Duyurular
KARADENİZ BÖLGE HAPİSHANELERİ HAK İHLALLERİ RAPORU, karadeniz
11.01.2022

KARADENİZ BÖLGE HAPİSHANELERİ HAK İHLALLERİ RAPORU

 KARADENİZ BÖLGE HAPİSHANELERİ HAK İHLALLERİ RAPORU

 

04 Ocak 2022

VAN

 

A- GİRİŞ

Farklı tarihlerde, farklı hapishanelerde hak ihlallerine uğrayan mahpusların bizzat, vekilleri veya aileleri tarafından Van Barosu’na, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Van Şubesi’ne ve Tuhayder’e yapılan başvurulara istinaden, Van Barosu Cezaevi Komisyonu ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Van Şubesi üyeleri tarafından mahpuslarla görüşmeler gerçekleştirilmiş; gerçekleştirilen bu görüşmeler neticesinde tespit edilen hususlar raporlaştırılmıştır.

 B-RAPORUN AMACI

Raporun amacı Temel hak ve hürriyetlere ilişkin ihlallerin tespiti, yetki ve sorumluluğu olan mercilerin ve kurumların bu ihlallerin sonlandırılmasına yönelik harekete geçmelerini sağlamak, ihlallere ilişkin etkili soruşturma yürütülmesine katkı sağlamak ve kamuoyunun dikkatini bu ihlallere çekmektir.

C. YÖNTEM

Bu raporda avukatlar tarafından hapishanelerde gerçekleştirilen ziyaretler dışında mahpusların aileleri ile yapılan telefon görüşmelerinden ve mahpusların avukatlarına gönderdikleri mektup ve fakslardan edinilen bilgiler kullanılmıştır.

Rapor tarihi itibariyle;

-Ordu E Tipi Kapalı Hapishanesi,

-Giresun Espiye L Tipi Kapalı Hapishanesi,

-Trabzon Beşikdüzü Kapalı Hapishanesi,

-Trabzon E Tipi Kapalı Hapishanesi,

-Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Hapishanesi,

-Bayburt M Tipi Kapalı Hapishanesi,

-Gümüşhane E Tipi Kapalı Hapishanesi,

-Bafra T Tipi Kapalı Hapishanesi’ne ziyaret gerçekleştirilmiştir.

 

C-CEZAEVİ ZİYARETLERİ, GÖRÜŞMELERDE AKTARILAN HAK İHLALLERİ

1-ORDU E TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan H.A. ve C.A. ile gerçekleştirilen görüşmelerde;

  • Hastaneye sevk edilen mahpusların, hastane dönüşlerinde ufak bir havalandırmanın olduğu küçük bir hücreye alındığı, bu durumun mahpusları hastane gidiş gelişlerinde zorladığı,
  • Pandemi bahane edilerek ağırlaştırılan infaz düzenlemeleri nedeniyle birçok mahpusun gözetim kurulu kararları gerekçe edilerek koşullu salıverilmeden faydalandırılmadığı, mahpuslar ile gerçekleştirilen görüşmelerde “pişman mısın, çıkınca ne yapacaksın, x örgütünü terör örgütü olarak görüyor musun” şeklinde sorular sorulduğu, Süleyman Timurtaş isimli mahpusun, soyut ve genel gerekçeler içeren kurul görüşü doğrultusunda tahliyesinin 3 ay ertelendiği,
  • Sosyal faaliyetlerin yaptırılmadığı,

 

Hususları tarafımıza aktarılmıştır.

 

 

2-GİRESUN ESPİYE L TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan Y.G. ,Ş.K. ,A.A. ,A.A. ,Y.B. ,H.I. ,H.K. ve M.U. ile gerçekleştirilen görüşmelerde;

