Duyurular
MARMARA BÖLGESİ HAPİSHANELERİ 3 AYLIK HAK İHLALLERİ RAPORU     EKİM - KASIM - ARALIK  2020, MARMARA BÖLGESİ HAPİSHANELERİ 3 AYLIK HAK İHLALLERİ RAPORU     EKİM - KASIM - ARALIK  2020
17.03.2021

MARMARA BÖLGESİ HAPİSHANELERİ 3 AYLIK HAK İHLALLERİ RAPORU EKİM - KASIM - ARALIK 2020

 

ÖZGÜRLÜK İÇİN HUKUKÇULAR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBESİ HAPİSHANE KOMİSYONU

 

MARMARA BÖLGESİ HAPİSHANELERİ 3 AYLIK HAK İHLALLERİ RAPORU

 

 EKİM - KASIM - ARALIK  2020

 

A. GİRİŞ

 

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Marmara Bölgesinde bulunan Edirne F Tipi, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi, Tekirdağ 1 Nolu T Tipi, Tekirdağ 2 Nolu T Tipi, Silivri 5 Nolu L Tipi, Silivri 1 Nolu Kapalı, Bakırköy Kadın, Metris R Tipi, Maltepe 1 Nolu L Tipi, Gebze Kadın, Kandıra 1 Nolu F Tipi, Kandıra 2 Nolu F Tipi, Düzce D Tipi ve Bolu F Tipi Hapishanelerini aylık olarak ziyaret ederek hapishanelerdeki yapısal ve genel sorunların yanı sıra mahpusların maruz kaldığı hak ihlallerini tespit etmekte ve bu ihlalleri  raporlaştırarak üçer aylık periyotlarla kamuoyu ile paylaşmaktadır.

 

İşbu rapor Marmara Bölgesinde yer alan Edirne F Tipi, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi, Tekirdağ 1 Nolu T Tipi, Tekirdağ 2 Nolu T Tipi, Silivri 5 Nolu L Tipi, Silivri 1 Nolu Kapalı, Bakırköy Kadın, Metris R Tipi, Maltepe 1 Nolu L Tipi, Gebze Kadın, Kandıra 1 Nolu F Tipi, Kandıra 2 Nolu F Tipi ve Bolu F Tipi Hapishanelerde 2020 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarında yaşanan genel hak ihlalleri ile birlikte Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen ve yeni tip coronavirüs olarak bilinen Covid-19 Salgını kapsamında hapishane idareleri tarafından alınan önlemler ve bunlardan kaynaklı hak ihlallerinin kamuoyuna aktarılması amacı ile kaleme alınmıştır.

 

B. YÖNTEM

 

Bu raporda avukatlar tarafından hapishanelerde gerçekleştirilen ziyaretler dışında mahpusların aileleri ile yapılan telefon görüşmelerinden ve mahpusların avukatlarına gönderdikleri mektup ve fakslardan edilinlen bilgiler kullanılmıştır. Raporda yer alan istatiksel veriler içinse kurumların resmî siteleri ile basında yer alan bilgilere başvurulmuştur.

 

C. İSTATİKSEL VERİLER

Bilindiği üzere; İlk olarak Aralık 2019da görülen ve Çin Halk Cumhuriyeti tarafından dünyaya açıklanan Covid-19 (yeni tip coronavirüsü) salgını tüm dünyaya yayılmaktadır. 31.12.2020 tarihiyle dünya genelinde Covid-19 tespit edilen kişi sayısı 81.485,124 , Covid-19 sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 1.794,123 olarak açıklanmıştır.[1] Uzmanların sıklıkla belirttiği üzere Covid-19 çok hızlı bir şekilde yayılmakta olup geliştirilen olağanüstü önlemlere rağmen virüsün yayılması engellenememektedir.

 

11.03.2020 tarihi itibari ile sağlık bakanlığının açıklamasıyla virüsün Türkiyede de görüldüğü öğrenilmiştir. Türkiyede 31.12.2020 tarihi itibariyle toplam  2.208.652 vakanın tespit edildiği, 20.881 kişinin Covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiği açıklanmıştır.[2] Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü  tarafından yapılan resmî açıklamalara göre Türkiye genelindeki hapishanelerde Covid-19 tespit edilip iyileşen mahpus sayısı 374’tür. Nisan ve Mayıs aylarında toplam 6 mahpus Covid-19 nedeniyle tedavi gördükleri hastanelerde hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybeden mahpusların kronik hastalıklarının da olduğu açıklanmıştır. Aynı açıklamada 17.06.2020 tarihi itibariyle 72 mahpusun  Covid-19 nedeniyle tedavi olduğu belirtilmiştir. [3]   Ayrıca 13.04.2020 tarihinde Adalet Bakanlığı tarafından 79 ceza infaz kurumu personelinin Covid-19 testinin pozitif çıktığı açıklanmıştır.[4]

 

Gelinen aşama itibariyle Bakanlık ile Ceza ve Tevkifevleri Müdürlüğünden güncel duruma ilişkin açıklama yapılmamaktadır.

 

D. PANDEMİ KAPSAMINDA HAPİSHANELERDE ALINAN ÖNLEMLER

 

Mart ayında Covid-19 salgınının Türkiye’de görülmeye başlamasıyla birlikte Adalet Bakanlığı tarafından hapishanelerde birtakım önlemler alınmıştır.[5] Bu kapsamda;

  • Bütün açık ve kapalı ziyaretler belirsiz süreyle askıya alınmıştır.
  • Avukat görüşleri acil durumlar dışında yaptırılmamakta, yaptırıldığında ise kapalı görüş olarak yaptırılmaktadır.
  • Acil durumlar dışında hastane sevkleri, mahkeme sevkleri gibi mahpusların başka kurumlara sevkleri durdurulmuştur.
  • Mahpusların sohbet, spor gibi ortak alan faaliyetleri askıya alınmıştır.
  • Yeni tutuklananlar ile mahkeme, hastane gibi nedenlerle hapishaneden çıkan mahpuslar dönüşte 14 gün süreyle karantina koğuşlarında tutulmaktadır. Mahpusların hapishaneye girişlerinde coronavirüse ilişkin test yapılacağı ve sağlık raporu alınacağı açıklanmıştır.
  • Kapalı ve açık görüşlerin yaptırılmaması nedeniyle haftada 1 kere 10 dakika olan telefon hakkı haftada 2 kere 10’ar dakika olarak yaptırılmaya başlanmıştır.
  • 01.04.2020 tarihi itibariyle İnfaz koruma memurları 14’er günlük vardiyalar halinde çalışmaya başlamıştır. Memurlar görev süreleri boyunca hapishanede kalmakta, vardiya değişiminde 14 gün ise Bakanlık tarafından belirlenen yurtlarda veya hapishanelerde kurum idareleri tarafından hazırlanan özel alanlarda kalmaktadır.

Haziran ayı itibariyele Yeni Normale Geçiş” programı kapsamında;

  • 01.06.2020 tarihi itibariyle hapishanelerde ayda 1 kere mahpusların görüşebilecekleri kişiler listesinden seçeceği bir kişi ile kapalı görüş yapmasına izin verilmektedir.
  • Yine 10.06.2020 tarihi itibariyle infaz koruma memurlarının vardiya düzenlemesi esnetilerek evde izolasyon” yöntemine geçilmiştir.
  • 15.06.2020 tarihi itibariyle kapalı görüş olarak yaptırılan avukat görüşlerinin araya cam ya da şeffaf bir malzeme konularak avukat görüş odalarında yaptırılmaya başlanacağı açıklanmıştır.[6]

Bunlarla birlikte;

  • Ortak alan faaliyetleri ve açık görüşler hâlâ yaptırılmamaktadır.
  • Hastane sevkleri yapılmaya başlamışsa da dönüşte 14 günlük karantina uygulaması devam etmektedir.
  • Tutuklu olan mahpuslar duruşma günü mahkemeye götürülmemekte, segbis ile duruşmaya katılmaktadır.

Temmuz ayında kurban bayramı nedeniyle mahpusların birinci dereceden 2 akrabalarıyla bayram kapalı görüşü yapabilecekleri açıklanmıştır.

 

Eylül ayı itibariyle hapishanelere dışarıdan giriş yapacak herkes için HES Kodu uygulamasına geçildiği, HES Kodu sorgu sonucu Covid-19 açısından risk taşıdığı tespit edilen kişilerin hapishanelere giriş yapamayacakları açıklanmıştır.[7]

 

E. HAPİSHANELERDE TESPİT EDİLEN HAK İHLALLERİ

 

1. İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE YASAĞI

 

Uluslararası teamüller çerçevesinde işkence” nitelemesi acı veya ıstırabın asgari ağırlık düzeyine ulaşması gerekir (de minimis) ilkesi” esas alınarak tanımlanmaktadır. İlk olarak 1984 tarihli BM Sözleşmesinde işkencenin etraflıca bir tanımı yapılmış ve bu tanım diğer ulusal veya uluslararası belgelere, ulusal veya uluslararası yargı mercilerine de yol göstermiştir. Buna göre, bir kimseye, kendisinden ikrar veya üçüncü kişiyle ilgili bilgi elde etmek, kendisinin veya üçüncü bir kişinin işlediği veya işlediğinden şüphelenilen bir fiil nedeniyle onu cezalandırmak, kendisini veya üçüncü kişiyi korkutmak veya zorlamak amacıyla yahut ayrımcılığa dayanan herhangi bir sebeple, bir kamu görevlisi veya devlet adına hareket eden bir kişi tarafından veya bu kişilerin teşviki, rızası veya izniyle üçüncü bir kişi tarafından kasten işlenen ve yöneltildiği kimseye bedensel ya da ruhsal olarak ağır acı veya ıstırap veren bütün fiiller işkence olarak tanımlanmıştır.  

 

İHASın 3.maddesinde ‘‘Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı yahut onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulamaz’’ denilerek işkence ve sair kötü muameleyi kısa ve öz biçimde yasaklamış, işkence ve sair kötü muamele yasağının kapsamını 1984 tarihli BM Sözleşmesindeki tanımın ışığında İHAM içtihatlarıyla belirlemiştir. İHAS m.3 yukarıda da belirttiğimiz üzere, işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve ceza kavramlarına yer vermiştir. İşkence yasağı, insanlık dışı ve küçük düşürücü muameleleri de kapsayan üst kavramdır. İHAM, İHAS m.3 kapsamındaki işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele şeklindeki hareketlerin aralarındaki düzey, yoğunluk, ağırlık ve etkilerine dair farkları gözeterek bu muameleleri birbirinden ayırmaktadır.

 

İHAM a göre bir eylemin ağırlık düzeyi itibarıyla 3. maddenin kapsamına girebilmesi için muamelenin; süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ve bazı durumlarda, mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi olayın içinde yer alan tüm koşullar değerlendirilir. Eylemin amacının mağduru aşağılamak ya da küçük düşürmek olup olmadığı sorusu göz önüne alınması gereken bir unsur olsa dahi böyle bir amacın yokluğu 3. madde ihlalinin kesin olarak bulunmayacağı anlamına gelmemektedir. Bir bireyi utandıran ya da küçük düşüren, onun insanlık onuruna saygı göstermeyen ya da saygıyı azaltan ya da bireyin ruhsal ve fiziksel direncini kıracak şekilde korku, ıstırap ya da aşağılık duygusu uyandıran muamele 3. madde anlamında kötü muamele olarak değerlendirilmektedir.[8]. Aynı zamanda İHAM; Sözleşmenin 3. Maddesi kapsamında işkence dışındaki diğer kötü muamele uygulamalarında insanlık dışı, onur kırıcı ve aşağılayıcı” terimlerini kullanmaktadır. Kararlarda kötü muamelenin 3.Madde ihlaline yol açması için fiziksel yaralamaya ya da yoğun bir fiziksel veya ruhsal acı veya ıstıraba sebebiyet vermiş olması” ya da küçük düşürme veya ıstırabın, meşru bir muamele veya cezada zorunlu olarak bulunan küçük düşürme veya ıstırap düzeyinin ötesine geçmesi gerektiği” açıklanmaktadır.

