21.01.2026
GİRİŞ
Hapishaneler, devletin özgürlüğünden yoksun bıraktığı kişilere karşı sorumluluğunun en yoğunlaştığı alanlardan biridir. Özgürlüğünden yoksun bırakılma, hiçbir surette kişilerin insan onurundan kaynaklanan temel hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakılması sonucunu doğurmaz. Aksine, hapishanelerde bulunan kişilerin yaşam hakkı, sağlık hakkı, insan onuruna yakışır muamele görme hakkı, haberleşme ve özel hayata saygı hakkı başta olmak üzere temel haklarının korunması devletin pozitif yükümlülüğü altındadır.
Özgürlük için Hukukçular Derneği Ankara Şubesi tarafından yapılan hapishane ziyaretleri, mahpuslar ve yakınlarıyla gerçekleştirilen görüşmeler ile yazılı başvurular sonucunda hazırlanan bu rapor; Türkiye genelinde farklı tiplerdeki hapishanelerde sistematik, yaygın ve süreklilik arz eden hak ihlallerini ortaya koymaktadır. Raporda yer verilen tespitler, münferit uygulamaların ötesinde, ceza infaz sisteminde yapısal sorunların bulunduğunu, bunun yanı sıra hapishane idaresinin de keyfi yaklaşımlarının olduğunu ve bu sorunların başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa olmak üzere ulusal ve uluslararası insan hakları normlarıyla bağdaşmadığını göstermektedir.
Bu rapor, özellikle hasta mahpuslara yönelik uygulamalar, idare ve gözlem kurullarının keyfi kararları, tecrit uygulamaları, haberleşme ve ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamalar ile işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmesi gereken uygulamaları görünür kılmayı amaçlamaktadır.
AMAÇ
Bu raporun temel amacı; Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nin tüzüğünün 2. maddesi uyarınca, hapishaneler ve gözaltı merkezlerinde bulunan kişilerin haklarının korunmasına katkı sunmak ve insan onuruna uygun yaşam koşullarının sağlanması için yaşanan hak ihlallerini belgelemektir.
Bu kapsamda raporun amaçları şunlardır:
- Mahpusların maruz kaldığı hak ihlallerini somut verilerle ortaya koymak,
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ışığında tespit edilen ihlalleri hukuki olarak değerlendirmek,
- Özellikle hasta mahpuslar bakımından yaşam hakkı ve sağlık hakkına yönelik ihlallerin görünür kılınmasını sağlamak,
- İdare ve Gözlem Kurullarının koşullu salıverme süreçlerinde keyfi ve ayrımcı uygulamalarını belgelemek,
- Tecrit, izolasyon, iletişim ve sosyal faaliyetlere erişimin engellenmesi gibi uygulamaların mahpuslar üzerindeki etkilerini ortaya koymak,
- İlgili kamu kurumlarını, yargı mercilerini ve kamuoyunu bilgilendirmek ve hak ihlallerinin giderilmesine yönelik somut öneriler sunmak.
YÖNTEM
Bu raporda; Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nin Ankara Şubesi tarafından yapılan hapishane ziyaretlerinden, mahpusların aileleri, avukatları ve yakınları ile yapılan görüşmelerden ve mektuplardan edinilen bilgiler kullanılmıştır.
Rapor Tarihi İtibariyle Hak İhlalleri Tespit Edilen Hapishaneler:
- Afyon T Tipi Kapalı Hapishanesi
- Bolvadin T Tipi Kapalı Hapishanesi
- Çorum L Tipi Kapalı Hapishanesi
- Eskişehir H Tipi Kapalı Hapishanesi
- Karabük T Tipi Kapalı Hapishanesi
- Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
- Kırşehir Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
- Kırşehir S Tipi Kapalı Hapishanesi
- Sincan 1 ve 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
- Sincan 1 ve 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
- Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi
- Sungurlu T Tipi Kapalı Hapishanesi
- Yozgat 1 ve 2 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesi
HAPİSHANE ZİYARETLERİ VE GÖRÜŞMELER
AFYON T TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ
Afyon T Tipi Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- Mahpusların koşullu salıverilmesinin ertelendiği,
- Ağır şizofreni hastası bir mahpusa dahi pişman olduğunu söylemesinin dayatıldığı, bu sebeple tahliyesinin ertelendiği,
- Hastaneye sevklerde gecikmeler yaşandığı, diş sorunları yaşamalarına rağmen diş sevklerinin hastaneye yapılmadığı,
- Kargoların çok geç verildiği,
- Sadece Hürriyet, Sabah ve Takvim gazetesinin verildiği, Yeni Yaşam, Birgün, Evrensel gibi muhalif yayınların verilmediği,
Aktarılmıştır.
BOLVADİN T TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ
Bolvadin T Tipi Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- Hasta mahpusların ATK’ye sevk süreçlerinin yavaş olduğunu, kimilerinin sevk bile edilmediğini,
- Hasta mahpuslara dahi sevklerde ağız içi arama dayatıldığını, bunu kabul etmeyen mahpuslara 1 ay görüş yasağı verildiğini, tüm mahpusların Adalet Bakanlığı’na dilekçe yazdığını, idarenin “dilekçelerinizi geri çekin uygulamadan vazgeçeyim” demesine rağmen ağız içi aramanın devam ettiği,
- Hasta mahpusların konutta infaz taleplerinin reddedildiği,
- Bolvadin’de gazete bayilikleri olmadığı gerekçesiyle talep ettikleri hiçbir gazetenin verilmediği, mahpusların talep ettikleri televizyon kanallarının hapishane yönetimi tarafından açılmadığı,
Aktarılmıştır.