  • Yahya Güneş isimli mahpusun akciğerinde lekelenme olup kanser hastası olduğu, tedavi için Samsun iline götürüldüğü, hastanede bekleme odası olmadığı için ringte bekletildiği bu nedenle hastaneye gitmek istemediği, aynı zamanda eklem romatizması hastalığı olduğu iklimin nemli olmasından kaynaklı tedavinin etkili olmadığı ancak başka cezaevine nakil talebinin reddedildiği,
  • Ramazan Eroğlu isimli mahpusun nörolojik hastalıklarından kaynaklı kendisine bakamadığı,
  • Şehmuz Koç isimli mahpusun nörolojik hastalıklarından kaynaklı dönemsel olarak ruhsal problemler yaşadığı ve arkadaşlarının yardımı ile kendisine bakabildiği,
  • 28 yıldır hapishanede bulunan Mehmet Emin Susın isimli mahpusun şeker-tansiyon hastası olduğu ve yatalak olduğu, kendisine bakamadığı halde ATK tarafından hapishanede kalabilir raporu verildiği,
  • Yeni Yasam gazetesi başta olmak üzere Birgün, Evrensel gibi muhalif gazetelerin mahpuslara verilmediği, sadece Cumhuriyet gazetesinin günler sonra verildiği,
  • Hastane sevklerinin geç yapıldığı, talep ettikten yaklaşık 1 ay sonra revire çıkılabildiği, hastanede kelepçeli tedavi dayatıldığı için birçok mahpusun tedaviyi kabul etmeyerek geri döndüğü, bu nedenle disiplin cezaları verildiği,
  • Kantin fiyatlarının fahiş olduğu,
  • Kürtçe gramer kitapları dahil yasaklı olmayan hiçbir Kürtçe kitabın verilmediği, dergilerin hiçbir şekilde verilmediği,
  • Sıcak suyun sabah ve akşam 1’er saat verildiği,
  • Radyo verilmediği,
  • Verilen yemeklerin az ve yenilmeyecek kadar kötü durumda olduğu,
  • Sosyal aktivitelerin yaptırılmadığı, sadece oda oda spora çıkarıldıkları,
  • İzole olmayan personelce kalabalık koğuş aramalarının yapıldığı,
  • AHİM başvuru formunun mahpuslara ücretli verildiği,
  • Hapishane girişinde mahpuslara çıplak arama yapıldığı,

 

Hususları tarafımıza aktarılmıştır.

3-TRABZON BEŞİKDÜZÜ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan M.B. ve K.K. ile gerçekleştirilen görüşmelerde;

  • Yasak denilerek okumak istedikleri Yeni Yasam gazetelerin kendilerine verilmediği,
  • Her bir mahpus için 5 (tane) kitap kotası getirildiği, Kürtçe gramer kitapları dahil yasaklı olmayan hiçbir Kürtçe kitabın verilmediği, dergilerin hiçbir şekilde verilmediği,
  • Halk Tv, TL1, TRT3 gibi kanalların da yayınlarının kesilmesi ile ana akım medya dışında herhangi bir kanal izlenemediği,
  • Sosyal aktivitelerin yaptırılmadığı, sadece oda oda spora çıkarıldıkları,
  • Mahpuslara radyo verilmediği,
  • 3 yıldır oda değişim taleplerinin gerekçesiz bir şekilde reddedildiği,
  • Çoğu mahpusun ailesinden uzak bu hapishaneye nakledildiği için aile görüşlerini yapamadığı,
  • Mahpusların 8 Kişilik koğuşta 16 kişi kaldıkları,
  • Kantin fiyatlarının fahiş olduğu,

 

hususları tarafımıza aktarılmıştır.

4-TRABZON E TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan Ö.Ş. , İ.Ç. ,İ.A. ile gerçekleştirilen görüşmelerde;

  • Siyasi mahpusların 2 ayrı oda şeklinde toplam 11 kişi olduğu, oda birleştirme taleplerinin reddedildiği ve 2 odanın birbirinden uzak ve habersiz olduğu,
  • 29 yıldır hapishanede olan, anemi ve kalp rahatsızlığı bulunan Mehmet Sabri Yakut isimli mahpusun tahliyesinin taraflı koğuşta kaldığı gerekçesi ile reddedildiği,
  • Sara ve sinüzit hastası mahpus Ahmet Zenger, 60 yaşındaki mahpus Abdulmenaf Alakurt ve Astım Hastası İlhan Çevik’in tedavilerinin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilemediği,
  • Sosyal aktivitelerin yaptırılmadığı, sadece oda oda spora çıkarıldıkları,
  • Kürtçe kitap ve mektupların tercüman yok gerekçesi ile kendilerine verilmediği,
  • Birgün gazetesi dışında diğer gazetelere erişemedikleri,
  • Halk Tv, TL1, TRT3 gibi kanalların da yayınlarının kesilmesi ile ana akım medya dışında herhangi bir kanal izlenemediği,
  • Mahpuslara radyo verilmediği,
  • Koğuş avlularının tel örgü ile kapalı olduğu,
  • izole olmayan personelce kalabalık koğuş aramalarının yapıldığı,

 

hususlarını tarafımıza aktarmışlardır.