 

Onur kırıcı arama biçimlerinin yaygınlaşması temel bir mesele olarak tespit edilmiştir. Koğuşlarda yapılan aramalar da orantısız bir şekilde, baskın havasında gerçekleşmektedir. İHAM, cezaevi güvenliğini sağlamak yahut cezaevinde düzensizlik olmasını engellemek üzere bazı hallerde soyularak yapılacak aramanın gerekebileceğini kabul etmekle birlikte, bu tarzda bir aramanın uygun bir tarzda yürütülmesinin zorunlu olduğu” görüşündedir.[9] Dolayısıyla; bu uygulamanın kabulü için güvenlik gerekçesiyle gerekli” ve haklı” zorunlu nedenlere dayandığını ortaya koyan, insan onuruyla bağdaşır nitelikte unsurlar bulunmalıdır.[10]  Ayrıca bu nedenler belirlenebilir ve özel nitelikte olmalıdır.[11]

 

İHAM özel koşulları değerlendirirken, cezaevleri arasında farklı uygulamalar olmasını, cezaevi yönetimine çok geniş takdir yetkisi veren düzenleyici işlem niteliğinde uygulamalar olmasını”  ihlal olarak görmüştür.[12] Dolayısıyla keyfilik, belirsizlik ve bunun neden olacağı endişenin yaratacağı küçük düşürücü nitelikteki uygulamalar da 3. madde kapsamındadeğerlendirilebilir.[13] Iwanczuk- Polonya kararında İHAM dört gardiyanın önünde, aşağılama ve sözlü taciz devam ettiği halde soyunma suretiyle arama yapılması”nı da 3. madde kapsamında değerlendirmiştir.

 

27.11.2020 günü Tekirdağ 2 Nolu T Tipi Hapishanesinden Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesine isteği dışında sevk edilen Yasin Eneç isimli mahpusa hapishane girişinde çıplak arama dayatıldığı, çıplak aramayı kabul etmediği için darp edildiği, ayrıca çıplak aramaya karşı çıktığı gerekçesiyle hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı ve hücre cezası verildiği öğrenilmiştir. Ayrıca karantinada tutulduğu süre boyunca aşağıda sayım vermediği, bu nedenle infaz koruma memurları tarafından hücrenin üst katından alt katına sürüklenerek indirildiği ve 1 kere süngerli odaya kapatıldığı öğrenilmiştir.

 

16.12.2020 tarihinde Diyarbakır D Tipi Hapishanesinden Kandıra 2 Nolu F Tipi Hapishanesine isteği dışında sevk edilen Tarık Kar İsimli mahpusa hapishane girişinde çıplak arama dayatıldığı, aramayı kabul etmediği için mahpusun infaz koruma memurları tarafından darp edildiği, eşyalarının da kendisine verilmediği öğrenilmiştir.

 

5275 Sayılı Kanunun Hapis cezasının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. Maddesinin 1. Fıkrasının b bendinde Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir.” Denilmek suretiyle mahpusların hapishanede tutulma koşullarının insan onuru ile bağdaşacak koşullar altında olması gerektiği düzenlenmiştir.

 

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Avrupa Cezaevi Kuralları hakkında (2006) 2 nolu Tavsiye Kararında özgürlüğünden yoksun bırakılmış olan herkesin cezalandırılmalarına veya tutuklanmalarına hükmedilen kararla yasal olarak ellerinden alınmayan tüm haklara sahip olmaya devam ettiği, bu nedenle özgürlüğünden yoksun bırakılmış herkese insan haklarına saygı çerçevesinde davranılması gerektiği belirtilmiştir.[14] Bununla birlikte mahpuslara sağlanan barınma ve özellikle uyku koşulları insan onuruyla ve mümkün olduğunca özel hayatın gizliliğiyle bağdaşması gerektiği, iklim koşulları ve özellikle metrekaresi, havanın küp hacmi, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma açısından sağlık ve hijyenin gereklerine uygun olması gerektiği vurgulanmıştır.[15]

 

İHAM içtihatlarında da devletin bir kişinin insan onuruna saygı ile bağdaşır koşullarda alıkonulmasını güvence altına almak zorunda olduğu ve kişiye uygulanan tedbirin infazında izlenecek tutum ve yöntemin, kişiyi tutuklamanın doğasında kaçınılmaz olarak var olan ıstırap düzeyini aşan bir yoğunlukta sıkıntı ve zorluğa maruz bırakmaması gerektiği vurgulanmaktadır.[16]

 

Şunu da hatırlatmak gerekir ki işkence suçu doğrudan soruşturulacak ve kovuşturulacak suçlardan olduğundan işkence suçunu işleyen memur ve diğer kamu görevlilerinin soruşturulması için izin alınmasına gerek olmayacaktır. Ayrıca belirmek gerekir ki TCK m.94/6 uyarınca işkence suçu zamanaşımına uğramamaktadır.

 

Metris R Tipi Hapishanesinde tutulan hasta mahpuslar Ergin Aktaş ve Serdal Yıldırım günde yalnızca bir buçuk saat havalandırmaya çıkarıldıkları tarafımıza aktarılmıştır. 

 

Gebze Kadın Hapishanesinde karantina koğuşu olmadığını, bir hücrenin karantina hücresine çevrildiği, bu hücrenin penceresinin ve havalandırmasının olmadığı, karantinada kalacak mahpusların sadece günde bir saat temiz havaya çıkartıldıkları tarafımıza aktarılmıştır.

 

Edirne F Tipi Hapishanesinde mahpusların koşulları ve özel durumları farketmeksizin pandemi süresi boyunca günde 1 saat havalandırmaya çıkma hakkı verildiği, bu hakkında çoğu zaman eksik verildiği tarafımıza aktarılmıştır. 

 

2. TECRİT

 

Rapora konu edilen hapishanelerde tecrit çok yoğun olarak yaşanmaktadır. Sınırlı sayıda kişiyle, çok küçük boyuttaki hücrelerde yaşayan mahpusların psikolojik ve fiziksel olarak sorunlar yaşamaları kaçınılmazdır. Tecrit uygulaması, İHAM tarafından kişinin bedensel veya ruhsal sağlığı üzerindeki etkileri gibi kriterlere bağlı olarak insanlık dışı veya onur kırıcı muamele kapsamında değerlendirilmektedir. Bu sebeple hukuka aykırıdır.

 

Pandemi öncesi dahi özellikle sohbet ve spor hakkı gibi ortak alan faaliyetlerinin uygulanmasınada sorunlar yaşanırken ve bu uygulamalar kanunda öngörülen sürelerde ve şekillerde uygulanmazken pandemiyle birlikte alınan önlemler kapsamında hapishanelerde tecrit en üst düzeye ulaşmıştır. Mahpusların gerek dış dünya gerekse hapishane içerisinde diğer mahpuslarla olan ilişkinleri neredeyse tamamen kesilmiştir.

 

2.1. Ziyaretler (aile ve arkadaş görüşleri)

 

Adalet Bakanlığının ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün aldığı karar doğrultusunda mart ayından beri hapishanelerde açık görüşler yaptırılmamaktadır. Kapalı görüşler ise temmuz ayından itibaren ayda iki kere iki kişi ile görüş olacak şekilde sınırlandırılmıştır.

 

2.2. Ortak Alan Faaliyetleri (sohbet, spor)

 

Adalet Bakanlığının ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün aldığı karar doğrultusunda Mart ayından beri hapishanelerde spor, sohbet gibi ortak alan faaliyetleri yaptırılmamaktadır. Bu kapsamda mahpusların diğer hücrelerde kalan mahpuslarla iletişimi neredeyse bulunmamaktadır. Eylül ayı itibariyle Bolu F Tipi Hapishanesi, Düzce T Tipi Hapishanesi, Kandıra 1 ve 2 Nolu F Tipi Hapishaneleri, Gebze Kadın Hapishanesi, Tekirdağ 1 ve 2 Nolu F Tipi Hapishanesi, Edirne F Tipi Hapishanesi ile bazı hapishanelerde mahpusların ayda bir kere sadece aynı hücrede kalan mahpuslarla spora çıkmasına izin verilmektedir.

 

3. SAĞLIK HAKKI

 

Dünya Sağlık Örgütü Anayasası’nda sağlık, sadece sakat ve/veya hasta olmama hali değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde olmaktır” biçiminde tanımlanmaktadır. Sağlık hakkı ise, bireylerin fiziksel, ruhsal, sosyal iyilik halinin sağlanması için sahip oldukları hakları içerir. Sağlık hakkının yaşam hakkının tamamlayıcısı olduğu, sağlıklı olmanın yaşam hakkının temel koşulu olduğu unutulmamalıdır. Oysa hapishanelerde sağlık hakkına erişim konusundaki sıkıntılar hâlâ devam etmektedir. Hücre ve koğuşların durumu sağlıklı yaşam sürdürmeye elverişli değildir. Temizlik, hava alma, güneş alma, ısınma gibi açılardan mahpuslar bir hayli zorlanmaktadır. Ayrıca revire çıkma, muayene olma, hastaneye götürülme gibi konularda ciddi sıkıntılar mevcuttur ve mahpusların sağlıkları bu nedenlerle tehdit altındadır.

 

Mahpusların Islahında Temel İlkeler- Mandela Kuralları  (Kural 22-26), Tıbbi Etik İlkeler (md. 1), Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Avrupa Cezaevi Kuralları hakkında (2006) 2 nolu Tavsiye Kararı (md. 40.3) gereği cezaevindeki tutuklu ve hükümlüler, yasal statülerine bakılmaksızın, aynı kalite ve standartta, ülke genelinde mevcut,  kapatılmamış olan kişilere sağlanan tıbbi bakıma eşit erişim hakkına sahiptir.

 

İHAM, mahpusların sağlık hakkına ilişkin meseleleri İHASın  yaşam hakkını düzenleyen 2. madde,  işkence ve kötü muameleyi yasaklayan 3. madde ve özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. madde kapsamında incelemektedir. Zira bir mahpusun ihtiyaç duyduğu tıbbi yardıma ulaşımını engelleyen en ufak bir eksikliğin bile, bireyin yaşama hakkını tehdit ettiği tespit edildiğinde, Sözleşmenin 2. maddesinin ihlali gündeme gelebilmekte iken tıbbi açıdan belirli bir tedavinin gerekli olduğu tespit edildiğinde, bu tedavinin sağlanmaması 3. maddenin ihlalini gündeme getirebilmektedir. İHAM, iyi bir ceza adaletinin gerçekleştirilmesi adına, insani nitelikli bir takım tedbirlerin alınmasının gerekli olduğu durumların ortaya çıkmasının imkan dahilinde olduğunu kabul etmekte ve özellikle ölümcül hastalığa yakalanmış kişiler veya sağlık durumu sürekli şekilde cezaevi koşulları ile uyumsuz hale gelmiş kişilerin alıkonulmaya devam etmesinin 3. madde kapsamında değerlendirilebileceğini ifade etmektedir. Mahkeme bu değerlendirmeyi yaparken şu üç unsuru dikkate almaktadır: (a) mahpusun tıbbi durumu, (b) alıkonulma devam ederken kişiye sağlanan tıbbi destek ve bakımın yeterliliği (c) kişinin sağlık durumu açısından alıkonulmaya devam edilmesinin görünümü ve sonuçları. Tüm bu koşulları ayrı ayrı değerlendiren Mahkeme herhangi birinin varlığı halinde 3. maddenin ihlal edildiğine karar vermektedir.[17]

 

Yine İHAMin yerleşik içtihatlarına göre; Devlet bir kişinin insan onuruna saygı ile bağdaşır koşullarda alıkonulmasını güvence altına almak zorundadır ve kişiye uygulanan tedbirin infazında izlenecek tutum ve yöntem, kişiyi tutuklamanın doğasında kaçınılmaz olarak var olan ıstırap düzeyini aşan bir yoğunlukta sıkıntı ve zorluğa maruz bırakmamalıdır.[18]

 

Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlüleri de kapsayacak şekilde sağlık hakkı, 1955 tarihli BM Mahpuslara Uygulanacak Asgari Standartlar”, 1982 tarihli BM Tıbbi Etik İlkeler”, 1988 tarihli BM Herhangi Biçimde Alıkonulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması için İlkeler Manzumesi”, 1990 tarihli Mahpusların Islahı için Temel İlkeler” ve 1990 tarihli “Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Kuralları” ile tanımlanmıştır

 

3.1. Tedavi Hakkı

 

İHAM, mahpusların sağlık hakkı yönünden devletin, mahpusların tutulma şartlarında kaçınılmaz olan düzeyin ötesinde sıkıntı ve güçlüğe maruz bırakılmamaları, gerekli tıbbi desteği sağlayarak sağlık ve iyilik hallerinin muhafazasını” temin etmekle yükümlü olduğunun altını çizmiştir. İHAM acil durumlarda mahpusa sağlık hizmetinin derhal sağlanamamasının, gecikmesinde gerekçe olmayacak bir şekilde mahpusa sağlık hizmetinin sunulmamasınıntedavisinin eksik yerine getirilmesinin, kişinin onurunu zedelediğini, kişide acıya sebep olup aşağılanmış hissetmesine neden olduğunu ve bu durumun da fiziksel ve moral direncini azaltması nedeniyle hastalığını ikiye katlayabileceğini” belirterek işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen 3. madde kapsamında ihlal olarak değerlendirmiştir.