ÇORUM L TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ
Çorum L tipi Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- Mahpusların süreli hapis cezasıyla hükümlü olmalarına rağmen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedilmiş gibi infaz rejimi uygulandığı, Çorum’a getirildikleri günden itibaren 3 yılı aşkın bir süredir tek kişilik hücrelerde tecrit altında tutuldukları, diğer mahpuslarla aynı odaya geçme taleplerinin keyfi şekilde reddedildiği,
- Günde sadece bir saat havalandırmadan faydalandırıldıkları,
- Odalarında telefon kabinlerinin bulunmadığı,
- Diğer mahpuslarla sohbet vb. herhangi bir sosyal hakkın kullandırılmadığı,
- Yeni Yaşam, Birgün, Evrensel gibi muhalif yayınların verilmediğini, yine Meclis TV ve Halk TV benzeri televizyon yayınlarına erişemedikleri,
Aktarılmıştır.
ESKİŞEHİR H TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ
Eskişehir H Tipi Kapalı Hapishanesi’nde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- Mahpusların tek kişilik hücrelerde tutuldukları,
- 81 yaşında, iki kere ameliyat geçiren, böbrekte kist, bel fıtığı, şeker, tansiyon, varis, prostat hastalığı bulunan, yürüyemeyecek hale gelen hasta mahpusun; psikolojik rahatsızlıkları bulunan ve %60 engelli raporu olan hasta mahpusun hala tahliye edilmediği,
- İdare ve gözlem kurulunun “bu süreç hakkında ne düşünüyorsun, katılıyor musun” şeklinde sorular sorarak “mahpusun örgütten ayrılmadığı ve pişmanlık duymadığı sebebiyle iyi halli olmadığı” gerekçesiyle koşullu salıvermeleri engellediği,
- İdare ve gözlem kurulunun “etkinliklere ve kurslara çıkmıyorsunuz, kitap okumuyorsunuz” değerlendirmesi yaptığı ancak etkinlik ve kursların açılmadığı, bu değerlendirmenin asılsız olduğu, kütüphaneden alınan kitaplar listeye geçirilmediği için mahpusların kitap okumuyor gibi göründüğü,
- Ayda 3 defa spora çıkarıldıkları,
- Hastane sevkleri sırasında mahpuslara jandarma tarafından ağız içi aramanın yapıldığı, ağız içi arama uygulamasına itiraz eden mahpuslara disiplin cezası verildiği,
- Öğlen yemeğinin belirli bir saatte gelmediği,
Aktarılmıştır.
KARABÜK T TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ
Karabük T tipi Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- Hapishanede bulunan 13 siyasi mahpusun 9'unun tahliyesinin idare ve gözlem kurulu kararlarıyla engellendiği,
- 6. kez tahliyesi ertelenen mahpusun olduğu, gerekçelerin “örgütten ayrılmama” gibi soyut tespitlere dayandığı,
- İlke TV ve Yeni Yaşam Gazetesi gibi yayınlara erişilemediği,
Aktarılmıştır.
KIRIKKALE F TİPİ YÜKSEK GÜVENLİKLİ KAPALI HAPİSHANESİ
Kırıkkale F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- Kelepçeli muayene dayatması nedeniyle tedavilerin engellendiği,
- Hastaneye sevklerin keyfi biçimde aksatıldığı, revirin reçete/rapor düzenlemediği, raporlu ilaçların yazılmadığı/verilmediği,
- Mahpusların hastaneye sevklerde ağız içi arama ve kelepçenin çıkarılmaması nedeniyle sevkten vazgeçmek zorunda kaldıkları,
- Sohbet, spor, kurs/atölye gibi faaliyetlerin fiilen kullandırılmadığı,
- Aile görüşlerinde kişi sayısının keyfi yorumlarla düşürüldüğü; küçük çocukların “kişi” sayıldığı ve böylelikle aile görüş hakkının fiilen engellendiği,
- Yayınlara erişimde, gazete, dergi ve kitap temininde keyfi kısıtlamaların olduğu; kitap kotasının konulduğu ancak fiilen işletilmediği,
- Dilekçe/başvuru yollarında evrak kayıt numarası verilmediği, gönderilerin akıbetinin takip edilemediği, mektup/kargo dağıtımında çok uzun gecikmeler yaşandığı,
- Aramalarda eşyaların dağıtıldığı ve zarar gördüğü; fotoğraf albümleri ve kişisel eşyaların tahrip edildiği,
- Disiplin soruşturmasının ve idare gözlem kurullarının “en küçük talebe dahi” karşılık olarak bir tehdit/denetim aracı gibi kullanıldığı,
- Koğuş yerleşiminde adli-siyasi mahpusların aynı koridorda tutulmasının gerilim yarattığı; adli mahpusların siyasilere karşı küfür, hakaretlerine idarenin etkisiz kaldığı,
- Avukat görüşlerinde kayıt işlemlerinin keyfi yorumlandığı, “aslı gibidir” şerhi üzerinden görüşlerin başlatılmadığı, uzun süre bekletmeler yapıldığı,
- Görüşme odasına geçilse dahi mahpusların çok geç getirildiği, gün içinde “faaliyet var/öğlen arası” gibi gerekçelerle görüşlerin kesildiği,
- Aynı gün içinde birden fazla mahpusla görüşmek için tekrar tekrar dışarı çıkarılıp yeniden kayıt yaptırma dayatmasının süreyi tükettiği,
- Avukat kabini/altyapı gerekçesiyle uzun süre beklettikleri, bu uygulamalara dair suç duyurularında takipsizlik verildiği,
Aktarılmıştır.