5-RİZE KALKANDERE L TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan U.K., M.U., H.Ç. S.N. ile gerçekleştirilen görüşmelerde;

  • Son 3 haftada kalabalık personel ile koğuşlarda kapsamlı 3 aramanın yapıldığı, daha önce kantinden alınmış olan yastıkların infaz koruma memurları tarafından fazla denilerek tekme ile koğuştan dışarı çıkarıldığı, mahpusların sıra düzenine sokulmak istendiği, arama esnasında 3 İ.K.M. tarafından tahrik ve provoke edici söylemlerde bulunulduğu,
  • Bütün siyasi mahpusların 4 koğusa ayrıldığın ve bu 4 koğusun cezaevinin 4 ayrı bloğuna gönderildiği, bu surette diğer mahpuslar ile hiçbir şekilde görüşemedikleri ve haber alamadıkları,
  • Önceden verilen Evrensel gazetesinin de artık verilmediği, Yeni Yaşam, Birgün vs. hiçbir muhalif gazetenin verilmediği,
  • Mahpuslara radyo verilmediği,
  • Kürtçe mektupların ve kitapların ya verilmediği, ya da çok geç bir zamandan sonra verildiği,
  • Mahpuslara dışardan gönderilen şalvar giysilerinin hiçbir gerekçe olmamasına rağmen verilmediği,
  • Çoğu mahpusun ailesinden uzak bu hapishaneye nakledildiği için aile görüşlerini yapamadığı,
  • Kantin alışverişlerinin sıkıntılı olduğu, alınacak malzemelerin pahalı olduğu,
  • Revirde muayenelerin sağlıklı bir şekilde yapılmadığı,
  • Sosyal faaliyet olarak sadece 15 günde bir kendi koğuşlarındaki arkadaşları ile spora çıkartıldıkları,

 

Hususları tarafımıza aktarılmıştır.

6-BAYBURT M TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ

 

Mahpuslardan E.K.  ve M.C.  ile gerçekleştirilen görüşmelerde;

  • Hapishanede 2 erkek siyasi mahpusun olduğu, E.K. isimli mahpusun da 23.02.2022’de tahliye olacak olması nedeniyle M.C. isimli mahpusun hapishanede tek kalacağı ve tek isteğinin başka bir hapishaneye naklolmak olduğu ancak bu talebinin idarece askıda bırakıldığı,
  • Önceden verilen Evrensel gazetesinin de artık verilmediği, Yeni Yaşam, Birgün vs. hiçbir muhalif gazetenin verilmediği,
  • Geçtiğimiz ay gerçekleşen açık görüşte aileler ile maskeli fotoğraf çekimi dayatıldığı için fotoğraf çekimlerinin gerçekleştirilemediği,
  • Kalabalık arama ve sayımların yapıldığı,
  • Odalarda Hükümlü-tutuklu ayrımı olduğu 2 kişilik odadaki tutuklu mahpusların diğer odaya geçme taleplerinin reddedildiği,
  • Mülkiye Doğan isimli mahpusun vücudunda iltihaplanma olduğu ve teşhis edilemeyen hastalıklarının bulunduğu, Zeynep Erdem isimli mahpusun ise fıtık hastası olduğu ve pandemi nedeniyle fizik tedavi yaptırılamadığı için zorluk yaşadığı,
  • Kürtçe mektupların ve kitapların verilmediği,
  • Açık görüşte ailelerin getirdiği eşyaların gerekçesiz bir şekilde alınmayarak, ailelere eşyaların kargoya verilmesinin söylendiği,
  • Her ay puanlama sistemi ile mahpusların değerlendirmeye tabi tutulduğu, Ocak ayından itibaren kurslara çıkılmaması, diğer mahpuslara koridorda selam verilmesi ve personel ile ilişkilere göre defterlerin tutulacağı, 45 puanın altına düşüldüğü zaman koşullu salıverme tarihinde 6 ay erteleme yapılacağının mahpuslara söylendiği,
  • Sadece kendi oda arkadaşları ile sohbet ve spora çıkabildikleri,
  • Kadın özgün temizlik ve bakım ürünlerine erişilemediği, tüm ihtiyaçların dış kantinden alınmasının istendiği, dışardan gönderilen ağda, epilatör gibi ürünlerin mahpuslara verilmediği ve hapishanede de bu ürünlerin temin edilemediği,
  • Mahpusların radyolarının ellerinden alındığı,

 

Hususları tarafımıza aktarılmıştır.