 

Maltepe 2 Nolu L Tipi Hapishanesinde mahpusların hastane sevklerinin yapılmadığı, düzenli ilaç kullanan mahpusların ilaçlarının geciktirildiği, özellikle kronik rahatsızlığı olan mahpusların tedavilerinde aksama olduğu, ilaçlarının yetersiz kaldığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Gebze Kadın Hapishanesinde pandemi gerekçesiyle hastane sevklerinin hâlâ yapılmadığı,  sevk yapılsa dahi 14 günlük karantina uygulaması nedeniyle mahpusların bu durumu göze alamadıkları, mahpusların revire dilekçe yazarak rahatsızlıklarını belirtip ilaç talebinde bulunduğu, daha önce yazılmamış olan ilaçların geciktirilerek mahpuslara verildiği, acil ve ağır durumlarda revir doktorunun telefonla iletişim kurduğu tarafımıza aktarılmıştır.

 

Yine Gebze Kadın Hapishanesinde Emel Akçaran isimli mahpusun uzun süredir diş sorunu yaşadığı, diş tedavilerinin yapılmaması nedeniyle tedavi olamadığı, bu nedenle katı gıdalarla beslenemediği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Kandıra 1 Nolu F Tipi Hapishanesinde pandemi gerekçesiyle hastane sevklerinin hâlâ düzenli olarak yapılmadığı,  revire çıkışlarda problem yaşandığı, çoğu zaman hemşirenin gelerek hücre kapısından şikayetleri dinlediği, kronik rahatsızlıkları olan mahpusların ağrı kesicilerle idare etmeye çalıştıkları, hastane sevklerinin yapıldığı zamanlarda tekli ring araçları ile yapıldığı ve mahpuslara bazen kelepçeli muayene dayatıldığı, diş tedavilerinin yaptırılmadığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Maltepe 1 Nolu L Tipi Hapishanesinde mahpusların taleplerine rağmen revire çıkartılmadıkları, kronik hastalıkları olan mahpusların ilaçlarının verilmediği tarafımıza aktarılmıştır. 

 

Silivri 5 Nolu L Tipi Hapishanesinde yalnızca acil durum seviyesindeki hasta mahpusların hastane naklinin sağlandığı, bunun dışında rutin hastalık tedavisi gören mahpusların hastane sevklerinin yapılmadığı,  doktor olmadığı gerekçesi ile revir başvurularının uzun süredir reddedildiği, öncesinde ise revire çıkartılan mahpusların her koğuştan haftada 1 kişi olarak çıkartıldığı ve diğer başvuruların reddedildiği, hapishanede diş doktoru olmadığı için diş tedavilerinin 3 aydan uzun bir süredir yaptırılmadığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Yine Silivri 5 Nolu L Tipi Hapishanesinde 2 adet  koğuşun boşaltılarak karantina koğuşuna çevrildiği, bu koğuşların kapasitesi yaklaşık 30 kişilik olduğu, koğuşlardan bir tanesinde yeni tutuklanarak hapishaneye gelen mahpusların karantinaya alındığı, bir diğerinde ise adliyeye veya hastaneye gidip dönen mahpusların  karantinaya alındıkları, hapishane dışına çıkartılan her mahpusun aynı karantina koğuşuna alındığı, Adalet Bakanlığından gelen talimat doğrultusunda karantina koğuşunun kapasitesinin tam dolmasından itibaren 15 günlük karantina süresinin başlatılacağı ve mahpusların bu sürenin sonunda negatif çıkmaları halinde asıl koğuşlarına geçebilecekleri tarafımıza iletilmiştir.  Bu karantina uygulaması nedeniyle mahpuslar belirsiz süreyle, doğrudan sağlıklarını etkileyen riskli bir ortamda tutulmaktadır. Karantina koğuşunda geçen her gün ve koğuşa getirilen her yeni kişi koğuşta bulunan kişiler açısında yeni bir risk teşkil etmektedir.

 

Görüşme yapılan mahpuslardan bir tanesi 18.09.2020 tarihinde katıldığı duruşma dönüşünden bu yana 60 günü aşkın bir süredir karantina koğuşunda kaldığını, 30 kişilik koğuşta 8 kişi bulunduğunu, karantina süresinin ne zaman biteceğininse hâlâ belli  olmadığını tarafımıza iletmiştir.

 

Silivri 1 Nolu Kapalı Hapishanesinde 15 gün olan karantina süresinin 20 güne hatta 30 güne kadar çıkartılabildiği, hastane sevki durumunda ortaya çıkan karantinanın, mahpusların ilk gidişlerinde tedavilerinin yapılmaması, randevu verilerek tekrar tekrar hastaneye götürülmeleri ve her gidişte karantina süresinin yeniden başlatılması nedeniyle bu sürelere ulaşıldığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Bolu F Tipi Hapishanesinde farklı nedenlerle hastaneye sevk edilen mahpuslara hastane dönüşü 15 gün karantina uygulandığı, mahpusların hastaneye sevk ve revire çıkarılma taleplerinin hapishane idaresince yerine getirilmediği, ayrıca kronik hastalığı olan mahpusların düzenli olarak kullanması gereken ilaçların gecikmeli olarak verildiği, epilepsi hastası mahpus Bahattin Solhana düzenli olarak kullanması gereken ilaçların verilmediği, diş ile ilgili sağlık problemi yaşayan mahpuslara herhangi bir tedavi uygulanmadığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Bakırköy Kadın Hapishanesinde Covid-19 belirtileri veya şüphesi olan mahpusların test yapılması taleplerinin reddedildiği, durumları ağır olan, tek başına kalması durumunda ihtiyaçlarını  karşılayamayacak ve düzenli olarak hastaneye gitmesi gereken hasta mahpuslardan Fatma Tokmak, Jiyan Erdinç, Hazina Avcı, Felek Gün, Şivekar Acar ve Süreyya Bulut'un hastaneye giderek tedavi olma taleplerinini reddedildiği veya  hastane dönüşünde 14 gün hücrede karantinada kalma koşulu öne sürüldüğü, tek başına 14 gün boyunca hücrede kalmalarının mümkün olmaması nedeniyle hastaneye gidemedikleri, revire çıkma taleplerinde birçok sorun çıkartıldığı, mahpusların revire çıkma taleplerinin engellenmeye çalışıldığı, mahpusların çok geç ve zor koşullarda revire çıkabildikleri tarafımıza aktarılmıştır.

 

Edirne F Tipi Hapishanesinde hasta mahpusların hastane sevklerinin uzun süredir yapılmadığı, ağır hasta mahpus Abdürrahim Demir'in durumunun kritik eşiği geçtiği, bir böbreğinin tamamen iflas ettiği, diğer böbreğinin ise %55nin iflas ettiği, bu şekilde yaşamaya çalıştığı, pandemi döneminde hiçbir tedavi önlemi alınmadığı, ilk defa haziran ayı sonunda hastaneye götürüldüğü ve  hastane dönüşü 14 gün tek başına karantina hücresinde kaldığı tarafımıza aktarılmıştır. 

 

Hasta mahpus Hadi Yalçının mide rahatsızlığı nedeniyle yemek yiyemediği, yediği her şeyi kustuğu,  bu neden 15-16 kilo gibi çok ciddi bir kilo kaybı yaşadığı, hastahaneye sevk olsa da tedavi edilmeden geri getirildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Hastane sevkleri dönüşünde mahpusların 14 gün boyunca tutulduğu karantina hücrelerini koşullarının oldukça kötü olduğu, mahpusların normalde kaldığı hücrelerinde bulunan eşyalarını yanlarına alamadıkları, temel ihtiyaçlarını karşılayacak eşyalarının bile bulunmadığı, bu hücrelerin temiz olmadığı, bu nedenle mahpusların karantina hücrelerinde kalmak istemedikleri için acil olmadıkça hastaneye gitmek istemedikleri tarafımıza aktarılmıştır.

 

Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishanesinde 64 yaşındaki Kemal Özçelik isimli mahpusun kalbi %80 derece iflas ettiği, kalbinde ciddi ritim bozukluğu olduğu, 2 damarında tıkanıklık olduğu, bu tıkanıklık sebebiyle gece baygınlıklar geçirdiği, böbreğinin iflas ettiği, yer yer akciğerlerinin su topladığı, kolestrol seviyesinin yüksek olduğu, bu sebeple özellikle ayaklarının şiştiği, geceleri ağrıdan uyuyamadığı, hücre arkadaşlarının her gece nöbet tuttuğu, günde en az 15 tane yüksek dozajlı ilaç aldığı, doktorun kendisine daha da dozajı arttıramayacağını ve bu şartlarda 2 yıl daha yaşamasının zor olduğunu söylediği, ayrıca %75 engelli raporu bulunduğu tarafımıza aktarılmıştır..

 

11.11.2020 tarihinde Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishanesinde bulunan hasta mahpus Sıtkı Berktaş idrarından kan gelmesi nedeniyle hastaneye kaldırılmış, kanama durdurulamadığı için Edirneye sevk edilmiş ve burada hayatını kaybetmiştir. İlk açıklamada mide kanaması geçirdiği söylenmişse de ayrıntılı otopsi raporu henüz hazırlanmamıştır. Sıtkı Berktaş’ın hayatını kaybetmesinin belirleyici sebebinin geç sağlık müdahalesi olduğu, bu sebeple, hayatını kaybettiği hafta 150 mahpusun sorumluların açığa çıkması için Tekirdağ  Cumhuriyet Başsavcılığına ayrı ayrı suç duyurusunda bulunduğu, Adalet Bakanlığını, Meclis İnsan Hakları Komisyonuna ve birçok insan hakları kurum ve kuruluşlarına da dilekçe ile başvuru yaptıkları öğrenilmiştir. Soruşturmaya dair bir gelişme olup olmadığı henüz bilinmemektedir.

 

Yine Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishanesinde 14 günlük karantina hücrelerinde kalan mahpusların havalandırmaya çıkartılmadıkları, Adnan Öztel isimli mahpusun hastane dönüşü yapılan covid-19 testini pozitif çıktığı, 15 gün boyunca karantina da kaldığı, sonrasında testinin negatife döndüğü ve hücresine geri alındığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde mahpuslara tekli ring araçları ile hastaneye gitme dayatılmaktadır. 57 yaşındaki Kasım Karataş isimli mahpusun kalbinin %35 oranında çalıştığı, şeker ve tansiyon hastalığı bulunduğu, düzenli kullanması gereken ilaçların kendisine verilmediği tarafımıza iletilmiştir.

 

Zeki Bayhan, Abdulkadir Kuday, Süleyman Uçukan, Sinan Kinay,  Ali Rıza (Soyadı öğrenilemedi) ve Welat (Soyadı öğrenilemedi)  isimli mahpusların hastane dönüşü covid-19 testlerinin pozitif çıktığı, bu isimlerden Zeki Bayhan ile Abdulkadir Kuday’ın daha önceden kronik rahatsızlıkları bulunması nedeniyle tedbir amaçlı hastaneye kaldırıldığı, birkaç gün sonra geri hapishaneye getirildiği, karantina sürecinin sonunda testlerinin negatife döndüğü ve hücrelerine geri götürüldükleri tarafımıza iletilmiştir. 

 

Düzce T Tipi Hapishanesinde Resul Baltacı, Ahmet Akbalık, Yakup Abi, Muhammet Koçyiğit ve Rıdvan Ünal isimli 6 mahpusun 20.09.2020 tarihi itibari ile birçok Covid-19 belirtisi gösterdiklerinin idareye ve revire bildirildiği, ancak gözlem altına alınmadıkları gibi bu kişilere test dahi yapılmadığı, idare tarafından belirti gösteren kişilerin ateşlerinin çok yüksek olmadığı gerekçesiyle test ve gözetim altına alma taleplerinin reddedildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Ayrıca yine Düzce T Tipi Hapishanesinde mahpuslar ve infaz koruma memurları tarafından hapishanede birçok mahpusun hastalandığı ve testlerinin pozitif çıktığı, tam sayı bilinmemekle birlikte Covid-19 nedeniyle birden çok mahpusun yaşamını yitirdiği, son haftalarda daha sıkı tedbirlerin alınmasının ve maske-eldiven-dezenfektan verilmesinin nedeninin de bu olduğu tarafımıza aktarılmıştır.