KIRŞEHİR YÜKSEK GÜVENLİKLİ KAPALI HAPİSHANESİ
Kırşehir Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- Merdivenli yerde kalamayacağına dair raporu olan ve yeni sevk gelen hasta mahpusun keyfi şekilde merdivenli odaya verildiği,
- Yeni sevk gelen mahpusun, benzer dosyadan yargılanan mahpuslarla aynı odada kalma talebi bahane edilerek darp edilerek yerde sürüklendiği, elinin yaralandığı, hakkında disiplin soruşturması açıldığı,
- Havalandırma saatinin 1.5 saatten, 1 saate indirildiği, buna dair kararı istediklerinde infaz koruma memurlarının mahpuslara saldırdığı,
- İnfaz koruma memurlarının adli mahpuslara hitaben siyasileri kastederek “bunlar terörist, bunlarla konuşmayın, havalandırmadayken kaynar su dökün, zarar verin” şeklinde provokatif söylemde bulundukları,
- Ağız içi arama dayatması nedeniyle hastaneye gidemedikleri,
- Kurs ve atölyelerin siyasi mahpuslara verilmediği,
- Bugüne dek odada 12, depoda sınırsız kitap tutabiliyorken, odada ve depoda toplam 12 kitap sınırlamasının getirildiği, aksi halde kitapların imha edileceğinin bildirildiği,
- Sıcak suyun ham petrol renginde aktığı, semaverde su ısıtarak duş alabildikleri, suların çok kötü koktuğu,
- Tahliyelerin keyfi şekilde idare gözlem kurulu kararıyla ertelendiği ve 6 ay arayla yeni kurul günü belirlendiği,
- Aynı hapishanedeki mahpusa göndermek istenilen mektuba “örgütsel iletişim” denilerek el konulduğu ve disiplin soruşturması açıldığı,
- Psikolojik sorunları olan mahpusun tedavisinin yapılmadığı ve kendisine zarar verdiği,
- Odada bulundurdukları radyodan dolayı açılan ceza davasından beraat edilmesine rağmen radyonun mahpusa teslim edilmediği, beraat kararına rağmen 11 günlük hücre cezasının iptal edilmediği,
Aktarılmıştır.
KIRŞEHİR S TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ
Kırşehir S tipi Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- Ağırlaştırılmış müebbet bir mahpusun odasında arama adı altında eşyalarının, mektuplarının dağıtıldığı, bunu protesto etmek için slogan atması nedeniyle hakkında disiplin soruşturması açıldığı,
- Gardiyanların tahrik edici yaklaşımlarının olduğu,
- Oda değişim taleplerinin keyfi şekilde reddedildiği,
- Kamu kurumlarına göndermek istedikleri mektuplardan bazılarına el konulduğu,
- Ağız içi arama dayatmasının devam ettiği,
- Siyasi mahpusların kurs ve atölye haklarını keyfi olarak kullandırılmadığı,
- Suların içilmez durumda olduğu ve çok az aktığı,
- Ağır hasta mahpusun bile koşullu salıverilmesinin idare gözlem kurulunun keyfi kararlarıyla engellendiği ve 3 defa 6 ay süreyle uzatıldığı,
Aktarılmıştır.
SİNCAN 1 VE 2 NOLU F TİPİ YÜKSEK GÜVENLİKLİ KAPALI HAPİSHANESİ
Sincan 1 ve 2 nolu F Tipi Kapalı hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- Mahpuslar tarafından istenilen gazete, dergi, özellikle de Yeni Yaşam Gazetesi ve Jineoloji Dergisinin okunmasının bilinçli olarak engellenmeye çalışıldığı,
- Son dönemde kitap kota sayısı şeklindeki uygulamanın devam ettiği,
- Televizyon kanal sayısının az olduğu, talep edilen kanallar için çözüm sunulmadığı,
- Mektupların geç gönderildiği,
- Covid salgını nedeniyle kaldırılmış olan sosyal aktivitelere devam edilmediği, sanatsal faaliyetlere ve atölyelere izin verilmediği, mahpusların hapishane yetkililerinden sanatsal, sosyal etkinlikler talep ettikleri fakat taleplerin keyfi bir şekilde yerine getirilmediği,
- Hastaneye sevklerde ağız içi arama yapıldığı, bu uygulamayı kabul etmeyen mahpusların hastaneye sevkinin gerçekleştirilmediği,
Aktarılmıştır.