7-GÜMÜŞHANE E TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan R.İ. ile gerçekleştirilen görüşmede;

  • 23.12.2021 tarihinde hapishane müdürü ile 2 İ.K.M.’nin R.İ. ve H.A. isimli mahpusların kaldığı odaya geldikleri, kantinden aldıkları yasaklı olmayan su petlerini yatakların bulunduğu bölümden aşağı attıkları, neden attıkları sorulduğunda ise bir infaz koruma memuru tarafından R.İ. isimli mahpusun boynunun sıkıldığı ve kendilerine başlarını sallanarak tehditkar davranışlarda bulundukları, mahpusların konuyu cezaevi savcısına aktardıkları ve şikayetçi oldukları,
  • Kürtçe mektupların ve kitapların verilmediği, diğer mektupların ise 2-3 ay sonra verildiği,
  • Yeni Yaşam gazetesinin verilmediği, dergi verilmediği,
  • Mahpuslara verilen radyoların sadece belirli 3-5 kanalı çektiği,
  • Kendilerine traş makinesi verilmediği için saçlarını sürekli sıfıra vurmak zorunda kaldıkları,
  • İç çamaşırı çorap gibi eşyaların ailelerin göndermesi durumunda verilmediği ve bu eşyaları kantinden almaya zorlandıkları,
  • Hastane gidişlerinde yaklaşık 1 ay karantinada kaldıkları için hastalık durumlarında dahi hastaneye gitmek istemedikleri,
  • Sosyal faaliyetlerin yaptırılmadığı,
  • kaldıkları odanın duvarlarının nem ve küf ile kaplı olduğunu ve birçok çatlak bulunduğunu,
  • yakınlarında bulunan fabrikadan bulundukları odaya sürekli krom tozu geldiği ve pahalı olduğu gerekçesi ile bacalara filtre takılmadığı şeklinde kendilerine bilgi verildiği,

 

Hususları tarafımıza aktarılmıştır.

 

 

8-BAFRA T TİPİ KAPALI HAPİSHANESİ

Mahpuslardan M.S.Ö. ,T.Ç. ,K.A. VE M.Y.  ile gerçekleştirilen görüşmelerde;

  • Mahpusların hastane sevklerinde jandarma personelince kendilerine ağız içi arama dayatıldığı, mahpusların bu uygulamayı kabul etmemesi sebebiyle hastaneye götürülmedikleri, aramaya karşı çıkıldığı gerekçesi ile disiplin cezaları verildiği, 1 aylık görüş yasağı cezaları verildiği, konu ile ilgili hapishane idaresi ile yapılan görüşmelerde jandarma personelinin hapishane idaresinden bağımsız olduğu gerekçesi ile bir şey yapamayacaklarının mahpuslara bildirildiği, bu süreçte guatr hastası Bilal Akbaş’ın ağız içi aramayı kabul etmeyip hastaneye götürülmediği ve kendisine disiplin cezası verildiği,
  • Oda değişim taleplerinin 6 aydır kurul kararı denerek engellendiği,
  • Sosyal aktivitelerin oda oda ayrı olarak yaptırılmak istendiği, mahpuslar birlikte yaptılmasını talep edince de hiç yaptırılmadığı,
  • Kürtçe mektup gönderebildikleri ancak gelen mektupların tercüman yok gerekçesi ile hiçbir şekilde kendilerine verilmediği,
  • Birçok mahpusun gözetim kurulu kararları gerekçe edilerek koşullu salıverilmeden faydalandırılmadığı, Kazım Kıt isimli mahpusun, soyut ve genel gerekçeler içeren kurul görüşü doğrultusunda tahliyesinin 3 ay ertelendiği, Emrullah Kezer’in de yatarını bitirmesinin üzerinden 8 ay geçmesine rağmen serbest bırakılmadığı,kuruldan geçirilmeme gerekçelerinin az kitap okuma, ailenin görüşe gelmemesi, temizliğe dikkat etmeme gibi gerekçelere dayandırıldığı,
  • Bir gözü göremeyecek duruma gelmiş Adem Durmuş isimli mahpusun tedavisinin Ankara’da yapılabileceği durumu hastane raporları ile ortaya çıkmış olmasına rağmen sevkinin ve tedavisinin gerçekleştirilmediği,
  • Ömer Çeken isimli mahpusun diş hastalığı olduğu ve diş çekimlerini gerçekleştiremediği,

Hususları tarafımıza aktarılmıştır.

             D-YAŞANAN HAK İHLALLERİNE DAİR YASAL DEĞERLENDİRMELER

1-İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE YASAĞI

İnsan hakları Avrupa Sözleşmesinin 3.maddesinde ‘‘Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı yahut onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulamaz’’ denilerek işkence ve sair kötü muameleyi kısa ve öz biçimde yasaklamış, işkence ve sair kötü muamele yasağının kapsamını 1984 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesindeki tanımın ışığında İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi içtihatlarıyla belirlemiştir. İHAS’nin 3. maddesi yukarıda da belirttiğimiz üzere, işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve ceza kavramlarına yer vermiştir. İşkence yasağı, insanlık dışı ve küçük düşürücü muameleleri de kapsayan üst kavramdır. İHAM, İHAS 3.madde kapsamındaki işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele şeklindeki hareketlerin aralarındaki düzey, yoğunluk, ağırlık ve etkilerine dair farkları gözeterek bu muameleleri birbirinden ayırmaktadır.