 

Metris R Tipi Hapishanesinde tutulan, hakkından ATK tarafından verilmiş 1hapishanede kalamaz” raporu bulunan ve boyundan aşağısı felçli hasta mahpus Abdullah Turanın mesanesinde kanama olduğu ve yoğun bir vücut enfeksiyonu olduğu, tedavi için hastaneye götürüldüğünde boyundan aşaması felçli olmasına rağmen kelepçeli muayene dayatıldığı, bu şekilde muayeneyi kabul etmeyince hapishaneye geri götürüldüğü, ancak durumunun kötüleşince yine hastaneye götürüldüğü, kendisine ilaç verildiği ve enfeksiyon gidene kadar hapishanede kalmasının söylenerek geri hapishaneye getirildiği tarafımıza iletilmiştir. Abdullah Turan avukatının Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu başvurucu sonucu infaz erteleme kararı ile tahliye edilmiştir.

 

3.2. Temizlik Malzemeleri ve Temiz Suya Erişim

 

Düzce T Tipi Hapishanesinde 06.12.2020 tarihi itibariyle mahpuslara eldiven ve maske dağıtılmaya başlandığı tarafımıza iletilmiştir.

 

Kandıra 1 Nolu F Tipi Hapishanesinde 3 kişilik bir hücreye 1 ay için 1 litre sıvı sabun dışında başka bir temizlik ve hijyen malzemesi verilmediği tarafımıza aktarılmıştır. Ayrıca haziran sonu itibariyle avukat görüşüne çıkan mahpuslarda ve infaz koruma memurlarında maske ve eldiven bulunmadığı tarafımızca gözlemlenmiştir.

 

Kandıra 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde dezenfektanın çok pahalıya satıldığı, bu nedenle birçok mahpusun  dezenfektan alamadığı, hücrelerin ara sıra dezenfekte edildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishanesinde temizlik malzemesi olarak haftada bir sabun verildiği, mahpusların bunun dışındaki temizlik malzemelerini kantinden temin etmeye çalıştığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde haftada bir sabun ve maske verildiği, eldiven ise gecikmeli olarak verildiği, hücrelerin ise sadece birkaç kez dezenfekte edildiği, temel temizlik malzemelerini kantinde bulmaya zorlandıkları, 3 aydır diş macunu alamadıkları tarafımıza aktarılmıştır.

 

Maltepe 1 Nolu L Tipi Hapishanesinde eldiven ve maske taleplerinin olmasına rağmen kendilerine mahpuslara eldiven ve maske verilmediği, su kullanımı konusunda mahpuslara kota uygulandığı ve su kullanımının sınırlandırıldığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Gebze Kadın Hapishanesinde koğuşların 20-30 günde bir dezenfekte edildiği, avukat görüşüne ve telefona çıkan mahpuslara eldiven ve maske verildiği, önceleri temizlik malzemelerinin temini idare tarafından yapılıyorken artık mahpusların kendilerinin temin ettiklerini, temizlik malzeme lerinin olması gerektiğinden daha pahalıya satıldığı, daha önce mahpuslara ücretsiz verilen pedlerin artık verilmediği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Metris R Tipi Hapishanesinde salgının başlangıcından beri koğuşların 2 kere dezenfekte edildiği, temizlik malzemelerinin mahpuslar tarafından kantinden temin edildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Silivri 5 Nolu L Tipi Hapishanesinde koğuşlarda aramaların devam ettiği ve sadece arama yapıldığı zaman koğuşların dezenfekte edildiği, pandeminin başlarında düzenli belirli aralıklarla mahpuslara ücretsiz olarak cüzi miktarda verilen dezenfektanın da artık verilmediği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Bolu F Tipi Hapishanesinde mahpuslara telefon görüşmesine götürülürken maske ve eldiven verilmediği, kronik hasta ve 65 yaş üstü mahpuslara ise ayda (dört kez telefon hakkı olmasına rağmen) sadece bir adet maske verildiği, temizlik malzemesi olarak pandemi süreciyle birlikte haftalık sadece sıvı el sabunu verildiği ancak haziran ayı itibariyle sıvı  el sabunun  dahi mahpuslara verilmediği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Bakırköy Kadın Hapishanesinde pandemi sürecinin başında haftalık olarak dezenfekte edilen koğuşların son zamanlarda hiç dezenfekte edilmediği, mahpuslara haftalık olarak toz ve sıvı deterjan verildiği anacak dezenfektan verilmediği tarafımıza aktarılmıştır.

 

3.3. Sağlıklı Beslenme

 

Marmara bölgesi hapishanelerinde özellikle yargı paketinden sonra açık hapishanedeki mahpusların izne gönderilmesiyle yemeklerde ciddi anlamda bozulma olduğu, kantinde ise satılan ürülerin fahiş fiyatlara satıldığı en çok aktarılan sorunlardandır.

 

İHAM içtihatlarında da bir mahpusa verilen gıdaların açıkça yetersiz olduğu durumlarda, bunun kendi başına Sözleşmenin 3. Maddesi uyarınca bir sorun doğuracağı belirtilmiştir.[19]

 

Kandıra 1 Nolu F Tipi Hapishanesinde kantinin stok durumunda büyük sorunlar olduğu, mahpusların istedikleri birçok şeye erişemedikleri, uzun bir süre her üç öğün yemek noktasında sıkıntılar yaşandığı, haziran ayı itibariyle mevcut sorunların kısmen devam ettiği, yemeklerin yiyebilecek durumda olmadığı, sebze ve meyvelere erişiminin sıkıntılı olduğu sebze ve meyvenin 15 günde bir alınabildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Kandıra 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde yemeklerin hâlâ çok kötü olduğu, verilmesi gereken diyet yemeklerinin verilmediği, katin alışverişlerinde sıkıntılar olduğu, sebze ve meyvenin 15 günde bir alınabildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde yemeklerin kötü olduğu, ayrıca hücrelerin 6 kişiye çıkarılmış olmasına rağmen bu hücrelere 3 kişilik kaplarda yemek verildiği, verilen yemeğin yetmediği, bu konuda ciddi sıkıntılar yaşandığı tarafıma aktarılmıştır.

 

Gebze Kadın Hapishanesinde yemek miktarı azaldığı, ayrıca kalitesinin düştüğü, 16 kişilik koğuşlara 10 kişilik yemek verildiği, kantine dışarıdan herhangi bir şey alınmadığı, stok noktasında eksiklerin yaşandığı;, her istediklerine erişimin sağlanmadığı ve fiyatların olması gerekenden yüksek olduğu tarafımıza aktarılmıştır.

 

Maltepe 1 Nolu L Tipi Hapishanesinde yemeklerin eksik ve yetersiz olduğu, kantin alışverişlerinin 2 haftada 1 yaptırıldığı, mahpusların dış kantinden meyve ve sebze satın alamadıkları tarafımıza aktarılmıştır.

 

Bakırköy Kadın Hapishanesinde Adalet Bakanlığının talimatıyla son zamanlarda artık bir öğünde verilen yemeklerin miktarının çok düşürüldüğü, yemeklerin içinde et olmadığı, meyve verilmediği, kahvaltılıkların miktarı düşürüldüğü, mahpusların gerekli vitamini alabilecekleri hiçbir gıda olmadığı, kantinde satılan ürünlerin kalitesinin çok düşük olduğu ve fiyatların çok fahiş olduğu tarafımıza aktarılmıştır.

 

Edirne F Tipi Hapishanesinde sürekli aynı yemeklerin verildiği, mevsime uygun yemek verilmediği, idare tarafından dağıtılan yemeklerin de yenilemeyecek durumda olduğu tarafımıza aktarılmıştır. 

 

4. HABERLEŞME HAKKI

 

Başta mektup gönderme ve alma olmak üzere, telefonla görüşme hakkı ile süreli ve süresiz yayınlardan faydalanma imkanı hapishanelerdeki mahpusların dış dünya ile en önemli ve belki de tek bağlantılarıdır. Bununla birlikte yakınları tarafından mahpuslara gönderilen kargolar da mahpusların kıyafet ve ayakkabı gibi ihtiyaçlarını karşılamaları bakımından önemli bir araçtır.

 

4.1. Mektup ve Kargo

 

Mahpusların en önemli iletişim araçlarından birisi mektuplardır. Mahpuslar çoğu zaman yakınlarıyla mektuplar aracılığı ile görüşmekte, şikayetlerini, taleplerinin mektuplar aracılığı ile gündeme getirmektedir. Bu anlamda mektup hakkı bir mahpusun haberleşme ve bilgi edinme hakkının, buna bağlı olarak ifade özgürlüğünün en önemli teminatıdır. Hatta mektup hakkı mahpusun adalete erişimi için de son derece önemlidir. Mektupların geciktirilmesi yahut hukuka aykırı şekilde el konulması, karalanması en sık karşılaşılan durumlardandır.

 

Kandıra 1 ve 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde mahpuslara gelen taahhütlü mektupların gecikmeli olarak verildiği, yine mahpuslar tarafından gönderilmek istenen taahhütlü mektupların da geç gönderildiği, normal gelen ya da normal gönderilmek istenen mektupların ise kaybedildiği, ziyarete gelen ailelerden eşya alınmadığı, kargo ile göndermelerinin istendiği, gelen kargoların da 14 gün bekletildikten sonra mahpuslara verildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishanesinde kargo için dilekçe uygulamasına geçildiği, mahpuslardan “ Yokluğumda, kamera eşliğinde kargomun açılıp bana verilmesini istiyorum.” şeklinde dilekçe alındığı ve kargoların bu şekilde teslim edilmeye başlandığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde temmuz ayının başına kadar kargoların açılmadığı, mahpusların kendilerine gönderilen yazlık kıyafetleri dahi alamadıkları, Adalet Bakanlığının genelgesine göre dışarıdan mahpuslara gelen kolilerin sadece iki ayda bir açılıp kendilerine teslim edileceği bildirilmişse de idarenin bunu ancak iki ayda bir tane koli gelebilir şeklinde yorumlayarak, iki ay içerisinde birden fazla koli gelmesi halinde fazla olanları göndericiye iade ettiği tarafımıza aktarılmıştır. Bu durum özellikle mevsimlik kıyafet gönderilen mahpuslar için büyük bir sorun teşkil etmektedir. Zira mevsime göre gönderilen kargoları zamanında alamamaktadırlar. Ayrıca mektuplarda özellikle Kürtçe yazılan mektupların gönderilmesi ve mahpuslara verilmesi konusunda gecikmeler yaşandığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Maltepe 1 Nolu L Tipi Hapishanesinde kargo ile gönderilen kıyafet ve kırtasiye malzemelerinin mahpuslara verilmediği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Gebze Kadın Hapishanesinde mektupların mahpuslara hemen verilmediği ve gönderildiğinde de aynı problem ile karşılaşıldığı, Kürtçe yazılan mektupların bilinmeyen dil denilerek keyfi olarak bekletildiği ve muhatabına verilmediği, iç postanın yasaklandığı ve mahpusların başka koğuşta kalan mahpuslara yazılı herhangi bir şey göndermesine izin verilmediği,  ziyarete gelen ailelerden eşya alınmadığı ve kargo ile gönderilmesinin istendiği, kargoların ise gecikmeli olarak verildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Silivri 5 Nolu L Tipi Hapishanesinde mektupların ve günlük giyim ihtiyaçlarını içeren kargolarının aylar sonra mahpuslara verildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Silivri 1 Nolu Kapalı Hapishanesinde mektup ve kargolarının  geç alındığı, kendilerine  geç  teslim edildiği, özellikle diğer hapishanelerle mektuplaşmalarda sıkıntı yaşadıkları, bu mektupların ya verilmediği ya da uzun süre sonra verildiği mahpusların Silivri 5 Nolu L Tipi Hapishanesine gönderdikleri mektuplara uzun süreden beri cevap alamadıkları tarafımıza aktarmıştır.