SİNCAN 1 NOLU YÜKSEK GÜVENLİKLİ KAPALI HAPİSHANESİ
Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- Yüksek güvenlikli hapishanelerin mimarisinden kaynaklanan genel tecrit sorunlarının devam ettiği, bir arada kalmak isteyen mahpusların aynı blokta bulunmasına izin verilmediği,
- Haftada 1 gün 2 saat atölye haklarının olduğunu, ancak aktivite yapılmadığı ve kurs alınabilmesi için tüm koridorun aynı kursu seçmiş olması şartlar arandığından kurs hakkından faydalanamadıkları, bağlama kılıflarının hapishane yönetimince toplatıldığı,
- Kürtçe kitapların hapishaneye kabul edilmediği,
- Kütüphanede Anayasa, CMK, İnfaz Kanunu gibi mevzuat kitaplarının bulunmadığı,
- İçinde “Kürt” veya “Kürdistan” kelimeleri geçen mektupları uygun bulmadığı, mektup okuma komisyonunun yavaş çalıştığı ve mektupların incelenmesinin aylar aldığı, hapishane içinde A bloktan B bloğa gönderilen mektubun ancak 6 ayda ulaştırıldığı,
- Spor alanına giderken ağızda sakız olmasının, bere takılmasının dahi hakkında tutanak tutulma ve disiplin soruşturması sebebi yapıldığı,
- Hastane sevklerinde gecikmelerin olduğu, hapishane yönetimince sevk günü belirlenmesine rağmen jandarmanın gelmediği gerekçesiyle hastaneye sevklerin gerçekleştirilmediği
- Hasta bir mahpusun 40 gün önce İstanbul’a ATK’ye götürülürken yere düştüğü, bu sebeple kalça kemiğinde halen sıkıntı olduğu ve bacağında “çekme” şeklinde bir ağrı olduğu; sol kolundan felç geçirdiği, kolu sebebiyle yıkanmak için uzun bir life ihtiyacı olduğu ancak hapishane idaresinin kullanmasına izin vermediği, beynine daha önce pıhtı attığı, önceki hastalıklarının devam ettiği ve hala tahliye edilmediği,
Aktarılmıştır.
SİNCAN 2 NOLU YÜKSEK GÜVENLİKLİ KAPALI HAPİSHANESİ
Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- Hapishanede tecrit ve izolasyonun sürdüğü,
- Dışarıdan gelen kitap kargoların geri gönderildiği oysa deponun dolu olmadığı, kitap kotası uygulamasının devam ettiği, depoda kitap tutulmadığı, belirtilen sınıra ulaşıldıysa dışarıdan gönderilen kitapların habersiz bir şekilde iade edildiği, yan odada kalan bir mahpusa kitap verilmek istendiğinde önce kitabın dışarıya gönderildiği, oradan tekrar hapishaneye yollanması gerektiğinin söylendiği,
- Kitaplarda yer alan Kürt ve Kürdistan kelimelerinin bütünen kitabın verilmemesine gerekçe gösterildiği,
- Televizyon kanallarında çeşitlilik olmadığı, İlke TV gibi izinli kanalların engellendiği,
- Suların çamurlu aktığı, hapishaneye, belediyeye ve açık hapishane idaresine şikayetlerde bulundukları,
- Kürtçe tercüman olmasına rağmen Kürtçe yazılan mektupların 1,5 ay kadar bekletildiği veya gönderilmediği,
- Hastane sevklerinde gecikme yaşandığı, jandarmadan kaynaklı olduğu söylenen bu sorunun çözülemediği,
- Sohbetlerin haftada 1 defa 1,5 saat gerçekleşmesi sebebiyle artması yönünde verdikleri dilekçelerin reddedildiği,
- Haftada 1 saat ve ayda 3 defa olmak üzere spor hakkı tanındığı, kalan bir haftanın aile görüşüne denk gelmesi nedeniyle ek hak tanınmadığı,
- Hava alma imkanını ortadan kaldıran kafes tellerinin sökülmesi nedeniyle disiplin cezası aldıkları, infaz hakimliğinin duruşma açmadan karar verdiği,
- Koşullu salıverilmelerin idare gözlem kurulunun keyfi kararlarıyla engellendiği,
- Bir mahpusun kasık fıtığı ameliyatı için 3 ay önce randevu almış olmasına rağmen hala ameliyat için hastaneye götürülmediği,
- Oda değişimi taleplerinin kabul edilmediği, siyasi mahpusların farklı bloklarda tutulmasından kaynaklı izolasyonun devam ettiği,
- Adlilerin küfür edip provokasyon yarattıkları,
Aktarılmıştır.