İHAM a göre bir eylemin ağırlık düzeyi itibarıyla 3. maddenin kapsamına girebilmesi için muamelenin; süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ve bazı durumlarda, mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi olayın içinde yer alan tüm koşullar değerlendirilir. Eylemin amacının mağduru aşağılamak ya da küçük düşürmek olup olmadığı sorusu göz önüne alınması gereken bir unsur olsa dahi böyle bir amacın yokluğu 3. madde ihlalinin kesin olarak bulunmayacağı anlamına gelmemektedir. Bir bireyi utandıran ya da küçük düşüren, onun insanlık onuruna saygı göstermeyen ya da saygıyı azaltan ya da bireyin ruhsal ve fiziksel direncini kıracak şekilde korku, ıstırap ya da aşağılık duygusu uyandıran muamele 3. madde anlamında kötü muamele olarak değerlendirilmektedir. Aynı zamanda İHAM; Sözleşmenin 3. Maddesi kapsamında işkence dışındaki diğer kötü muamele uygulamalarında insanlık dışı, onur kırıcı ve aşağılayıcı” terimlerini kullanmaktadır. Kararlarda kötü muamelenin 3.Madde ihlaline yol açması için fiziksel yaralamaya ya da yoğun bir fiziksel veya ruhsal acı veya ıstıraba sebebiyet vermiş olması” ya da küçük düşürme veya ıstırabın, meşru bir muamele veya cezada zorunlu olarak bulunan küçük düşürme veya ıstırap düzeyinin ötesine geçmesi gerektiği” açıklanmaktadır.

5275 Sayılı Kanunun Hapis cezasının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. Maddesinin 1. Fıkrasının b bendinde Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir.” Denilmek suretiyle mahpusların hapishanede tutulma koşullarının insan onuru ile bağdaşacak koşullar altında olması gerektiği düzenlenmiştir.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Avrupa Cezaevi Kuralları hakkında (2006) 2 nolu Tavsiye Kararında özgürlüğünden yoksun bırakılmış olan herkesin cezalandırılmalarına veya tutuklanmalarına hükmedilen kararla yasal olarak ellerinden alınmayan tüm haklara sahip olmaya devam ettiği, bu nedenle özgürlüğünden yoksun bırakılmış herkese insan haklarına saygı çerçevesinde davranılması gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte mahpuslara sağlanan barınma ve özellikle uyku koşulları insan onuruyla ve mümkün olduğunca özel hayatın gizliliğiyle bağdaşması gerektiği, iklim koşulları ve özellikle metrekaresi, havanın küp hacmi, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma açısından sağlık ve hijyenin gereklerine uygun olması gerektiği vurgulanmıştır.

İHAM içtihatlarında da devletin bir kişinin insan onuruna saygı ile bağdaşır koşullarda alıkonulmasını güvence altına almak zorunda olduğu ve kişiye uygulanan tedbirin infazında izlenecek tutum ve yöntemin, kişiyi tutuklamanın doğasında kaçınılmaz olarak var olan ıstırap düzeyini aşan bir yoğunlukta sıkıntı ve zorluğa maruz bırakmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

Şunu da hatırlatmak gerekir ki işkence suçu doğrudan soruşturulacak ve kovuşturulacak suçlardan olduğundan işkence suçunu işleyen memur ve diğer kamu görevlilerinin soruşturulması için izin alınmasına gerek olmayacaktır. Ayrıca belirmek gerekir ki TCK m.94/6 uyarınca işkence suçu zamanaşımına uğramamaktadır.

Mahkûmlara Uygulanacak Muameleye İlişkin Standart Asgari Kurallar (1955), Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 2006/2 sayılı Avrupa Hapishane Kuralları, AİHS ve ulusal mevzuatımız mahpusların tutulma koşullarının insan haklarına uygun şekilde gerçekleşmesi gerektiğini düzenlemektedir.

Ziyaret gerçekleştirilen birçok hapishanede mahpuslar tarafından koğuşlarda yapılan aramaların baskın şeklinde gerçekleştirildiği, tüm eşyaların dağıtıldığı, aramaların neye istinaden gerçekleştirildiğinin bilinmediği ve kısa zaman sonra tekrar aynı aramalara maruz kaldıkları beyan edilmiştir. Yine mahpuslar, hastane sevkleriyle ilgili sorunlar yaşadıklarını, gidiş gelişlerde ağızlarına kadar olacak şekilde, insan onuruna aykırı şekilde arandıkları için sevki mümkün oldukça isteyemediklerini beyan etmişlerdir. Bunların tamamı işkence ve kötü muamele yasağını ihlal eden uygulamalardır.