 

Bolu F Tipi Hapishanesinde kargo ve mektuplar gecikmeli olarak verildiği, Kürtçe yazılan mektupların tercüman olmadığı gerekçesiyle gönderilmesinin/verilmesinin ortalama 2 ay sürdüğü, mahpus aileleri tarafından hapishaneye gönderilen elbise, ayakkabı, iç çamaşırı, kitap gibi eşyaların hapishane idaresince kanununa aykırı bir şekilde hediye” kapsamında değerlendirildiği, bu nedenle 7242 sayılı kanunla 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 69. Maddesinde yapılan değişiklik gerekçe gösterilerek kargo yoluyla mahpuslara gönderilen eşyaların 2 ayda bir kez verildiği, bu uygulamaya karşı İnfaz Hakimliğine yapılan başvuru üzerine, İnfaz Hakimliğinin kararı üzerine Ekim ayı içerisinde bu uygulamanın sonlandırıldığı tarafımıza aktarılmıştır. 

 

Düzce T Tipi Hapishanesinde mahpusların göndermek istediği veya mahpuslara gelen mektuplarda Kürtçe ibarelerin yer alması durumunda veya mektupların Kürtçe yazılması hallerinde mektupların alıcısına iletilmediği, mektupların öncelikle tercüme edilmesi gerektiğinin ancak hapishane bünyesinde tercüme işini yapabilecek kimsenin olmadığının söylendiği, talep olması halinde ve ücretleri önceden ödenmesi koşuluyla bu işlemin yapılıp , bir sakınca görülmezse mektupların verilebileceğinin söylendiği, tercüme için istenen ücretlerin çok yüksek olduğu, sayfa başına 300 ile 400 tl arasında bir meblağ istendiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Bakırköy Kadın Hapishanesinde mektupların gidiş ve gelişlerinde sıkıntılar yaşandığı, mahpuslara gönderilen mektupların geç verildiği, yine mahpuslar tarafından yazılan mektupların da geç gönderildiği, mektupların verilmesinin/gönderilmesinin en az 2 ay sürdüğü,  aileler tarafından gönderilen kargoların ya çok geç verildiği ya da hiç verilmediği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Edirne F Tipi Hapishanesinde mahpuslara gönderilen mektupların verilmesinde ve mahpuslar tarafından yazılan mektupların gönderilmesinde sıkıntılar yaşandığı, mahpusların neredeyse hiçbir şekilde mektup göndermeyecek durumda oldukları, idare tarafından dışarı ile iletişimlerinin kesilmek istendiği ve özellikle Kürtçe mektup yazan birinin mektubunun yalnızca Kürtçe olduğu için gerekçesiz bir şekilde ya tamamen engellendiği ya da aylarca bekletildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

4.2. Telefon görüşleri

 

Adalet Bakanlığının ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün aldığı karar doğrultusunda açık ve kapalı görüşlerin yaptırılmaması nedeniyle haftada bir kere 10 dakika olan telefon görüşlerinin haftada iki kere 10’ar dakika olarak uygulanmasına karar verilmişse de telefon hakkı birçok hapishanede haftada bir kere 20 dakika olarak uygulanmaktadır. Bu durum ise kapalı görüş yerine telefon hakkı sağlanmasını anlamsız kılmaktadır. Zira iki güne çıkartılmasındaki amaç mahpusların farklı zamanlarda yakınları ile iletişime kurması ve sosyal ilişkinlerin devamlılığının sağlanabilmesidir. Ancak mevcut koşullarda bu amaca ulaşılamamakta ve mahpuslar üzerindeki ağır tecrit devam etmektedir.

 

Pandemi sürecinin başında alınan önlemler kapsamında mahpusların aileleri ile görüntülü görüşebilmelerinin de sağlanacağı belirtilmişse de gelinen aşamada henüz bununla ilgili bir adım atılmadığı görülmüştür.

 

4.3. Süreli ve Süresiz Yayınlar (Gazete, dergi, kitap, vb.)

 

Hapishanelerde kitap ve gazete sınırlaması olup, bazı hapishanelerde hakkında toplatma kararı dahi bulunmayan bazı kitaplar ile Evrensel, Birgün, Yeni Yaşam, Umut, Atılım, Yeni Demokrasi vb. muhalif gazeteler, mahpusların tüm taleplerine rağmen hiçbir şekilde hapishaneye alınmamaktadır. Özellikle 2019 yılında yapılan Açlık Grevi sonrasında, Yeni Yaşam gazetesinin engellenmesi yönlü uygulamalar hâlâ devam etmektedir. Bazı hapishanelerde kanuna aykırı olarak haftalık olarak gazetelerin tamamı hakkında engelleme kararı verilmekte, bazılarında ise engelleme kararı dahi gösterilmeden gazeteler mahpuslara verilmemektedir.

 

Yayınlara ulaşım haberleşme hakkı ve ifade özgürlüğü bağlamında çok önemlidir. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun (CGTİHK) 62. maddesine göre mahkemelerde yasaklanmamış olması kaydıyla mahpuslar yayınlardan yararlanabilir. Kaldı ki bir kişinin haberleşme hakkının ve bununla bağlantılı olarak ifade özgülüğünün sınırlanması için belli kriterler söz konusudur. Mahpusların yayınlara erişimi bakımından da bu ilkeler yani, kanunilik, ölçülülük ve meşru amaca dayanma ilkelerinin gözetilmesi gerekir.  Bu ilkelere ve CGTİHKnın 62. maddesine aykırı uygulamalara sıkça rastlanmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yapılan yeni değişiklikler ile 62. Maddenin 4. Fıkrasında Basın İlân Kurumu aracılığıyla resmî ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazetelerin kuruma kabul edilmeyeceği düzenlenmişse de bu hüküm idareler tarafından dergilere de uygulanmakta, mahpuslara gönderilen dergiler de bu düzenleme ileri sürülerek reddedilmektedir. Oysa 62. Maddenin 4. Fıkrası gazetelere ilişkin bir düzenlemedir.

 

Birçok hapishanede kitaplarla ilgili yasaklarında artış görülmektedir. Kargo ile gönderilen veya ziyaretçiler tarafından yatırılan kitaplar hiçbir gerekçe gösterilmeden mahpuslara verilmemektedir. Mahpusların kitapları kendi hesaplarından kesilecek para ile PTT aracılığıyla alabilecekleri, mahpuslara sadece doğum günü, dini ve resmî bayramlarda dışarıdan hediye olarak 1 tane kitap yatırılabileceği öğrenilmiştir.

 

Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde kargolarda gecikme yaşandığı için mahpuslara gönderilen kitap ve dergilerin tesliminde de sıkıntı yaşandığı, yaklaşık 4 aydır kütüphaneden kitap alma konusunda da sıkıntılar yaşandığı, kitaplara erişimin neredeyse olmadığı, Yeni Yaşam Gazetesi için abonelik yapılmadığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Maltepe 1 Nolu L Tipi Hapishanesinde uzun süredir talep edilmesine rağmen başta Yeni Yaşam Gazetesi ve Evrensel gazetesi olmak üzere muhalif gazetelerin verilmediği,  ailelerin ve yakınların getirdiği kitapların uzun süre bekletildikten sonra mahpuslara verildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Kandıra 1 ve 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde her mahpusun ayda 6 kitap alma hakkı varken bunun önce 3 kitap olarak sınırlandırıldığı,  daha sonra ise 1 ayda 3 kitap olarak daha da sınırlandırıldığı, doğum günü, bayramlarda mahpuslara gönderilen kitaplara bile idare tarafından sınırlandırma getirilmeye çalışıldığı, mahpusların istedikleri gazete ve dergi yayınına erişim sağlanmasına idare tarafından engel olunduğu, muhalif dergi ve gazetelere abonelik yaptırılmadığı, sadece idarenin istediği yayınlara üyelik yaptırılmasının dayatıldığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Gebze Kadın Hapishanesinde mahpuslara 2 ayda bir 3 kitap alabilecekleri şekilde sınırlama getirildiği, ayrıca idare tarafından bayiye gelmeyen dergiye abonelik yaptırılmayacağının kendilerine söylendiği, ancak bayiye zaten hiçbir derginin gelmediği, Kürtçe kitapların inceleme amacıyla emniyete gönderildiği ve ayrıca toplatması olup olmadığı sorgulatıldığı, bu nedenle aylarca kendilerine verilmediği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Silivri 5 Nolu L Tipi Hapishanesinde muhalif gazetelerin uzun zamandır hiç verilmediği, günlük gazetelerin 1 gün sonra verildiği, mahpuslara 3 haftada 1 kitap alma hakkı tanındığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Silivri 1 Nolu Kapalı Hapishanesinde mahpuslara gönderilen Kürtçe  süreli yayınların ve kitapların  inceleme  aşamasına  tabi  tutulduğu,  bu inceleme aşamasının da sürüncemede  bırakılarak bu kitapların  mahpuslara verilmediği, mahpuslara gönderilen Kürtçe kitapların 1 yıldır hâlâ incelemede  denilerek mahpuslara teslim edilmediği, idare tarafından mahpuslara kitap kotası uygulandığı, mahpusların yanlarında belirli bir sayıda kitap bulundurabildikleri, ayrıca kargoyla gelen kitapları  teslim  alabilmeleri  için yanlarındaki kitapların depoya çıkartılması gerektiği,  şu an hiçbir şekilde dergi almalarına izin verilmediği, sadece idarenin uygun gördüğü gazeteleri temin edilebildiği, aylık yayın yapan, daha önce alabildikleri kültürel-politik dergilerin mahpuslara teslim  edilmediği tarafımıza aktarılmıştır. 

 

Ayrıca görüşme yapılan bir  mahpus, sayı açısından uygulanan kitap kotasına ek olarak başka bir hapishaneden kendisine gönderilen 25 adet kitaptan idare tarafından eleme yapılarak sadece 10 tanesini okumasına izin verildiğini, diğer kitapların depoya kaldırıldığını, yasaklı yayın olmadığı için el koyma işlemi yapılamadığını, ancak Silivri İnfaz Kurumunun kendi iç yönetmeliğine göre  idare tarafından okumasının uygun olmadığına kanaat getirilen kitaplar olduğu için okumasına izin verilmediğini belirtmiştir.

 

Bolu F Tipi Hapishanesinde Yeni Yaşam ve Xwebûn gazetelerinin Basın İlan Kurumu aracılığıyla resmî ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahpuslara verilmediği, Kürtçe olan kitapların tercüman olmadığı gerekçesi ile verilmediği,  ayrıca ekim ayı itibariyle, Artı Tv, Tele 1 gibi muhalif televizyon kanallarının idare tarafından merkezi sistemden çıkarılmak suretiyle izlenmesinin engellendiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Bakırköy Kadın Hapishanesinde kitap kotası konulduğu, idare tarafından 2 ayda 1 sadece 1 kişiden 1 kitap kabul edileceğinin söylendiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Edirne F Tipi Hapishanesinde kitap alışverişi ve dışardan gönderilen kitaplarla ilgili olarak mahpuslara yeni bir genelge tebliğ edildiği, genelgeye göre bir mahpusa kitap göndermek isteyen birinin sadece özel günlerde  ( doğumgünü, bayram vs.) ve iki ayda bir olmak üzere yalnızca bir kitap gönderebileceği, birden fazla kitap gönderilirse bir tanesinin mahpusa verileceği, diğerinin kargo parası mahpusun hesabından kesilecek şekilde gönderene iade edileceği, aynı zamanda bir koğuşta başka bir koğuşta kalan mahpusun isminin yazılı olduğu bir kitabın görülmesi halinde kitaba el konulup hiçbir şekilde geri verilmeyeceğinin bildirildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Düzce T Tipi Hapishanesinde mahpuslara gazete ve dergi verilmediği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Bazı hapishanelerde ise Yeni Yaşam Gazetesi bayide bulunamadığı” iddiasıyla verilmemektedir. Mahpuslara talep ettikleri Yeni Yaşam Gazetesinin verilmemesi ve yeni uygulanmaya başlanan kitap yasakları mahpusların bilgiye erişim bağlamında ifade özgürlüğünü de kısıtlamaktadır. Anayasanın 28. maddesi basın hürriyetini düzenlerken, süreli ve süresiz yayınların hangi hallerde dağıtımının engellenebileceğini ve toplatılabileceğini de düzenlemiştir. Ancak söz konusu kamuya açık alanlarda satışı yapılan ve herkesin erişimine açık olan gazete hakkında basım veya dağıtımına ilişkin herhangi bir yasaklama kararı bulunmamaktadır.  Bu bakımdan hakkında yasaklama kararı olmayan bir gazetenin Hapishane idaresi tarafından verilmemesi Anayasanın 26. ve İHASin 10. maddesine aykırıdır.