SİNCAN KADIN KAPALI HAPİSHANESİ
Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- İdare ve Gözlem Kurulu kararları ile şartlı tahliye hakkının engellendiği, 2021 yılından bu yana hiçbir mahpusun şartlı tahliye hakkından faydalanamadığı, kopyala-yapıştır ifadeler ile mahpusların iyi halli olmadığı gerekçesiyle 2021 yılından bu yana toplam 24 kadın mahpusun şartlı tahliye hakkından faydalandırılmadığı, 12 kadın mahpusun bihakkın tahliye edildiği; halihazırda 12 kadın mahpusun İdare ve Gözlem Kurulu kararları ile tahliyelerinin engellenmeye devam ettiği,
- Bir mahpus hakkında tutulan seyir defteri ile gözlem sürecinde tutulan ve ilgili servislerce düzenlenmiş gelişim değerlendirme ve gözlem raporlarının avukat tarafından Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na göre talep edildiği ancak Terörle Mücadele Kanunu’nun 20. Maddesi gereği bu belgelerin avukata verilemeyeceği cevabının yazılı olarak avukata bildirildiği,
- Mahpusların hastane sevklerinin zamanında yapılmadığı, alınan hastane randevularının yeterli jandarma personeli olmadığı gerekçesi ile iptal edildiği, iptal edildikten sonra randevu süreçlerinin baştan işletildiği ve bu sebeple MR, tomografi, mamografi, endoskopi ve kolonoskopi gibi işlemler için mahpusların en az 8 ay ila 1 yıl süreyle bekledikleri, söz konusu sorunun hapishane idaresi tarafından “yeterli jandarma personeli yok” denilerek çözümsüz bırakıldığı,
- Aynı gün farklı hastanelere randevular alındığı, hangi hastaneye gidileceğine ilişkin mahpuslara sorulmadığı ve aciliyet gözetilmeksizin seçimi jandarma personelinin yaptığı, alınan MR, ultrason, mamografi gibi randevuların açık görüş günlerine denk getirildiği bu nedenler mahpusların uzaktan gelen aileleri ile görüşmeyi tercih ettiklerini için hastane randevularından feragat etmek zorunda kaldıkları,
- Mahpusların ilaçlara zamanında ulaşamadığı ve reçete edilen ilaçların her seferinde muadillerinin verildiği,
- Dış hastanelere gidiş sırasında mahpusların yaklaşık 7 saati bulan uzun sürelerde ring araçlarında kelepçeli bekletildiği, doktorların kelepçeli muayene konusunda ısrarı ya da talebi olmadığı halde jandarmanın doktorları kelepçeli muayene konusunda yönlendirdiği, Etlik Şehir Hastanesi’nde bazı doktorların kelepçeli muayene konusunda ısrarları olduğu,
- Mahpusların devam eden tedavilerinin randevulara zamanında götürülmemeleri nedeniyle aksadığı, tedavilerinin neredeyse 2 yıllık bir sürece yayılacağı,
- Ağustos 2025 tarihinde göreve başlayan yeni müdürün prosedürler ile ilgili çok katı uygulamalarının söz konusu olduğu, odalardaki pencerelerinin önündeki tüm kitapların kaldırılması ve odaların dışarıdan açıkça görülebilecek şekilde olması yönünde ısrarcı olunduğu, kitapların kaldırılmaması halinde kitaplara erişime kısıtlama getirileceği konusunda baskı kurulduğu,
- Kantinde sağlık sebepleri ile özel diyet ihtiyacına dönük besinlere ulaşım imkanın olmadığı, doktor tarafından tavsiye edilmesine rağmen yemekhanede hasta mahkumlara özgülenmemiş tek tip diyet yemeği verildiği,
Aktarılmıştır.
SUNGURLU T TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ
Sungurlu T tipi Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- İdare ve Gözlem Kurulu kararı ile “taraflı koğuşta kalınması” gerekçesiyle bir mahpusun 1 yıl süreyle tahliyesinin engellendiği,
- Hücre cezaları nedeniyle infazı yakılan mahpuslar olduğu,
- Ayda 2 spor hakkı olduğu, bunun dışında hiçbir şekilde etkinlik, atölye, kurs vs. açılmadığı, sohbet yaptırılmadığı,
- 65 yaşında, kalp, şeker ve tansiyon hastalıkları bulunan hasta mahpusun hala tahliye edilmediği,
- Pandemi telafilerinin sağlanmadığı, telefon görüşmelerinin haftada bir 10 dakika ve açık görüşlerin ayda bir 45 dakika devam ettirildiği,
- Hastane sevklerinin geciktirildiği, diş randevularının 6-8 ayı bulabildiği,
- Sungurlu, Çorum ve Kırıkkale Devlet Hastanelerinde kelepçeli muayene yapıldığı,
- Bir mahpusun hastaneye sevkinde hapishane çıkışında jandarma tarafından üstü soyularak arama yapılmak istendiği ve bu nedenle hastaneye götürülmediği,
Aktarılmıştır.