2-SAĞLIĞA ERİŞİM HAKKINA DAİR TEMEL İLKE VE DÜZENLEMELER

Dünya Sağlık Örgütü Anayasası sağlık tanımı çerçevesinde Sağlık hakkı bireylerin fiziksel, ruhsal, sosyal iyilik halinin sağlanması için sahip oldukları hakları içerir. Sağlık hakkı yaşam hakkının tamamlayıcısıdır ve sağlıklı olmak yaşam hakkının temel koşuludur.

Mahpusların Islahında Temel İlkeler- Mandela Kuralları  (Kural 22-26), Tıbbi Etik İlkeler (md. 1), Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Avrupa Cezaevi Kuralları hakkında (2006) 2 nolu Tavsiye Kararı (md. 40.3) gereği cezaevindeki tutuklu ve hükümlüler, yasal statülerine bakılmaksızın, aynı kalite ve standartta, ülke genelinde mevcut,  kapatılmamış olan kişilere sağlanan tıbbi bakıma eşit erişim hakkına sahiptir.

İHAM’e göre, bir mahpusun ihtiyaç duyduğu tıbbi yardıma ulaşımını engelleyen eksiklikler İHAS’ın yaşam hakkınını düzenleyen 2. maddesinin ihlaline, gerekliliği tespit edilen tedavinin sağlanmaması ve ölümcül hastalığa yakalanmış kişiler veya sağlık durumu sürekli şekilde cezaevi koşulları ile uyumsuz hale gelmiş kişilerin alıkonulmaya devam etmesini ise işkence ve kötü muamale yasağını düzenleyen 3. maddesinin ihlaline sebep olmaktadır.

Yine İHAMnin yerleşik içtihatlarına göre; Devlet bir kişinin insan onuruna saygı ile bağdaşır koşullarda alıkonulmasını güvence altına almak zorundadır ve kişiye uygulanan tedbirin infazında izlenecek tutum ve yöntem, kişiyi tutuklamanın doğasında kaçınılmaz olarak var olan ıstırap düzeyini aşan bir yoğunlukta sıkıntı ve zorluğa maruz bırakmamalıdır.”

Hapishanede bulunan tutuklu ve hükümlüleri de kapsayacak şekilde sağlık hakkı, 1955 tarihli BM Mahpuslara Uygulanacak Asgari Standartlar”, 1982 tarihli BM Tıbbi Etik İlkeler”, 1988 tarihli BM Herhangi Biçimde Alıkonulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması için İlkeler Manzumesi”, 1990 tarihli Mahpusların Islahı için Temel İlkeler” ve 1990 tarihli “Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Kuralları” ile tanımlanmıştır.

Hapishanelerde yüzlercesi ağır, binlerce hasta mahpus bulunmaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Sözleşme hükümleri bu denli açık olmasına rağmen, sözleşme hükümlerine uyulmamakta ve hasta mahpusların Sağlık Hakları sistematik bir biçimde ihlal edilmektedir.

3-İFADE VE HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜ

Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahaleler, Anayasa madde 13’te düzenlenen “demokratik bir toplumda gerekli” görülmeli ve “ölçülülük ilkesi” ne uygun olmalıdır. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe yapılabilecek makul nedenlerin, somut olayın tüm koşulları çerçevesinde objektif bir gözlemciyi haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Mahpusların mektuplarının geciktirilmesi, sakıncalı diye gerekçesiz bir şekilde mektupların bir kısmının ya da tamamının çizilmesi haberleşme özgürlüğü ihlalidir.(AYM, 10.03.2020 tarih ve B.No: 2017/20669)

Kürtçe yazılan ya da Kürtçe gönderilen mektupların verilmemesi veya çeviri sebebiyle 4 ay gibi uzun sürede mahpuslara verilmesi de haberleşme özgürlüğünün ihlalidir. Kaldı ki mektup konusunda sadece Kürtçe yazılan mektuplar için değil tüm mektupların mahpusların eline geç ulaşması söz konusudur. Haberleşme özgürlüğünün içinde zamanında bilgi ve habere erişim hakkı da dahildir. İdare mektupları zamanında teslim etmek ile yükümlüdür. Belirsiz ve tanımsız bir süre ile sınırsız hak ve yetkiye sahip değildir..

Mahpusların beyanlarına göre gazete, kitap, gibi yayınlardan faydalanmaları engellenmektedir. Ceza İnfaz Kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlülerin yayınlardan yararlanmasına ilişkin esaslar 5275 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri de gözetilerek Anayasa Mahkemesi tarafından şu şekilde belirlenmiştir:

“1-Mahpus ceza infaz kurumlarında bulunan emanet hesabına yatırılan paradan karşılanması koşuluyla herhangi bir yayının kurumca satın alınarak kendisine verilmesini isteyebilir.