 

5. SAVUNMA HAKKI

 

5.1 Avukat Görüşleri

 

Haziran ayına kadar birçok hapishanede acil durumlar dışında avukat görüşü yaptırılmamaktaydı. Yaptırılan hapishanelerde ise kapalı görüş şeklinde yaptırılmaktaydı. Hapishanelerde avukat görüş odalarına normal avukat görüşü yapılması için branda çekilmişse de brandalı görüş odalarının sayılarının az olması nedeniyle avukatlar oldukça sorun yaşamaktadır. Görüş odalarının dolu olması nedeniyle ya uzun saatler beklemek ya da kapalı görüş yapmak yapmak zorunda kalmaktadır.

 

Haziran ayı itibariyle görüşmelerin normale döndüğü söylense de Kandıra 1 Nolu F Tipi Hapishanesinde görüşler eylül ayı başına kadar kapalı görüş olarak yaptırılmaktaydı. Kandıra 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde ise hâlâ kapalı görüş şeklinde yaptırılmaktadır.

 

Tekirdağ 1 ve 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde sadece iki avukat görüş odasına plastik branda uygulanmış olup sadece brandalı iki odada görüş yaptırılmaktadır. Bu odaların dolu olması halinde başka avukat alınmamaktadır. Avukat görüş odalarına sadece bir avukat giriş yapabilmektedir.

 

Silivri 1 Nolu Kapalı Hapishanesinde ve Silivri 5 Nolu L Tipi Hapishanesinde  3-4 avukat görüş odasına branda uygulanmıştır. Bu odaların dolu olması halinde diğer avukatlara kabul etmeleri durumunda kapalı görüş yaptırılmaktadır.

 

Maltepe 1 Nolu L Tipi Hapishanesinde avukat görüşleri brandalı avukat görüş odalarda yaptırılmaktadır. Pandemi bahane edilerek tutuklularla yapılan görüşler de mesai saati ile sınırlandırılmıştır.

 

Gebze Kadın Hapishanesinde avukat görüşleri açık görüş odaları dışında, koridor ortasında araları mika ile kapatılmış demir parmaklıklı bir kapının önünde yaptırılmaktadır. Görüş yapılan yerin etrafı açık olup koridordan geçen herkes tarafından görülmekte ve duyulmaktadır. Bununla birlikte sadece bir yer olması nedeniyle içeride görüş yapan bir avukat varken görüş yapmak için gelen diğer avukatlar dışarıda beklemek zorunda kalmaktadır.

 

Düzce D Tipi Hapishanesinde avukat görüşleri kapalı görüş olarak yaptırılmakta ve avukatlara tulum giydirilmektedir.

 

Bolu F Tipi Hapishanesinde avukat görüşleri hapishanede bulunan avukat görüşme odasında şeffaf bölmeli alanda maske ve eldivenli bir şekilde gerçekleştirilmektedir.

 

6. DİĞER İHLALLER

 

Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde 04.12.2020 günü bazı hücrelere baskın yapıldığı ve hücrelerde arama yapıldığı, mahpusların hapishane kantininden almış olduğu 4 adet radyoya el konulduğu, buna dayanarak mahpuslar hakkında Kuruma yasak madde sokmak/ kurumda yasak madde bulundurmak” suçundan soruşturma başlatıldığı ve mahpusların ifadeye çağırıldığı, radyolardan 2 tanesinin mahpuslara iade edildiği, diğer 2 radyonun ise hâlâ sahibine verilmediği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde mahpusların hücre değişikliği talepleri kabul edilmemediği, 1-3 kişinin kalabileceği şekilde yapılmış olan hücrelerde mahpusların 6 kişi kaldığı, bazı mahpusların yeterli hücre olmadığı gerekçesiyle bir süre üzeri tel kafesli hücrede tutuldukları tarafımıza aktarılmıştır. 

 

Yine Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde Ümit Akgümüş, uzun süredir aynı hücrede bulunan diğer iki mahpusun sigara içmesinin kendisini sağlık durumunu olumsuz etkiliyor oluşu nedeniyle hücresinin değiştirilmesini talep ediyorsa da idare tarafından bu talebinin dikkate alınmadığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Bolu F Tipi Hapishanesinde bazı odalarda 4 mahpusun kaldığı, ancak sadece 3 ranza olması nedeniyle, mahpusların yer yatağında uyumak zorunda kaldığı, mahpuslarca hapishane idaresinden ranza talep edilmesine rağmen, taleplerinin karşılanmadığı, hücre değişimleri taleplerinin de idare tarafından cevapsız bırakıldığı tarafımıza aktarılmıştır.  Ayrıca 02.10.2020 tarihinde tüm hücrelerde infaz memurlarınca fiziki mesafe kurallarına riayet edilmeksizin arama yapıldığı ve radyolara el konulduğu tarafımıza aktarılmıştır.

 

Naif Bal adlı mahpusun 18.10.2017 tarihinde idareye verdiği AYM bireysel başvurusu dilekçesi, hapishane idaresince 21.10.2017 tarihinde teslim edilmesi nedeniyle AYM tarafından Naif Bal’ın bireysel başvurusu hakkında süre yönünden kabul edilmezlik kararı verildiği tarafımıza aktarılmıştır.  Hapishane idaresinin bu tutumu nedeniyle Naif Bal’ın hak arama özgürlüğü ihlal edilmiştir.

 

Yine Bolu F Tipi Hapishanesinde Siyasi mahpuslar hastaneye sevkleri sırasında B-41 Koğuşunda kalan adli suçtan hükümlü Yavuz Yılmaz’ın fiziki saldırısı ve hakaretine maruz kaldığı, ayrıca aynı kişi tarafından siyasi hücrelerin havalandırma bölümüne cam parçaları atılmıştır. Siyasi mahpuslara adli suçtan hükümlü kişilerce yapılan saldırılar konusunda hapishane idaresince yeterli önlemin alınmadığı ve etkin bir cezai ve disiplin soruşturmanın yürütülmesi için gerekli işlemlerin yapılmadığı tarafımıza iletilmiştir.

 

Bakırköy Kadın Hapishanesinde kalorifer yanmadığı için içerisinin aşırı soğuk olduğu, hapishanedeki sorunlara ilişkin idare ile görüşme taleplerinin olmasına rağmen idarenin kendileri ile görüşmediği, çözüm için muhatap bulamadıkları tarafımıza aktarılmıştır.

 

Edirne F Tipi Hapishanesinde mahpuslar arasında kitap paylaşımı dahil olmak üzere tüm maddi paylaşımların yasaklandığı tarafımıza aktarılmıştır. 

 

Silivri 1 Nolu Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslar tek kişilik hücrede tutulan kanser hastası Soydan Akay’ın yanlarına getirilmesi için çok defa hapishane idaresine başvurduklarını, kendilerine Soydan Akay’ın Bakanlık talimatı ile tek kişilik hücrede tutulduğun ve bu nedenle yanlarına getirilemeyeceği yönünde cevap verildiğini tarafımıza aktarmışlardır.

 

Yine Silivri 1 Nolu Kapalı Hapishanesinde mahpusların hücrelerinde baskın arama şeklinde arama yapıldığı, radyolara el konulduğu ve aradan geçen süreye rağmen radyoların iade edilmediği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Düzce T Tipi Hapishanesinde bulunan yatak ve çarşafların çok eski olduğu,  birçoğunda  kalıcı lekeler ve çürümeler olduğu, mahpusların uzun zamandır yenilerini talep etmesine rağmen kendilerine yeni yatak ve çarşaf verilmediği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Düzce T Tipi Hapishanesinde yapılan aramalarda mahpusların radyolarına, mektuplarına, defterlerlerine ve kişisel notlarına el konulduğu, defalarca talep etmelerine rağmen el konulan eşyaların kendilerine iade edilmediği, 2 yıl önce Süleyman Benzer isimli mahpusun televizyonuna el konulduğu ve 2 yıldır kendisine verilmediği tarafımıza iletilmiştir.

 

Yine Düzce T Tipi Hapishanesinde çeşitli gerekçelerle keyfi olarak disiplin cezaları verildiği, verilen bu disiplin cezalarının birçoğunun hücre cezası olduğu, mahpusların taleplerine ve kanunda derhal uygulanacağına dair açık hüküm olmasına rağmen bu cezaların bilinçli olarak infazının gerçekleştirilmediği, koşullu salı verilme tarihi gelen mahpusların hücre cezalarının infaz edilmemiş olması nedeniyle koşullu salıverilemden faydalandırılmadıkları, 2018 yılından verilen hücre cezalarının infazının henüz gerçekleştirilmediği, Vedat Gültekin, Vedat Turgut, Yakup Abiş ve Ahmet Akbalık isimli mahpusların  birden çok hücre cezası olduğu, bu cezaların hâlâ infaz edilmemiş olması nedeniyle şartlı salıverilmeden faydalanamadıkları ve hâlâ 2018 yılında verilmiş olan hücre cezalarının infazını bekledikleri,dvan Ünal isimli mahpusun 15.04.2020 tarihinde şartlı salıverilme tarihinin geldiği, ancak 2018 yılıdan kalan bir hücre cezasının hâlâ infaz edilmemiş olması nedeniyle tahliye olamadığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Gebze Kadın Hapishanesinde 27.11.2020 günü 4 mahpus için arama kararı olduğu belirtilerek koğuşlarda arama yapıldığı, kararın 4 mahpusa ilişkin olmasına rağmen koğuşlarda kalan herkesin eşyasına, el yazılı her şeye el konulduğu, arama esnasında bazı infaz koruma memurları tarafından mahpuslara yönelik kötü muamelede bulunulduğu aktarılmıştır. İnfaz koruma memurlarının çöplerin dahi arandığı, çöpü aradıkları ellerle mahpusların üstlerinin arandığı, hijyen kurallarına dikkat edilmediği, el konulan eşyaların jandarmaya teslim edildiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Kandıra 1 ve 2 Nolu F Tipi Hapishanelerinde Sulh Ceza Hakimliğinin arama kararına dayanılarak bütün hücrelerde arama yapıldığı, mahpusların yazılı olan savunma evrakları dahil, dava dosyaları, el yazılı bütün evraklarına el konulduğu, Sulh Ceza Kararının numarası ve içeriğinin mahpuslarla paylaşılmadığı tarafımıza aktarılmıştır.

 

Kandıra 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde hastaneye götürülen bazı mahpuslara sohbet adı altında bazı sivil giyimli devlet görevlileri tarafından ajanlık teklifinde bulunulduğu tarafımıza aktarılmıştır.

 

Kandıra 1 Nolu F Tipi Hapishanesinde Adalet Bakanlığının göndermiş olduğu genelge ile çocuklu ailelerin tek başına kalmasına karar verildiği, bu nedenle Nurcan Kızılkaya isimli mahpus ile ve küçük kızı Arin Kızılkayanın tek başına bir hücrede tutulduğu tarafımıza aktarılmıştır.

7. AÇLIK GREVLERİ

 

Bolu F Tipi Hapishanesinde bulunan siyasi mahpuslarca İmralı Ada Hapishanesinde bulunan Abdullah Öcalana yönelik devam eden tecridin sonlandırılması talebiyle 27.11.2020 tarihinde süresiz-dönüşümlü açlık grevi başlatıldığı, açlık grevinin dörder kişilik gruplar halinde beşer günlük süreyle yapıldığı, 31.12.2020 itibariyle 7. Grubun açlık grevini bitirdiği tarafımıza aktarılmıştır. Açlık grevi yapan mahpuslara talepleri üzerine idare tarafından tuz, şeker, meyve suyu ve B1 Vitamini içeren ilaçların verildiği, açlık grevini sonlandıran mahpuslara ise diyet yemeği verildiği ayrıca belirtilmiştir.