YOZGAT 1 NOLU T TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ
Yozgat 1 Nolu T Tipi Kapalı hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- Şartlı tahliyesi engellenen mahpuslar olduğu, İdare ve Gözlem Kurulu görüşmelerinin adeta yeniden yargılama ve çapraz sorgu şeklinde geçtiği, mahpuslara sürekli olarak ‘PKK terör örgütü müdür, pişman mısın, dışarı çıktığında ne yapacaksın?’ gibi siyasi kimlik ve düşüncelerini hedef alan sorular yöneltildiğini, bu şekilde tahliyelerinin engellendiğini, engelleme sürelerinin çok belirsiz olduğunu, kimi mahpusların 9 ay ertelendiğini ve 9 ay boyunca hiçbir değerlendirme yapılmadığını,
- Böbrek yetmezliği teşhisi konulan, şekerinin yükselmesi nedeni ile gözünde kanama olan yani ciddi sağlık sorunları olan 30 yılı aşkındır hapishanede olan bir mahpusun dahi İdare ve Gözlem Kurulu kararı ile tahliyesinin engellendiği,
- İdare ve Gözlem Kurulunun ön görüşmeyi mahpuslar ile yüz yüze yaptığı ancak tahliyeye ilişkin kararın alındığı kurul görüşmesinin Segbis ile yapıldığı,
- Hapishane revirine ve dış hastanelere sevklerde ciddi gecikmeler yaşadığı, çoğu zaman en erken iki ay sonrasına randevu verildiği, bu nedenle hasta mahpusların tedavilerinin sürekli ertelendiği, hastane sevklerinde, kimi zaman kasten adli mahpuslarla aynı ring aracına konuldukları, dar bir alanda kelepçeli şekilde birlikte götürüldükleri, hastane avlusunda veya koridorlarında saatlerce, hatta tüm gün boyunca kelepçeli halde bekletildikleri,
- Kimi zaman muayene için sıra gelmediği, kimi zaman da ring bulunmadığı veya jandarma gelmediği gerekçesiyle hastane randevularının iptal edildiği, yeniden randevu almak için haftalarca, aylarca beklemek zorunda bırakıldıkları, doktorların büyük bölümünün hasta mahpuslara karşı özensiz davrandığı, uzun süreli ve ağır hastalıklarına rağmen hasta mahpusların tedavilerinin sistematik şekilde ve bütüncül olarak yürütülmediği, bazen yalnızca anlık şikâyetlerin giderilmeye çalışıldığı, kronik tabloya ilişkin gerekli özenin gösterilmediği,
- Televizyonda talep edilen muhalif kanalların verilmediği,
- Kendilerine gönderilen kargo ve postaların da zamanında teslim edilmediği, çoğu kargonun en az bir ay boyunca depoda bekletildikten sonra verildiği, bu gecikmeler nedeniyle hem ailelerinden gelen temel ihtiyaç malzemelerine hem de kitap ve yazılı dokümanlara geç erişebildikleri,
- Hapishane içindeki iletişim hakkının da fiilen sınırlandığı, koğuşta birlikte kaldıkları arkadaşları dışında kimseyle görüşemedikleri, başka koğuştaki mahpuslarla yan yana gelemedikleri, ortak sohbet ve sosyal faaliyet imkânlarının neredeyse hiç işletilmediği,
- Pandemi döneminde yapılamayan görüşmeler nedeni ile fazladan verilen telefon görüşmesi hakkının 5 aydır sistem sıkıntısı var denilerek 4 mahpusa kullandırılmadığı,
- İdarenin kendileri ile iletişim kurmadığı, müdür ile görüşme talep etmelerine rağmen görüşemedikleri ve sorunlarını aktaramadıkları,
Aktarılmıştır.
YOZGAT 2 NOLU T TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ
Yozgat 2 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesinde bulunan mahpuslarla yapılan görüşmelerde;
- İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla koşullu salıverilme haklarının keyfî biçimde engellendiği, Kurulun özellikle siyasi mahpuslar yönünden adeta ikinci bir mahkeme gibi davrandığı, yargılamalarda zaten konusu yapılmış eylemlerini yeniden sorguladığı, düşünceleri ve politik kimliği üzerinden değerlendirme yapıldığı,
- Kurul görüşmelerinde kendilerine, ceza dosyalarındaki eylemleri neden işledikleri, pişman olup olmadıkları, tahliye olduktan sonra siyasi faaliyetlerine devam edip etmeyecekleri yönünde siyasi içerikli sorular yöneltildiği; bu sorulara düşünceleri gereği yanıt vermediklerinde veya iktidarın beklentisine uygun cevap vermediklerinde “iyi hâlli değilsin” denilerek infazlarının uzatıldığı, bazı kurul kararlarında ise kendilerinin hiç söylemediği ifadelerin sanki kendi beyanlarıymış gibi tutanaklara geçirildiği, buna rağmen itiraz mercilerinin bu açık çelişkileri görmezden geldiği,
- Kurumda çok sayıda mahpusun infazının bu kurul kararlarıyla uzatıldığı, örneğin bir mahpusun yaklaşık iki yıldır koşullu salıverilme tarihine rağmen infazının uzatıldığı, toplamda otuz dört yıldır hapishanede tutulduğu, yine kurul değerlendirmelerinin arasında 6-8 ay gibi uzun süreler olduğu, ayrıca hasta mahpusların da tahliyelerinin engellendiği,
- Şartlı tahliyesi engellenen bir mahpusa bir görüşmede savcının “senin cezan 2030 yılına kadardır, istersem 2030 yılına kadar seni burada tutarım” dediği, bu sözlerin hem tehdit hem de açık bir keyfilik ifadesi olduğu, aynı savcının yine aynı mahpusa “sende aşağılık kompleksi var, o yüzden sorulara cevap vermiyorsun” diyerek hakaret ettiği,