2-Resmi kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile Cumhurbaşkanı tarafından vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler tarafından çıkarılan gazete, kitap basılı yayınlar mahkemelerce yasaklanmamış olması koşulu ile mahpusa ücretsiz olarak ve serbestçe verilir.

3-Mahpus kurum kütüphanesinden serbestçe yararlanma imkânına sahiptir.

4-Mahpus mensup olduğu dinin bayram günlerinde, yılbaşında ve nüfus kaydında belirtilen doğum günlerinde dışarıdan kargoyla gönderilen ya da ziyaretçileri tarafından hediye olarak gönderilen kitapları kabul etme hakkına sahiptir.

5-Eğitim ve öğretimine devam eden mahpusun ders kitapları herhangi bir engelleme olmadan kendisine verilir.”

Bu sebeple mahpuslara yasaklanmamış, birçok yayınevi, bayii ve kitapçıda satılan, resmi abonelik yaptırılan gazete ve basılı yayınların verilmemesi, radyo ve tv imkanlarından faydalandırılmamaları ifade ve haber alma özgürlüğünün ihlalidir. Her ne kadar 14.04.2020 tarihinde 5275 sayılı Kanun mad.62/4 kapsamında değişiklik yapılmış olsa ve Basın İlân Kurumu aracılığıyla resmi ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazeteler ceza infaz kurumuna kabul edilmez denilse de mevzuat düzenlemesinin de ifade özgürlüğünü ihlal etmesi kabul edilemez. Kaldı ki Evrensel ve Birgün gazetelerinin Basın İlan Kurumu’na resmi ilan ve yayınlama hakkı bulunmasına rağmen bunların da hapishanede verilmesinin geciktirilmesi ya da verilmemesi açıkça ifade özgürlüğünün ihlalidir. Yine kitap sınırlaması hak ihlaline sebep olmaktadır. OHAL sebebiyle başlayan ve pandemi ile devam eden tecrit altındaki mahpusların durumunu bu tip uygulamalar daha da ağırlaştırmaktadır.

4- ÖZEL HAYATA VE AİLE HAYATINA SAYGI HAKKI İHLALİ

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Avrupa Cezaevleri Kuralları Başlıklı (87) 3 No’lu Tavsiye Kararı’nda ‘Tutukluların Dağıtılması’ başlığı altında düzenlenen 7. maddede “Tutukluların tutukevine dağıtılmasında, onların özellikle hukuki ve yasal durumları (sanık ya da hükümlü, ilk mahkumiyeti, kısa ya da uzun süreli olup olmadığı gibi), fiziksel durumları (genç, yetişkin, normal, hasta ya da akıl hastası ya da anormal) cinsiyetleri ve yaşları; hükümlüler söz konusu ise onlara uygulanacak davranışların özellikleri dikkate alınır.” denilmektedir. 17.09.2019 tarihli Avşar ve Tekin v. Türkiye kararına göre başvurucuların ailelerinden uzakta uzun süre hapsedilmeleri ve aile ilişkilerine etkisi; aile hayatına bu müdahalenin, sağlanması istenen meşru hedef ile ölçülü olmaması sebebiyle demokratik toplumun gerekliliklerine uymayan bir tedbir olduğu görüşüne varılmıştır. Buna rağmen mahpusların ailelerine yakın yerlere nakil talepleri reddedilmektedir. Açık yargı kararlarına rağmen uygulamada halen hak ihlaline sebep olunması hukuka aykırıdır.

5-KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ VE GÜVENLİĞİ HAKKI

01.01.2021 tarihinde yürürlüğe giren Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik” ile birlikte denetimli serbestlik, koşullu salıverilme gibi mahpus lehine olan uygulamalarda  iyi halin belirlenmesi için bir takım yeni kriterler getirilmiştir. Bunun başında ise mahpusun işlediği suçtan dolayı pişmanlık duyması” kriteridir.  Pişmanlık; içe dönük ve kişinin vicdanı ile ilgili olan duygusal bir tepkime halidir. Kişinin pişmanlık beyanının samimiyeti tam anlamıyla ölçülebilmesi mümkün değildir. Pişmanlık kriteri dışında infazın tüm aşamalarında, mahpusun hapishanelerin düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı, iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer mahpuslar ile hapishane görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, hapishane kuralları ile hapishane bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı düzenlenmiştir. Yine bu kapsamda kurullar mahpuslarla mülakat yapabilecek ve burada sordukları soruların cevabına göre iyi hal değerlendirmesi yapabilecektir. Ancak burada mahpuslara sorulacak soruların denetlenmesine ilişkin herhangi bir mekanizma bulunmamaktadır.