 

Düzce T Tipi Hapishanesinde bulunan siyasi mahpuslarca İmralı Ada Hapishanesinde bulunan Abdullah Öcalana yönelik devam eden tecridin sonlandırılması talebiyle 30.11.2020 tarihinde süresiz-dönüşümlü açlık grevi başlatıldığı, açlık grevinin ikişer kişilik gruplar halinde beşer günlük süreyle yapıldığı, 03.01.2020 itibariyle 7. Grubun açlık grevini bitirdiği tarafımıza aktarılmıştır. Açlık grevine giren mahpuslara günlük olarak kilo ve tansiyon ölçümü yapıldığı, ancak talep edilmesine rağmen yeterli miktarda şeker verilmediği, ayrıca açlık grevine başlayan mahpuslar hakkında idare tarafından disiplin soruşturması başlatıldığı ve disiplin cezası verildiği belirtilmiştir.

 

Kandıra 1 ve 2 Nolu F Tipi Hapishanelerinde bulunan siyasi mahpuslarca İmralı Ada Hapishanesinde bulunan Abdullah Öcalana yönelik devam eden tecridin sonlandırılması talebiyle 28.11.2020 tarihinde süresiz-dönüşümlü açlık grevi başlatıldığı, açlık grevinin beş kişilik gruplar halinde beşer günlük süreyle yapıldığı, 01.01.2020 itibariyle 7. Grubun açlık grevini bitirdiği tarafımıza aktarılmıştır. Ayrıca idarenin de açlık grevine yönelik henüz bir baskı veya müdahalede bulunmadığı bildirilmiştir.

 

Gebze Kadın Hapishanesinde bulunan siyasi mahpuslarca İmralı Ada Hapishanesinde bulunan Abdullah Öcalana yönelik devam eden tecridin sonlandırılması talebiyle 28.11.2020 tarihinde süresiz-dönüşümlü açlık grevi başlatıldığı, açlık grevinin ikişer kişilik gruplar halinde beşer günlük süreyle yapıldığı, 01.01.2020 itibariyle 7. Grubun açlık grevini bitirdiği tarafımıza aktarılmıştır. Ayrıca idarenin de açlık grevine yönelik henüz bir baskı veya müdahalede bulunmadığı bildirilmiştir.

 

Maltepe 1 Nolu L Tipi Hapishanesinde bulunan siyasi mahpuslarca İmralı Ada Hapishanesinde bulunan Abdullah Öcalana yönelik devam eden tecridin sonlandırılması talebiyle 28.11.2020 tarihinde süresiz-dönüşümlü açlık grevi başlatıldığı, açlık grevinin ikişer kişilik gruplar halinde beşer günlük süreyle yapıldığı, 01.01.2020 itibariyle 7. Grubun açlık grevini bitirdiği tarafımıza aktarılmıştır.  Açlık grevine giren mahpuslar hakkında idare tarafından disiplin soruşturması başlatıldığı ve disiplin cezası verildiği ayrıca belirtilmiştir.

 

Bakırköy Kadın Hapishanesinde bulunan siyasi mahpuslarca İmralı Ada Hapishanesinde bulunan Abdullah Öcalana yönelik devam eden tecridin sonlandırılması talebiyle 28.11.2020 tarihinde süresiz-dönüşümlü açlık grevi başlatıldığı, açlık grevinin  dörder kişilik gruplar halinde beşer günlük süreyle yapıldığı, 01.01.2020 itibariyle 7. Grubun açlık grevini bitirdiği tarafımıza aktarılmıştır. Greve giren mahpuslara greve uygun iaşe verilmediği gibi, şeker taleplerinin ise kantinde bulunmadığı gerekçesiyle karşılanmadığı bildirilmiştir.

 

Silivri 5 Nolu L Tipi Hapishanesinde bulunan siyasi mahpuslarca İmralı Ada Hapishanesinde bulunan Abdullah Öcalana yönelik devam eden tecridin sonlandırılması talebiyle 28.11.2020 tarihinde süresiz-dönüşümlü açlık grevi başlatıldığı, açlık grevinin hücrelerdeki mahpus sayısına bağlı olarak üç ile beş kişilik gruplar halinde beşer günlük süreyle yapıldığı, 01.01.2020 itibariyle 7. Grubun açlık grevini bitirdiği tarafımıza aktarılmıştır.

 

Silivri 1 Nolu Kapalı Hapishanesinde bulunan siyasi mahpuslarca İmralı Ada Hapishanesinde bulunan Abdullah Öcalana yönelik devam eden tecridin sonlandırılması talebiyle 28.11.2020 tarihinde süresiz-dönüşümlü açlık grevi başlatıldığı, açlık grevinin toplam 7 kişi olmak üzere birer kişi beşer günlük süreyle yapıldığı, 01.01.2020 itibariyle 7. Grubun açlık grevini bitirdiği tarafımıza aktarılmıştır. Ayrıca idarenin de açlık grevine yönelik henüz bir baskı veya müdahalede bulunmadığı bildirilmiştir.

 

Tekirdağ  1 ve 2 Nolu F Tipi Hapishanesi ile Tekirdağ 2 Nolu T Tipi Hapishanesinde bulunan siyasi mahpuslarca İmralı Ada Hapishanesinde bulunan Abdullah Öcalana yönelik devam eden tecridin sonlandırılması talebiyle 28.11.2020 tarihinde süresiz-dönüşümlü açlık grevi başlatıldığı, açlık grevinin hücrelerdeki mahpus sayısına bağlı olarak üç ila beş kişilik gruplar halinde beşer günlük süreyle yapıldığı, 01.01.2020 itibariyle 7. Grubun açlık grevini bitirdiği tarafımıza aktarılmıştır. Ayrıca hapishane idareleri tarafından şu ana kadar herhangi bir olumsuz yaklaşım olmadığı, isteyen mahpusların kontrol kilo, tansiyon, nabız gibi kontroller için revire çıkabileceğinin söylendiği, grevdeki mahpuslara uygun iaşe dağıtıldığı belirtilmiştir.

 

Edirne F Tipi Hapishanesinde bulunan siyasi mahpuslarca İmralı Ada Hapishanesinde bulunan Abdullah Öcalana yönelik devam eden tecridin sonlandırılması talebiyle 27.11.2020 tarihinde süresiz-dönüşümlü açlık grevi başlatıldığı, açlık grevinin hücrelerdeki mahpus sayısına bağlı olarak iki ila üç kişilik gruplar halinde beşer günlük süreyle yapıldığı, 31.12.2020 itibariyle 7. Grubun açlık grevini bitirdiği tarafımıza aktarılmıştır.

F. SONUÇ

 

Raporda görüldüğü üzere pandemi süreci bahane edilerek mahpusların en temel insan hakları dahi askıya alınmış ve mahpuslar üzerindeki tecrit en üst seviyeye çıkarılmıştır. Yine son dönemlerde muhaliflere yönelik artan baskılar nedeniyle tutuklamalar daha da artmış, hapishanelerdeki mahpus sayısı kapasitenin çok üzerine çıkmıştır. Bununla doğru orantılı olarak mahpusların maruz kaldığı hak ihlalleri de artmıştır. Bu ihlallerin başında ise işkence yasağının ihlali gelmektedir. Son günlerde basında da geniş bir şekilde yer bulan çıplak arama bunun bir örneğidir. Oysa hem ulusal hemde uluslararası hukukta işkence ve kötü muamele açıkça yasaklanmıştır. Bir başka deyişle hiçbir hal ve durumda, hiç kimseye işkence yapılamaz. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi de hapishanelerde yapılan çıplak aramalara ilişkin başvuruları işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen İHAS 3. madde bağlamında değerlendirmektedir. Buna rağmen çıplak aramanın hukuka aykırı bir şekilde hâlâ çok yaygın bir uygulama olduğu tespit edilmiştir.

 

Devletler, taraf oldukları sözleşmelerde yer verilen işkence yasağını da göz önünde bulundurarak, çıplak arama uygulamasına tamamen son vermeli ve hapishanelerde işkencenin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalıdır. Bu husus, devletlerin işkence ve diğer insan hakları ihlallerinin önlenmesine dair aktif yükümlülüklerinin bir gereğidir. Ortaya bir hak ihlali çıktığında, bu hususun etkin soruşturulması ve sorumluların yaptırımla karşı karşıya bırakılacağı yargılama süreçlerinin gerçekleştirilmesi de söz konusu aktif yükümlülüğün bir parçasıdır. İşkence, bu anlamda çıplak arama ve iç beden araması bir hak ihlalidir ve suçtur. Yukarıda belirtildiği gibi 5237 Sayılı TCKnın 94. maddesinde de suç fiilleri arasında sayılmıştır. Haliyle, çıplak aramaya maruz kaldığını iddia eden kişinin, yaşanan hak ihlalinin soruşturulmasını isteme, bir başka anlatımla sorumlularla ilgili şikayette bulunma hakkı vardır. Bu hakkın en etkin ve sonuç alıcı şekilde kullanımının sağlanması gerekmektedir.

 

Bir başka husus ise; mahpusların açık görüşlerinin yaptırılmamasının pandemi koşullarında anlaşılabilir olsa da kapalı görüşlerde kişi sınırlaması uygulanmasının, 40 dakikalık açık görüşlerin yerine sadece 10 dakikalık ek telefon hakkı tanınmasının ve bu telefon hakkının da açık/kapalı görüş yapılabilecek kişilerle değil de sadece telefon numarası verilen kişi ile sınırlı tutulması mahpusların aile ve özel hayatına saygı hakkını ihlal etmesidir. Her ne kadar pandeminin ilk zamanları mahpusların aileleri ile görüntülü konuşmalarına imkan sağlanacağı belirtilmişse de gelinen aşamada buna dair hiçbir adım atılmamıştır. Ailelerinden uzak bölgelere sürgün edilen mahpusların aileleri kapalı görüş yapabilmek için pandemi koşullarında uzun seyahatler yapmak durumunda kalmakta, bu durum mahpus ailelerininin sağlık durumlarını da riske atmaktadır. Bu sebeple mahpuslara daha fazla telefon hakkı sağlanmalı ve en azından ziyaretçi listesindeki herkesle telefon ile görüşebilme hakkı tanınmalıdır. Yine pandemi süreci başında sağlanacağı söylenen görüntülü görüşme için gerekli adımlar atılmalıdır.

 

Mahpusların hapishane koşullarında sosyalleşebilmesi, infaz sürelerinde sosyal ilişkilerden kopmamaları, bedensel ve ruhsal sağlıkları açısından ortak alan faaliyetleri büyük önem arz etmektedir. Özellikle yüksek güvenlikli hapishanelerde tutulan mahpusların beden ve ruh sağlıkları için uzun süre veya süresiz sosyal yalnızlaştırmaya maruz bırakılmamaları gerekmektedir. Spor, sohbet gibi faaliyetler sayesinde mahpuslar sürekli kaldıkları hücrelerin dışına çıkmakta, 7 gün 24 saat birlikte kaldıkları sınırlı sayıdaki kişilerden farklı kişilerle sohbet ederek sosyalleşme imkanı bulmaktadır. Pandemi ile birlikte başlayan süreçte mahpusların ortak alan faaliyetlerinin yaptırılmaması mahpusların içide bulunduğu tecrit koşullarının ağırlaşmasına neden olmuştur. İHAM, tamamen duyusal yalıtma ile birlikte bütünüyle sosyal yalıtmanın kişiliği tahrip edeceğini ve güvenlik veya başka gerekçelerle haklı gösterilmeyecek bir insanlık dışı muamele biçimi oluşturacağını belirtmiştir.[20]

 

“Yeni Normale Geçiş” planlamaları yapılırken ve hayatın birçok alanında normalleşme başlamışken açık ziyaretlerin yaptırılmadığı, avukat görüşlerinin mahpuslarla teması kesecek şekilde yaptırıldığı, hapishane personelinin dışarı ile ilişkisinin sınırlı tutulduğu, yeni tutuklanan ya da sürgün/sevk gelen mahpuslar ile hastane/adliye sevkleri gibi nedenlerle hapishaneden ayrılıp geri dönen mahpusların 14 gün karantinada tutulduğu, karantina sonucunda test yapılarak hücrelerine dönebildiği, kısaca mahpusların dışarı ile temasının kesildiği bu koşullarda mahpusların hâlâ hapishane içerisinde ortak alan faaliyetlerine çıkartılmamasının hiçbir mantıklı gerekçesi bulunmamaktadır. Ortak alan faaliyetlerinin yaptırılmıyor olması mahpuslar açısından ceza içerisinde cezaya dönüştürülmüştür. Bu uygulamaya son verilerek içeride izole olan mahpusların birbirleri ile iletişim kurarak sosyal ilişkilerini devam ettirebileceği spor, sohbet gibi ortak alan faaliyetlerinin yaptırılması gerekmektedir.