- Hastaneye götürülmekte ciddi sorun yaşadıkları ve hastaneye sevk ve randevu taleplerine karşılık kendilerine “randevu sırası yok”, “randevu alınamadı” şeklinde cevaplar verildiği, fiilen herhangi bir uzman hekime muayene olamadıkları, bu nedenle tedavilerinin ciddi biçimde aksadığı ve sağlık hakkının açıkça ihlal edildiği,
- Hapishanede diş tedavisine erişimin de çok sorunlu olduğu, diş hekimine ancak yedi-sekiz ayda bir çıkarılabildikleri, diş ağrısı ve çürükleri bulunan çok sayıda mahpus olmasına rağmen diş tedavilerinin ertelendiği, bu nedenle mahpusların ya dişlerini kaybettikleri ya da uzun süre yalnızca ağrı kesicilerle idare etmek zorunda bırakıldıkları, bunun ağız ve diş sağlığı bakımından kabul edilemez bir durum olduğu,
- Televizyonda talep edilen muhalif kanalların verilmediği,
- Mektuplar bakımından özellikle Kürtçe yazışmalarda ciddi sorunlar yaşandığı, kendilerine gönderilen Kürtçe mektupların çoğu zaman çok geç verildiği, bazı mektupların ise hiç teslim edilmediği, buna karşılık Türkçe mektupların büyük ölçüde gecikmesiz şekilde ulaştırıldığı, bu durumun hem haberleşme haklarını hem de ana dilde iletişim haklarını ihlal ettiği,
- Mektup okuma biriminin, içeriğinde “Kürt”, “Kürdistan” gibi kelimeler geçen yazışmalara özel bir hassasiyetle yaklaştığı, bu nedenle mektupların kontrolünün aylarca sürdüğü, kimi zaman hapishane içindeki bir başka koğuştan gönderilen mektubun dahi altı ay sonra ulaştırıldığı,
- Kurumda spor, sohbet, atölye, kurs gibi sosyal ve kültürel faaliyetlerin son derece sınırlı olduğu, çoğu zaman yalnızca kâğıt üzerinde varmış gibi gösterildiği, uygulamada ise mahpusların büyük bölümünün bu faaliyetlerden yararlanamadığı, bu nedenle cezalarının fiilen tecrit ve yalnızlaştırma şeklinde infaz edildiği,
- Sevk taleplerinin hiçbir şekilde kabul edilmediği,
Aktarılmıştır.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Son dönemde Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla gündeme gelen ve Kürt sorununun barışçıl çözümü ile demokrasiyi hedefleyen “Barış ve Demokratik Toplum” süreci, yaklaşık elli yıla yakın süredir devam eden çatışmalı ortamın sona ermesi; derin toplumsal yaraların sarılması, ortak yaşam kültürünün kurulması ve yaygın insan hakları ihlallerinin son bulmasına dair toplumsal bir beklentiye neden olmuştur.
Sayın Abdullah Öcalan, 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı çağrıda özellikle “demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınması” vurgusuyla, çözüm konusundaki ısrarlı ve kararlı iradesini bir kez daha ortaya koymuştur. Ancak Sayın Öcalan’a yönelik sürdürülen ağırlaştırılmış tecrit uygulaması, barış sürecinin ilerlemesi açısından ciddi bir engel teşkil etmektedir. Bu çağrının toplumsal ve siyasal düzeyde karşılık bulabilmesi, İmralı’daki tecrit sisteminin kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın toplumsal barışa katkı sunabileceği koşulların yaratılmasıyla mümkündür.
Bu süreçte tecridin kaldırılmaması ve hukuki zeminin oluşturulmaması başta olmak üzere iktidarın henüz kapsamlı ve somut bir yol haritası ortaya koymamış olması önemli kaygılara yol açmaktadır. Özellikle TBMM çatısı altında kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, insan haklarına ilişkin yasal düzenlemelerin yapılacağı yönünde güçlü bir beklenti yaratmıştır. Ancak komisyonun çalışmaları büyük ölçüde yapısal tartışmalar ve görev tanımına ilişkin belirsizliklerle sınırlı kalmış, toplumsal beklentileri karşılayacak somut adımlar henüz atılmamış, henüz ortak rapor yazım süreci de tamamlanmamış, kamuoyunda raporun yazımının Suriye’deki gelişmelere göre zamana yayıldığı kanaati oluşmuştur.
Kamuoyunun gündemine gelen ve “reform” iddiasıyla sunulan yargı düzenlemeleri de beklentileri karşılamaktan uzak kalmıştır. 10. ve 11. Yargı Paketi birçok alanda düzenleme içermesine rağmen, her iki yargı paketi de en temel sorunlardan biri olan siyasi mahpuslara yönelik eşitsiz ve ayrımcı uygulamaların sonlandırılması yerine bizzat ayrımcı düzenlemeler getirmiştir. Yaşlı mahpuslarla ilgili özel infaz usullerinden ve Kovid düzenlemesinden siyasi mahpusların faydalandırılmaması bunlardan başlıcalarıdır.
Toplumsal barışa dair umutların yeniden filizlendiği bir dönemde, siyasi mahpuslara yönelik ayrımcı infaz politikalarının sürdürülmesi, barış ve demokratik çözüm iradesiyle açık bir çelişki oluşturmaktadır. Oysa bu sürecin kalıcılaşması sadece silahların susmasıyla değil, aynı zamanda toplumsal adaletin tesis edilmesiyle mümkündür. Siyasi mahpusların eşit yurttaşlık haklarından ve hukuki güvencelerden yararlanamaması, geçmişte yaşanan ağır hak ihlallerinin devamı anlamına gelmekte ve barışa olan toplumsal inancı zayıflatmaktadır.
Bu süreçte hapishanelerin özel olarak ele alınması kaçınılmazdır. Kürt sorununun çözümsüzlüğünden doğan insan hakları ihlallerinin en yoğun ve sistematik biçimde yaşandığı alanların başında hapishaneler gelmektedir.