Görüldüğü üzere hukuka aykırı bu yönetmelikle beraber hapishane idareleri mahpus hakkında ancak ve ancak yargı makamlarının karar verebileceği hallerde yargı makamlarının yetkilerini dahi aşan bir yerde konumlandırılmış ve karar mercii haline getirilmiştir. Bu da hapishane idarelerinin mahpuslara karşı sınırsız yetkiyle donatılarak keyfi kararlar alabileceği anlamına gelmektedir.  Son birkaç ayda koşullu salıverilme tarihi geldiği halde haklarına iyi halli olmadıklarına” yönelik kararlar verilen mahpusların tahliyeleri bu keyfi kararlarla engellenmiştir. Açıktır ki, hapishane idareleri yeni yönetmelik ile kendilerine verilen yetkileri kötüye kullanmaya başlamıştır.

E-SONUÇ VE TALEP

1-Yasal ve uluslararası mevzuat evrensel hukuk ilkeleri ile birlikte göz önüne alındığında; kurumlarımıza gelen başvurular sonucunda tespit edilen işkence yasağı, sağlık ve tedavi hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, haberleşme özgürlüğü, ifade özgürlüğü ihlallerinin sebebi olan hapishane idaresi ve personeli uygulamalarının ve eylemlerinin sonlandırılması ve idarenin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir.

2-Raporda görüldüğü üzere mahpusların en temel insan hakları dahi askıya alınmış ve mahpuslar üzerindeki tecrit en üst seviyeye çıkarılmıştır.

-Ailelerinden uzak bölgelere sürgün edilen mahpusların aileleri kapalı görüş yapabilmek için pandemi koşullarında uzun seyahatler yapmak durumunda kalmakta, bu durum mahpus ailelerinin sağlığını da riske atmaktadır. Bu sebeple mahpuslara daha fazla telefon hakkı sağlanmalı ve en azından ziyaretçi listesindeki herkesle telefon ile görüşebilme imkanı sağlanmalıdır.

-Mahpusların hapishane koşullarında sosyalleşebilmesi, infaz sürelerinde sosyal ilişkilerden kopmamaları, bedensel ve ruhsal sağlıkları açısından ortak alan faaliyetleri büyük önem arz etmektedir. Özellikle yüksek güvenlikli hapishanelerde tutulan mahpusların beden ve ruh sağlıkları için uzun süre veya süresiz sosyal yalnızlaştırmaya maruz bırakılmamalıdır. Pandemi ile birlikte başlayan süreçte mahpusların ortak alan faaliyetlerinin yaptırılmaması mahpusların içinde bulunduğu tecrit koşullarının ağırlaşmasına neden olmuştur. AİHM, tamamen duyusal yalıtma ile birlikte bütünüyle sosyal yalıtmanın kişiliği tahrip edeceğini ve güvenlik veya başka gerekçelerle haklı gösterilmeyecek bir insanlık dışı muamele biçimi oluşturacağını belirtmiştir.

-Mahpusların dış dünya ile iletişim kurması, toplumdan tamamen kopmadan, meydana gelen gelişmeleri takip edebilmesi için en önemli iletişim araçlarının başında süreli ve süresiz yayınlar gelmektedir. Mahpuslar kitaplar sayesinde birçok konuda kendilerini geliştirirken gazete ve dergiler sayesinde toplumda yaşanan gelişmeleri takip edebilmektedir. Bu durum tecridin mahpuslar üzerindeki etkilerinin bir parça olsun azalmasına neden olmaktadır. Ancak hapishanelerde kitaplara getirilen kısıtlamalar ile dergi ve gazetelere getirilen yasaklamalar nedeniyle mahpuslar ifade özgürlüğü kapsamında bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğü ve haber alma hakkından faydalanamamaktadır. Bu uygulamalara derhal son verilmelidir.

3-Hukuka aykırı olan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik” ile hapishane idarelerinin mahpuslara karşı sınırsız yetkiyle donatılarak keyfi kararlar alabileceği uygulamalar gerçekleştirilmektedir. Yukarda bahsi geçtiği üzere hapishane idareleri yeni yönetmelik ile kendilerine verilen yetkileri kötüye kullanmaya başlamıştır. Bu uygulamaya derhal son verilmelidir.

VAN BAROSU CEZAEVİ KOMİSYONU

ÖZGÜRLÜK İÇİN HUKUKÇULAR DERNEĞİ VAN ŞUBESİ

VAN TUHAY-DER