 

Mahpusların dış dünya ile iletişim kurması, toplumdan tamamen kopmadan, meydana gelen gelişmeleri takip edebilmesi için en önemli iletişim araçlarının başında süreli ve süresiz yayınlar gelmektedir. Mahpuslar kitaplar sayesinde birçok konuda kendilerini geliştirirken gazete ve dergiler sayesinde toplumda yaşanan gelişmeleri takip edebilmektedir. Bu durum tecridin mahpuslar üzerindeki etkilerinin bir parça olsun azalmasına neden olmaktadır. Ancak hapishanelerde kitaplara getirilen kısıtlamalar ile dergi ve gazetelere getirilen yasaklamalar nedeniyle mahpuslar ifade özgürlüğü kapsamında bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğü ve haber alma hakkından faydalanamamaktadır. Birçok hapishanede mahpuslar okumak istedikleri süreli ve süresiz yayınların parasını doğrudan ödeyerek yayınları hapishane idarelerinin anlaşmalı olduğu yerlerden almak zorunda bırakılmaktadır. Bu durumun meydana getirdiği temel sorunlardan biri aileleri tarafından yatırılan para dışında geliri olmayan ve ekonomik olarak zor durumda olan mahpusların yayınlara erişmesi önünde engel oluşturmasıdır. Mahpuslar günlük yiyecek ve temizlik malzemesi ihtiyaçları ile mektup/faks gibi ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlanmaktayken bir de okumak istedikleri kitaplara bütçe ayırmak zorunda bırakılmaktadır. Bir diğer temel sorun ise mahpuslar tarafından talep edilen yayınların hapishane idaresinin anlaşmalı olduğu yerlerde bulunmamasıdır. Bu durum da mahpusların yayınlara erişmesi önünde ciddi bir engel teşkil etmektedir.

 

Yine gazete ve dergi gibi yayınlar da hapishane idareleri tarafından keyfi olarak yasaklanmaktadır. Çoğu zaman bu yasaklamalara ilişkin herhangi bir idari karar da alınmamaktadır. Özellikle muhalif gazete ve dergilere getirilen bu yasaklamalar sadece mahpusların bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğünü ihlal etmekle kalmamakta, muhalif basına uygulanan sansürün de bir göstergesi olmaktadır. Mahpusların uluslararası anlaşmalar ve Anayasa ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve haberleşme hakkından kanunlara uygun olarak faydalanabilmeleri için kitaplara getirilen sınırlamalara ile gazete ve dergilere getirilen yasaklara son verilmeli, mahpusların ifade özgürlüğü ve haberleşme haklarına yönelik ihlaller durdurulmalıdır.

 

Kişi sınırlaması olmaması yönüyle ziyaretler dışında mahpusların aile ilişkilerini, arkadaş ilişkilerini ve sosyal ilişkilerini devam ettirebilmeleri için  mektup ve fakslar haberleşme hakkının kullanılmasında en önemli araçlardandır. Son dönemlerde daha da artan mektup engellemeleri ve mektupların kaybedilmesi mahpusların aile ve özel hayatlarına saygı hakkı ile haberleşme haklarını ihlal ettiği gibi mahpuslar üzerindeki tecriti de arttırmaktadır. Mahpusların ailelerine yazdıkları mektuplar ya da mahpusların ailelerinden gelen mektuplar dahi hiçbir gerekçe gösterilmeden engellenmektedir. Özellikle mahpuslar tarafından yazılan Kürtçe mektupların gönderilmemesi ya da mahpuslara gelen Kürtçe mektupların engellenmesi dışarıda Kürtçeye yönelik süren ayrımcılığın hapishanelerde de devam ettiğini göstermektedir. Oysa hem ulusal hukukta hemde uluslararası hukukta dile yönelik ayrımcılık kesin olarak yasaklanmış, 5237 sayılı TCKnın 122. Maddesi ayrımcılığı suç olarak yaptırıma bağlamıştır. Dolayısıyla bu engellemeler Ayrımcılık Yasağınında ihlali niteliğinde olup, bu ihlallere derhal son verilmesi gerekmektedir.

 

Özellikle pandemi sonrası mahpusların tedavi ve sağlık hakkı üzerinde yaşanan hak ihlalleri de artış göstermektedir. Hapishanelerde yüzlercesi ağır binlerce hasta mahpus bulunmaktadır. Pandemi ile birlikte duran hastane sevkleri son dönemlerde yeniden başlamışsa da hastane dönüşleri uygulanan 14 gülük karantina süresinin koşulları nedeniyle mahpuslar hastaneye gitmek istememektedir. Zaten hasta olan ya da tek başına kalamayacak durumda olan mahpuslar karantina hücrelerinde çok kötü koşullarda kalmak zorunda bırakılmaktadır. Bazı hapishanelerde 20-30 kişi aynı karantina koğuşunda kalırken bazı hapishanelerde tek başına temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak mahpuslar tek başına tutulmaktadır.. Mahpuslar ya çok az havalandırmaya çıkartılmakta ya da hiç çıkartılmamaktadır. Kantinden ihtiyaçlarının karşılanmasında birçok sorun yaşanmaktadır. Televizyon, radyo, kitap gibi eşyaları kendilerine verilmemektedir. Bu durum mahpusların hastaneye gitmek istememesine ve düzenli tedavi olması gereken mahpusların tedavi olamamasına neden olmaktadır. Oysa devlet, mahpusların beslenme, bakım, sağlık hizmeti gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür. Zira sosyal bir devletin sağlık hizmetlerinin eşit, nitelikli ve herkesin ulaşabileceği bir şekilde sunumunu” sağlaması ödevi hapishanedeki sağlık hizmetlerinin genel toplumsal sağlık sistemiyle yakın ilişki içinde, ulusal sağlık sistemiyle entegre ve uyum içinde örgütlenmesini gerektirmektedir. Mahpuslar yasal durumları nedeniyle ayrımcılığa tabi tutulmaksızın ülkedeki sağlık hizmetlerinden yararlanma imkanına sahip olmalı ve genel sağlık sisteminde mevcut olan tüm tıbbi, cerrahi ve psikiyatrik olanaklara ulaşma ve yararlanma olanağından da eşit şekilde yararlanmalıdır. Devletler alıkonulan kişiye tıbbi bakımı her zaman ve derhal sağlamanın yanı sıra mahpusların esenliğini de güvence altına almak için tedavi amacının yanında koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini de yerine getirmekle yükümlüdür. Pandemi devletin bu yükümlülüğünü askıya almadığı gibi mahpusların temel haklarını da ortadan kaldırmamaktadır. Zira tutulma ve cezalandırma mekânlarında kalanların da yararlanmaları gereken hakların sürekliliği söz konusudur ve bu kişileri temel haklarından yoksun bırakmak ikinci bir cezalandırma anlamına gelecektir.

 

Son olarak bu raporun açıklandığı gün hapishanelerde Abdullah Öcalana yönelik tecridin sonlandırılması ve artan hak ihlallerini protesto etmek amacıyla 27 Kasımda başlatılan süresiz-dönüşümlü  açlık grevi eylemi 40. gününe girmiştir. Eyleme katılan kişi sayısı hapishaneden hapishaneye değişiklik göstersede mahpuslar ortalama beşer kişilik gruplar ile beşer günlük açlık grevi yapmaktadır. Mahpusların talebi ise; Türkiyedeki varolan yasaların uygulanarak Abdullah Öcalan üzerindeki hukuka aykırı tecritin son bulması, Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile görüşmesinin sağlanmasıdır. Pandemiden ötürü ağır hak ihlallerinin yaşandığı, mahpusların ihtiyaç duydukları tedaviye dahi erişemediği bu dönemde açlık grevlerinin sürmesi halinde geri dönülemez nitelikte ağır sonuçlar doğuracağı ortadadır. Zira salgın sürecinde hapishanelerde artan hak ihlallerine yönelik hazırlanan raporlardan mahpusların sağlıklı gıdaya ve ihtiyaç duydukları tedaviye erişimlerinin sağlanamamasından ötürü özellikle bağışıklık sistemlerinin zayıfladığı bilinmektedir. Pandemi koşulları dolayısıyla mahpusların bağışık sisteminin düşüklüğü konusunda uyaran hekimler başlatılan açlık grevinin, daha önceki eylemlerden daha fazla risk barındırdığını belirtmiştir.  Bu sebeple mahpuslar daha fazla hak ihlaline uğramadan; herhangi bir yaşam hakkı ihlali olmadan açlık grevlerinin son bulması için Abdullah Öcalana uygulanan hukuka aykırı tecridin kaldırılması ve hapishanelerdeki hak ihlallerine derhal son verilmesi gerekmektedir.

 

 

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi

Hapishane Komisyonu

 

[1] Veriler 01.01.2020 tarihi itibariyle Dünya Sağlık Örgütü’nün resmî sitesinden (https://www.who.int/emergencies/diseases/novel-coronavirus-2019) alınmıştır.

[2] Veriler  01.01.2021 tarihi itibariyle Sağlık Bakanlığı’na ait (https://covid19.saglik.gov.tr/ ) sitesinden alınmıştır.

[3] Veriler  Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün resmî sitesinden (http://www.cte.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/ceza-infaz-kurumlarinda-kovid-19-pandemi-surecine-dair-kamuoyu-aciklamasi17062020045113) alınmıştır.

[5] Pandemi dönemine ilişkin hapishanelerde alınan önlemler Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün sitesinde açıklanmıştır. (http://www.cte.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/ceza-infaz-kurumlarinda-kovid-19-pandemi-surecine-dair-kamuoyu-aciklamasi17062020045113)

[6] 25.06.2020 tarihli TBMM İnsan Hakları Alt Komisyonu görüşme tutanakları sayfa 5. “ CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ YILMAZ ÇİFTCİ: … Bu tedbirlerden, esnettiğimiz tedbirlerden birincisi belki, avukat görüşleri oldu. Daha önce salgının yaygın olduğu dönemlerde, daha çok, acil, zorunlu hâllerde ancak avukat görüşebiliyordu; onun dışında mümkün olduğu kadar, çok fazla giriş-çıkış olmasın, temas olmasın diye görüşler daha sınırlı sayıdaydı. Ama artık duruşmaların da 15 Haziran itibarıyla başlamış olması nedeniyle avukat görüşleri üzerindeki kısıtlama kaldırılmış oldu, esnetilmiş oldu. Bunu şöyle yaptık: Malum, avukat ile cezaevinde bulunan tutuklu ya da hükümlü müvekkili yüz yüze bir oda içerisinde görüşme yapıyordu. Şimdi, henüz tabii ki salgın geçmiş değil, bu nedenle aradaki fiziki teması keselim istedik. Aralar cam ya da şeffaf benzeri bir malzemeyle kapatılarak, bu bankolarda konulan sistem gibi bir sistemle, gene yüz yüze ama arada şeffaf bir engel bulunarak görüşmeler yapılıyor. Avukat görüş mahallerini buna göre düzenlemiş olduk.”

[7] https://basin.adalet.gov.tr/ziyaretciler-ceza-infaz-kurumlarina-hes-koduyla-giris-yapacak

[8] El-Masri v. Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti, Bşv. No: 39630/09,

[9] Valasinas v. Litvanya, Bşv. No:44558/98, Iwanczuk v. Polonya, Bşv. No: 25196/94, Yanko v. Bulgaristan, Bşv. No:39084/97

[10] Wieser v. Avusturya, Bşv. No: 2293/03

[11] Pawel Pawlak v. Polonya, Bşv. No: 13421/03

[12] Frérot v. Fransa, Bşv. No:70204/01

[13] El Shennawy v. Fransa, Bşv. No:51246/08

[14] Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi  Rec (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek md 1

[15] Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi  Rec (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek md 18.1

[16] Kudła v. Polonya Bşv No. 30210/96

[17] Aleksanyan v. Russia, Başvuru No 46468/06, 05 Haziran 2009, para 137; Gülay Çetin v. Turkey, Başvuru No 44084/10,  05 Mart 2013, para 105;   Mouisel v. France, Başvuru No. 67263/01, 21 Mayıs 2003, para 48; Riviere v. France, Başvuru No 33834/03, 11 Ekim 2006, para 76

[18] Kudła v.Polonya Bşv No. 30210/96

[19] Dudchenko v. Rusya, Bşv. No 37717/05

[20] Öcalan v. Türkiye, Bşv. No: 46221/99, 12.05.2005