Aradan bir yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen, hapishanelerde süregelen hak ihlallerinde kayda değer bir iyileşme sağlanamamıştır. Oysa hapishaneler, geçmişle yüzleşmenin ve adaletin yeniden tesis edilmesinin en somut ve simgesel mekânlarıdır. Bu alanlarda ihlallerin devam etmesi tüm toplumu ve barış umudunu olumsuz etkilemektedir.
Sonuç olarak; Türkiye’de barışçıl çözüm yollarının önünü açmak, toplumun tüm kesimlerinin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşamasını sağlamak ve hukukun üstünlüğünü yeniden inşa etmek için, hapishanelerde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara derhal son verilmeli; devlet, Anayasa ve kanunlarla üstlendiği yükümlülükleri yerine getirerek başta tecrit olmak üzere tüm hak ihlallerini ortadan kaldırmalıdır.
Raporda yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, birçok hapishanede AİHS ile güvence altına alınmış temel hakların ağır ve sistematik biçimde ihlal edildiği görülmektedir.
1) İşkence ve Kötü Muamele Yasağı
Ağız içi arama dayatmaları, kelepçeli muayene uygulamaları, darp iddiaları, uzun süre ring araçlarında kelepçeli bekletilme, hasta mahpusların tedaviye erişiminin fiilen engellenmesi, tecrit koşulları ve keyfi disiplin cezaları AİHS’nin 3. maddesi kapsamında insanlık dışı ve onur kırıcı muamele niteliğindedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları uyarınca, özellikle hasta mahpusların tedaviye erişiminin engellenmesi başlı başına kötü muamele yasağının ihlalidir.
2) Yaşam Hakkı ve Sağlık Hakkı
Ağır hasta ve yaşlı mahpusların tahliyelerinin idare ve gözlem kurulları tarafından keyfi biçimde engellenmesi, hastane sevklerinin geciktirilmesi, teşhis ve tedavi süreçlerinin aylarca sürüncemede bırakılması, kelepçeli muayene iktidarın yaşamı koruma ve sağlık hizmetlerine erişimi sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini göstermektedir.
3) Özgürlük ve Güvenlik Hakkı
Koşullu salıverilme hakkının; pişmanlık dayatması, siyasi ve örgütsel aidiyet sorgulamaları gerekçe gösterilerek engellenmesi, mahpusların özgürlüklerinden hukuka aykırı ve öngörülemez biçimde yoksun bırakılmasına yol açmaktadır. İdare ve Gözlem Kurullarının paralel bir yargı merci gibi hareket etmesi, hukuki güvenlik ilkesini ortadan kaldırmaktadır.
4) Özel Hayata ve Haberleşmeye Saygı Hakkı
Mektupların aylarca bekletilmesi veya teslim edilmemesi, Kürtçe yazışmaların engellenmesi, kargo ve gönderilerin geç verilmesi, aile ve avukat görüşlerine yönelik keyfi sınırlamalar AİHS’nin 8. maddesi kapsamında haberleşme ve özel hayata saygı hakkının ihlali niteliğindedir.
5) İfade Özgürlüğü
Gazete, dergi, kitap ve televizyon kanallarına erişimin keyfi biçimde engellenmesi; özellikle muhalif ve Kürtçe yayınlara yönelik yasaklar, mahpusların ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkının ihlal edildiğini göstermektedir.
6) Ayrımcılık Yasağı
Raporda yer alan uygulamalar, özellikle siyasi mahpuslar ve Kürtçeye yönelik ayrımcı bir infaz rejimi oluşturulduğunu ortaya koymaktadır. Benzer durumda olan mahpuslara farklı muamele yapılması, AİHS m.14 kapsamında değerlendirilmesi gereken ciddi bir sorundur.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Bu rapor, Türkiye’deki birçok hapishanede hak ihlallerinin sistematik ve süreklilik arz eden bir nitelik kazandığını göstermektedir. Özellikle idare ve gözlem kurullarının yetkilerinin kötüye kullanılması, hasta mahpusların yaşamını doğrudan tehdit eden uygulamalar ve tecrit politikaları, ceza infaz sisteminin insan haklarıyla bağdaşmadığını ortaya koymaktadır.
Öneriler
- Hasta ve yaşlı mahpuslar derhal bağımsız sağlık kurulları tarafından değerlendirilerek koşullu salıverme ve infaz erteleme mekanizmaları etkin şekilde işletilmelidir.
- Ağız içi arama, kelepçeli muayene ve benzeri keyfi uygulamalara derhal son verilmelidir.
- İdare ve Gözlem Kurullarının yetkileri sınırlandırılmalı; kararları şeffaf, gerekçeli, denetlenebilir ve yargısal denetime açık hale getirilmelidir.
- Tecrit ve izolasyon uygulamaları sonlandırılmalı; sohbet, spor, kurs ve atölye gibi sosyal faaliyetler fiilen sağlanmalıdır.
- Mahpusların ana dilde haberleşme hakkı güvence altına alınmalı; Kürtçe yazışmalara yönelik keyfi engeller kaldırılmalıdır.
- Yayınlara erişim hakkı önündeki fiili ve idari engeller kaldırılmalı; ifade ve bilgiye erişim özgürlüğü güvence altına alınmalıdır.
- Hapishaneler, bağımsız izleme mekanizmalarına ve sivil toplum örgütlerinin denetimine açık hale getirilmelidir.
ÖZGÜRLÜK İÇİN HUKUKÇULAR DERNEĞİ
ANKARA ŞUBESİ