürlük için Hukukçular Derneği olarak bizler ve birlikte yürüdüğümüz meslektaşlarımız hakikati görünür kılma çabamızı aynı kararlılıkla sürdüreceğimizi hatırlatıyor ve iktidarından yargısına tüm yetkilileri bir kez daha bu vesile ile bu cinayeti aydınlatmaya çağırıyoruz.

Siyasal iktidar her zaman kadınları ve kadın kazanımlarını hedef almış, neoliberal istihdam ve emek politikaları da iktidarın kadın ve aile konusundaki siyasal hedefini büyütmesine maddi bir temel sağlamıştır. Tüm bunlar yetmediği, İstanbul Sözleşmesi ile toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı koruma mekanizmalarını düzenleyen ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayan yasal düzenlemeler hedef alınmış ve 95. Gününde 90 kadının öldürüldüğü 2021 yılında bir gece yarısı Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesi feshedilmiştir. İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkan kadınlar ve LGBTİ+’ler sokaklarda sürüklenmiş, işkenceyle gözaltına alınmış, gözaltında taciz ve çıplak aramaya maruz bırakılmıştır.

Türkiye hapishanelerinde kötü muamele ve tecrit uygulamaları artmış, İmralı Hapishanesi’nde 2011 yılından bu yana avukatlar ile görüşmeler kesilmiş ve mutlak bir tecrit uygulamasına geçilmiştir. Aşırı kalabalık koğuşlar, düzenli tedavi göremeyen hasta mahpuslar, yeterli hekim ve sağlık personelinin bulunmaması, temiz ve sıcak suya yeterince erişememe, işkence ve kötü muamele halen Türkiye hapishanelerinde devam insan hakları ihlalleridir. Pandemi koşullarında mahpusların yaşam hakkının korunması için BM İnsan Hakları Komiseri ve Avrupa Konseyi İnsan Haklar Komiseri iktidara çağrıda bulunarak; açıkça gerekçesiz tutuklanan siyasi mahpusların serbest bırakılmaları ve pandemi kapsamında alınacak önlemlerin mevcut özgürlükleri kısıtlama noktasına varmaması gerektiği talebinde bulunmasına rağmen Adalet Bakanlığı önce mahpusların aileleriyle görüşme hakkını tamamen ortadan kaldırmış, daha sonra aile ve avukat görüşmelerini kısıtlamıştır. Yine pandemi koşulları ve hapishane nüfusunun yoğunluğu gerekçe gösterilerek İnfaz Kanunu’nda yapılan değişikliklerde, siyasi gerekçelerle hükümlü olan tüm mahpuslar kapsam dışı bırakılmıştır. Siyasal iktidar tüm dünyanın seferber olduğu halk sağlığı sorununda bile düşman ceza hukukunu uygulamıştır. Mahpuslar Türkiye hapishanelerinde devam eden hak ihlallerine ve tecrit uygulamalarına karşı 27 Kasım 2020 tarihinden itibaren süresiz dönüşümlü açlık grevi eylemine başladılar ancak siyasal iktidar hak ihlali uygulamalarına devam etmiştir.

Meslektaşlarımızın faili meçhul cinayetlerle katledildiği, siyasal gerekçelerle tutuklandığı, adliye koridorlarında işkence ile gözaltına alınarak itibarsızlaştırıldığı, yoksulluğa ve güvencesizliğe terk edildiği bu koşullarda ‘5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutlamıyoruz.

Bizler; Özgürlük için Hukukçular Derneği olarak bugün de insan hakları mücadelesini yükseltmeye; barış, özgürlük, eşitlik ve adalet istemeye devam edeceğiz. Bu nedenle siyasal iktidara çağrımızdır;

İnsan hakkı ihlali gerçekleştirenlere karşı devlet tarafından gösterilen cezasızlık toleransına son verilsin,

İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin Anayasal olmayan tüm idari kararlar derhal durdurulsun,

Yasal siyasal faaliyetleri ve mesleklerini ifa ettikleri için tutuklanan, soruşturulan, gözaltına alınan tüm avukatlar, siyasetçiler ve gazeteciler derhal serbest bırakılsın.

ÖZGÜRLÜK İÇİN HUKUKÇULAR DERNEĞİ